Tartışmamız gereken şeylerimiz var.We have things we need to discuss.
Birkaç seçenek tartıştık.We discussed a number of options.
Bunu daha da tartışmak istiyoruz.We need to discuss this further.
Tom ve Mary tartışmaya devam ettiler.Tom and Mary continued to argue.
Tom ve Mary her zaman tartışıyor.Tom and Mary are always arguing.
Tom ve Mary hala tartışıyorlar.Tom and Mary are still arguing.
Biz bunu önceden tartıştık.We've discussed this already.
Tartışacak bir şeyimiz var.We have something to discuss.
Tom ve Mary tartışmıştı.Tom and Mary had an argument.
Tom ve Mary bir tartışma yaşadılar.Tom and Mary had an argument.
Bir tartışma yaşıyorduk.We were having an argument.
Tartışacak çok şeyimiz var.We have so much to discuss.
Onlar ne tartışıyor?What are they discussing?
Bunu hiç tartışmadık.We've never discussed it.
Bunu daha sonra tartışacağız.We'll discuss this later.
Biraz tartıştık.We had a little argument.
Tom onun seçeneklerini tarttı.Tom weighed his options.
Sen ne tartışıyorsun?What're you discussing?
Onu daha sonra tartışacağız.We'll discuss it later.
Tom ve Mary tartıştı.Tom and Mary quarreled.
Bir tartışmamız vardı.We had an argument.
Biz yarınki toplantıda o sorunu tartışmayı planlıyoruz.We're planning to discuss that problem at tomorrow's meeting.
İnsanlar her zaman sorunlarını benimle tartışmak istiyor gibi görünüyor.People always seem to want to discuss their problems with me.
Tom'un sorunlarını tartışabileceği birine ihtiyacı vardı.Tom needed someone he could discuss his problems with.
Seninle kişisel bir sorunu tartışmak için buraya geldim.I came here to discuss a personal problem with you.
Henüz tartışmadığımız başka bir sorun var.There's another problem we haven't discussed yet.
Tom'un sorunlarını seninle tartışmak istemiyorum.I don't want to discuss Tom's problems with you.
Tom, Mary'nin sorunlarını tartışmak istemedi.Tom didn't want to discuss Mary's problems.
Belki de senin sorununu şimdi tartışabiliriz.Perhaps we could discuss your problem now.
Sorunumu tartışmaya geri dönebilir miyiz?Can we get back to discussing my problem?
Bütün öğleden sonra problemi tartıştık.We discussed the problem all afternoon.
Tom'la o sorunu tartışıyordum.I was discussing that problem with Tom.
Tom'un sorunlarını tartışmak istemiyorum.I don't want to discuss Tom's problems.
Tom, Mary'yle o sorunu tartıştı.Tom discussed that problem with Mary.
Şimdi diğer sorunumuzu tartışalım.Now, let's discuss our other problem.
O sorunu yarın tartışalım.Let's discuss that problem tomorrow.
Bu tartışılabilir.It's debatable.
Tom ve Mary tartışıyor gibi görünüyor.Tom and Mary seem to be arguing.
Tom tartışmamak gerektiğini biliyordu.Tom knew better than to argue.
Tom ve Mary bir cep telefonu mesajı üzerine bir tartışma yaşadılar.Tom and Mary had an argument over a text message.
Bunu zaten tartıştık.We've already discussed that.
Tom ve Mary sürekli tartışıyor gibi görünüyor.Tom and Mary seem to argue all the time.
Tom ve Mary birbirleriyle tartışamayacak kadar yorgundular.Tom and Mary were too tired to argue with each other.
O hangi konuları tartışıyor?What topics is she discussing?
Tanrılar Tom'u Tartarus'a sürdü ve onu ve ailesini lanetledi.The Gods banished Tom to Tartarus and cursed him and his family.
Sorunu annemle tartıştım.I discussed the problem with my mom.
Cümle hakkında tartıştılar.They argued about the sentence.
Benimle tartışmayı seviyorsun, değil mi?You like arguing with me, don't you?
Erkeklerle tartışmanın anlamı yok. Hep hatalılar.There's no point arguing with men. They are always wrong.
O tartışmayı yaptığımızdan beri Tom benimle konuşmadı.Tom hasn't talked to me since we had that argument.
Tartışacak daha önemli konularımız var.We have more important matters to discuss.
Planlarımızı seninle tartışmayacağız.We won't discuss our plans with you.
Sorunu Tom'la tartıştım.I discussed the problem with Tom.
Tom ebeveynlerinin tartıştıklarını gördü.Tom saw his parents arguing.
Tom bir elmalı tart pişirdi.Tom baked an apple pie.
Parlamenter dokunulmazlık tartışmalı bir konudur.Parliamentary immunity is a controvertial issue.
Tom ve Mary bütün öğleden sonra tartıştı.Tom and Mary argued all afternoon.
Sürekli tartıştık.We argued the whole time.
Bu konu yarın tartışılacak.This point will be discussed tomorrow.
Ne yazık ki tartışmayı kesmek zorundayız.I'm afraid we must break off the discussion.