Ana içeriğe geç
Sözlük

tart ile cümle

tart kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Yayınladığım makaleyi tartıştık.We discussed the article I published.
Aslında onu Tom'la tartıştım.I've actually discussed that with Tom.
Onu Tom'la önceden tartıştım.I've already discussed it with Tom.
Endişelerimi Tom'la tartıştım.I've discussed my concerns with Tom.
Bu durumu Tom'la tartıştım.I've discussed this situation with Tom.
Burada herhangi biriyle tartışmam yok.I have no quarrel with anyone here.
Tom'la tartışacak önemli bir şeyim var.I have something important to discuss with Tom.
Tartışacak vaktim yok.I don't have time to argue.
Tom'la tartışmayacağım.I'm not going to argue with Tom.
Sadece Tom'la tartışmamam gerektiğini düşünüyorum.I just think I shouldn't argue with Tom.
O tartışmayı kaybettim.I lost that argument.
Tom'la tartışmayı seviyorum.I love arguing with Tom.
Tatlı için elmalı tart yaptım.I made an apple pie for dessert.
Tom gibi insanlarla asla tartışmam.I never argue with people like Tom.
Onu burada tartışmak istemiyorum.I prefer not to discuss it here.
Böyle sorunlu bir birey ile tartışmak anlamsız.It's pointless to argue with a disturbed individual like that.
Öyle dengesiz bir bireyle tartışmak için hiçbir yere gitmeyeceksin.You won't get anywhere arguing with a disturbed individual like that.
Böylesine rahatsız bir bireyle tartışarak bir yere varmayacaksın.You won't get anywhere by arguing with such a disturbed individual.
İlerde bunu tartışmak için sebep olmadığını anlıyorum.I see no reason to discuss it further.
Tom ve Mary sınıfta tartışıyor.Tom and Mary are arguing in the classroom.
Tom ve Mary birbiriyle tartışıyor.Tom and Mary are arguing with each other.
Tom ve Mary tartışıyor.Tom and Mary are arguing.
Kendi aralarında tartıştılar.They quarreled among themselves.
Ben onların evini geçerken Tom ve Mary tartışıyordu.Tom and Mary were arguing last night when I passed their house.
Zaten bunu Tom'la tartıştığından eminim.I'm sure you've already discussed this with Tom.
Biz şimdi onun hakkında tartışıyoruz.We're having a discussion about that right now.
Ben ne tartıştığımız hakkında Tom'la konuşacağım.I'll speak to Tom about what we just discussed.
Bunu daha fazla tartışmayacağım.I'm not going to discuss it any further.
Hemen şimdi onun hakkında tartışmayı tercih etmiyorum.I'd rather not discuss it right now.
Tom Mary ile bir tartışma daha yaptı.Tom had another argument with Mary.
Meseleyi Tom'la tartışacağım.I'll discuss the matter with Tom.
Onu burada tartışmayı tercih etmiyorum.I'd rather not discuss it here.
Bunu tartışmayacağım.I'm not going to discuss this.
Bunu personelimle tartışacağım.I'll discuss it with my staff.
Onu şimdi tartışmayı tercih etmiyorum.I'd rather not discuss it now.
Bunu Tom'la tartışmayacağım.I won't discuss this with Tom.
Tom bunu tartışmadı bile.Tom wouldn't even discuss it.
Onu tartışmayı tercih etmiyorum.I'd rather not discuss that.
Tartışacak bir şeyimiz yok.We have nothing to discuss.
Tom'la tartışmayı tercih etmiyorum.I'd rather not discuss Tom.
Bu bir tartışma değil.This isn't a negotiation.
Bunu Tom'la tartışacağım.I'll discuss it with Tom.
Bu tartışılabilir değil.This is not negotiable.
Tartışamayacak kadar çok yorgunum.I'm too tired to argue.
Tom, Mary'yle tartıştı.Tom argued with Mary.
Lütfen bu tartışmayı sona erdirin.Please put an end to this quarreling.
Tartışmamızdan beri Tom mesafesini korudu.Since our argument, Tom has kept his distance.
O her zaman yönetici ile tartışır.He always locks horns with the manager.
Bu tartışacak zaman değil.This is no time to argue.
Şimdiye kadar tartıştığımız şeyi bana tekrar hatırlat.Remind me again what we've been discussing up to now?
Tom ve Mary planı tartışmaya üç saat harcadılar.Tom and Mary spent three hours discussing the plan.
Tom, Mary'yle John'un tartıştığını duyduğunu söylüyor.Tom says he heard Mary and John arguing.
Tom ve Mary problemi tartışıyorlar.Tom and Mary are discussing the problem.
Tom sorunu benimle tartışmayacak.Tom won't discuss the problem with me.
Onu Tom'la tartışmak zorunda kalacaksın.You'll have to discuss that with Tom.
Ciddi bir tartışmamız olması gerekiyor.We need to have a serious discussion.
Tom ve Mary sık sık para konusunda tartışırlar.Tom and Mary often argue about money.
Tom ve Mary tartışıyordu.Tom and Mary are having an argument.
Bunu başka bir zamanda tartışalım.Let's discuss this at another time.
Strateji tartışmak için toplanıyoruz.We're meeting to discuss strategy.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod