tartışmalar ile cümle
tartışmalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Temmuz Günleri sırasında Bolşevik Merkez komitesindeki iç tartışmalara dair herhangi bir belge elde yoktur.W lipcu nie będzie papieskich audiencji generalnych. interia.pl. .
Rex Brown bu tartışmalarda tarafsızdı.Ricardo Berna był rezerwowym w tych spotkaniach.
Bu konudaki tartışmalar devam etmektedir.Dyskusje na ten temat trwają.
Daha sonra İnanç etrafında yapılan tartışmalarla inanç (itikad) mezhepleri de ortaya çıkmıştır.Stwarzał on niebezpieczeństwo dla gromadzonych w nim wiernych, gdyż w każdej chwili mógł grozić zawaleniem.
Bu aynı zamanda kızların başörtüsü ile eğitim alıp alamayacağı tartışmalarını da başlattı.Zaczyna też zalecać się do niedoświadczonej życiowo dziewczyny.
İtikadî tartışmalar, mümkün olan en aza indirgenmelidir.Należy trafiać w odpowiedzi jak najmniej punktowane.
Bu tartışmaların sonu reformasyonu hazırlamıştır.Oznaczało to koniec wprowadzanych przez nią reform.
Feminizm üzerine yapılan temel tartışmalar günümüzde de hala değişim sürecindedir.Centralne zagadnienia feminizmu ulegają zmianom w czasie.
Tartışmaya başlarlar ve tartışmalarını bir golf maçı ile halletmeyi kararlaştırırlar.Postanawiają rozstrzygnąć swój spór na drodze pojedynku.
Kuramı ve formülasyonları cok yoğun tartışmalara yol açmıştır.Zarówno klip jak i utwór wywołały dużo kontrowersji.
İlk primatların tam olarak ne zaman ortaya çıkmış olduklarına dair akademik tartışmalar yapılmaktadır.Historycy nie są zgodni co do tego, kiedy dokładnie należy datować ich początek.
Fakat Maria zamanının bu tartışmaların hiçbirine katılmamıştır.Ostatecznie jednak, Rico nie wystąpił w żadnym z tych spotkań.
İkilem tek tanrılı dinlerdeki teolojik tartışmalarda küçük bir farklılıkla yeniden kurulmuştur.Między obu wyznaniami istniały tylko niewielkie różnice teologiczne, dotyczące Wieczerzy Pańskiej.
Bazı eyaletlerde demokrasinin devlet idaresindeki rolü hakkında ateşli tartışmalar yaşanıyordu.I vissa kolonier utbröt hätska politiska debatter om demokratins roll i statens styrelse.
Bennett’e göre Şah daha sonra New York’taki Gurdjieff gruplarının başındakilerle de tartışmalarda bulunmuştur.Enligt Bennett engagerade sig Shah senare också i diskussioner med ledarna för Gurdijeff-grupper i New York.
Bu tartışmalar, zamanlarının en ünlü iki Hint'inin felsefi görüş farklılıklarını örnekler.Dessa debatter ger exempel på de filosofiska skillnaderna mellan de två mest kända indierna vid denna tiden.
Şiirdeki Annabel Lee'nin ilham kaynağının kim olduğu konusunda çeşitli tartışmalar bulunmaktadır.Det har varit debatt om vem, om någon, var inspirationen till Annabel Lee.
Die Weltbühne üzerinden ülkesindeki politik tartışmalara katılıyordu.Via sin medverkan i Weltbühne fortsatte han att delta i politiska debatter från Paris.
Bu güncel olarak paleoantropolojide hararetli tartışmaların sürmesine neden olan bir konudur.Detta skapade en omedelbar kontrovers inom paleoantropologin.
Buna karşın tartışmalar hala devam etmektedir.Trots detta fortsätter stridigheterna.
Ekonomik özgürlük, ekonomi ve politika tartışmalarında kullanılan bir terim.Ekonomisk frihet är ett begrepp som används i ekonomisk forskning och i politiska debatter.
Bu unvan, adı itibarıyla çeşitli tartışmalara konu olmuştur.Bakgrunden fylldes helt med ett slags tvistsöm.
Film ülkesi Mısır'da tartışmalara yol açtı.Filmen väckte debatt i Sverige.
Bu konu üzerine tartışmalar yüzyıllarca devam etti.Denna skarpa diskussion har fortsatt i över ett sekel.
Kavram olarak özellikle politika ve sosyoloji alanlarında tartışmalara yol açmıştır.Hon försökte profilera partiet inom bl.a. social- och miljöpolitiken.
Norveç'te insan hakları tartışmaları erken başlamıştır.I Norge har man påbörjat utvecklingen lite tidigare.
Fakat bu toprakların asıl kime ait oldukları hakkında tartışmalar vardır.Det råder dock delade meningar om vilken familj den tillhör.
Doğum yerinin hangi kasaba olduğu hakkında tartışmalar bulunmaktadır; ama büyük olasılıkla Doornik'dir.Vilka tamfårets vilda förfäder är, är omdiskuterat men troligen är den orientaliska mufflonen ursprungsart.
Polonya'yla yaptığı antlaşma önemli tartışmalara yol açtı.Handlingen är inspirerad av ett verkligt fall från Polen.
Bu antlaşma hala yürürlüktedir ve Avrupa Birliği üyeleri arasında zaman zaman tartışmalara neden olmuştur.Men projektet dröjer, EU:s alla medlemmar har svårt att komma överens.
Hükümette özellikle laiklik konusunda tartışmalar olması kaçınılmaz görünmekteydi.Presidenten hävdade att det rådde alltför stora motsättningar inom regeringen.
Bir örnek olarak, bu teori, pedagojik tartışmalar kapsamında özellikle yararlıdır.Den används då medvetet i en pedagogisk process.
Yine de Kızıl Ölümün Maskesi'nin nasıl yorumlanması gerektiğine dair tartışmalar mevcuttur.Den saknar även den röda kardinalens svarta ansiktsmask.
Bu durum tartışmalara ve spekülasyonlara yol açmaktadır.På så vis försvåras fusk och spekulation.
Bununla beraber organizasyonun geleceği konusunda tartışmalar başladı.Незважаючи на це, почалися дискусії про майбутню конституцію.
Bu nedenle bu konu hakkında birçok tartışmalar oldu.Щодо цього виникло багато суперечок.
Yine anne baba arasında şiddetli tartışmalar yaşanır.Великий вплив мають і взаємини між батьками.
Bennett’e göre Şah daha sonra New York’taki Gurdjieff gruplarının başındakilerle de tartışmalarda bulunmuştur.За словами Беннетта, пізніше Шах вів переговори з головами гурджієвських груп у Нью-Йорку.
AB sürecinde son günlerde yaşanan kavga ve tartışmalara bir bakıverin.Будь ласка, приходьте і подивіться останні моменти UnsraW своїми очима.
Konu Yunanistan'da büyük tartışmalara neden oldu.Так була велика суперечка у Кореї.
Fakat bu konuda da tartışmalar vardır.Однак про це ще сперечаються.
Anayasadaki cumhurbaşkanlığının rolü konusunda derin tartışmalar vardı.Були інтенсивні дебати про конституцію, в особливості про роль президента.
14. ^ Arrian, Epictetus tartışmaları, i.Громадянські війни, I, 40 Аппіан.
Tartışmalara göre bunun sebebi, 5 yaş için bir obje ile ulaşılacak amaç herhangi bir amaçla denktir.Існує гіпотеза, що у 5 років будь-яка мета, досягнута з предметом, еквівалентна будь-якій іншій меті з ним.
"Ben bütün tartışmaları sevdim.Я люблю приймати виклики».
Buna madde ve ruh arasındaki ilişkinin tartışmaları da dâhildir.Поважати стосунки між духом і матерією.
Bu tarih dönemi bir tartışma kaynağıdır ve bu konuda tartışmalar yıllarca sürecek gibi gözükmektedir.Цей інтервал часу є гарячим джерелом дебатів і обіцяє продовжувати як такої на довгі роки.
Ne yapılması konusunda uzun tartışmalar yaşanır.Розгорілася запекла дискусія, що робити.
Doğum yerinin hangi kasaba olduğu hakkında tartışmalar bulunmaktadır; ama büyük olasılıkla Doornik'dir.Відомостей про походження міста мало, але, ймовірно, це була колонія Сіракузи.
İnsan klonlama olasılıklar etik açıdan anlaşmazlıkları ve tartışmaları doğurmuştur.Можливість клонування людини викликало суперечки.
Öykünün popülerliği bazı tartışmalara da sebep oldu.Не дивно, що його дослідження стали причиною дискусії.
Bu konu üzerine tartışmalar yüzyıllarca devam etti.Боротьба тривала після цього ще ціле століття.
Ermenistan ve Avrupa Birliği arasındaki vize rejiminin serbestleştirilmesi konusunda tartışmalar da vardır.Також було прийнято домовленість про контроль кордону між Україною і Російською Федерацією.
Hakkında bu tartışmaların yaşanması tesadüfi değildir.Вони не менш зацікавлені у вирішенні цих спорів.
Yine de Kızıl Ölümün Maskesi'nin nasıl yorumlanması gerektiğine dair tartışmalar mevcuttur.Podobné téma lze nalézt i v povídce Maska červené smrti.
Bazı eyaletlerde demokrasinin devlet idaresindeki rolü hakkında ateşli tartışmalar yaşanıyordu.V některých koloniích vypukly ostré politické debaty o roli demokracie ve vládě.
Şarkı, eşcinsel teması nedeniyle tartışmalara yol açtı.Píseň byla velmi kontroverzní pro své homosexuální téma.
Sırasal ölçekli sayısal veriler için aritmetik ortalama kullanılması büyük tartışmalara açıktır.V některých situacích je pak použití aritmetického průměru jasnou chybou.
Bu nedenle, Tayvan'ın fethine yönelik tartışmalar başlamıştır.Proto je politický status Tchaj-wanu sporný.
(Bu tartışmaların asıl amacı da budur zaten.)(Budiž to cílem hry).