tartışmalar ile cümle
tartışmalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
"Ben bütün tartışmaları sevdim.«"Gosto de desafios.
Bu durum tartışmalara ve spekülasyonlara yol açmaktadır.O assunto é motivo de muitas discussões e especulações.
Ancak ben bu olayı duyduğumuda tüm tartışmaları bitirdim.E quando o fazia, a conversa acabava em discussão.
Kısacası tartışmalar hâlâ devam etmektedir. "No entanto, a contestação continua."
Piramidin inşası sırasında büyük tartışmalar yaşandı.A basílica gerou muita controvérsia quando a construção começou.
Ölümü büyük tartışmalara yol açmıştır.A causa exata de sua morte tem alimentado muita controvérsia.
Peçenin kullanılması ile ilgili tartışmalar üniversitelerde devam etti.Apesar disso, ainda permanecem controvérsias sobre o uso do hino em eventos escolares.
Lizbon'da çok amaçlı bir arena inşa etme planları, Expo '98 Ana Planının ilk tartışmalarına kadar uzanıyor.A ideia de construir o edifício remonta às primeiras discussões sobre o Plano de Urbanização da Expo 98.
Bu, "doğru" sayıdaki etmen konusunda tartışmalara neden olmuştur.Há uma certa disputa sobre o número correto.
Buna karşın tartışmalar hala devam etmektedir.Porém, ainda persistem os debates.
Tüm tartışmalara rağmen Ronaldo çok sayıda kişisel ödül kazandı.Ronaldo acumulou uma série de prémios pessoais para a temporada.
Mükemmel lens üzerine tartışmalar ilk olarak tartışılmaktadır.O melhor fármaco de primeira linha é ainda controverso.
Asılı hakkında tarihçiler arasında tartışmalar bulunmaktadır.Há uma controvérsia dos historiadores sobre sua fundação.
Müzenin açılması, edebiyat dünyasında da tartışmalara sebep oldu.Os livros também despertaram controvérsias no mundo literários.
Çalışmaları sosyal ve politik tartışmalara büyük katkıda bulunmuştur.A sua experiência teve um profundo impacto no seu pensamento político e social.
Tartışmaların alevlenmesi üzerine Michael, açıklama yapmak zorunda kaldı.Embora envergonhado pela tarefa, Michael fingiu prazer.
Yine anne baba arasında şiddetli tartışmalar yaşanır.Muito apegado a sua mãe teve uma relação difícil com seu estrito pai.
Kongrede toprak sorunu ve ulusal sorunlarla ilgili tartışmalar yaşandı.Esta região Sudoestina sofreu agruras com as questões de litígios de terras.
Her sayıda bir dosyanın tartışıldığı dergide teorik yazılar ve tartışmalar yer bulmaktadır.Em Portugal toda a gente tem uma teoria acerca dos casos e polémicas que enchem os jornais.
Bu figür orijinal nakıştan yoktur, çeşitli tartışmalardan sonra eklenmiştir.O texto original não sobreviveu e o conhecemos apenas por cópias posteriores.
Kalaşların etnik özellikleri tanımlanması yönünde bazı tartışmalar vardır.Entretanto, existem algumas dúvidas sobre os estilos de alguns personagens.
Bu konu üzerine tartışmalar yüzyıllarca devam etti.De discussie hierover is al eeuwen gaande.
Ancak bizzat Hatemi ile de aralarında tartışmalar cereyan etmiştir.Het waren mijn zonden die Hem daar plaatsten."
Ekonomik özgürlük, ekonomi ve politika tartışmalarında kullanılan bir terim.Economische vrijheid is een term die gebruikt wordt in economische en politieke debatten.
Meclis başkanı parlamento üyelerinin tartışmalarını ve konuşmalarını kontrol eder.De voorzitter van het Europees Parlement zit de debatten en activiteiten van het Europees Parlement voor.
Kitap, yoğun tartışmalara neden oldu.Het boek leidde tot felle discussies.
"Ben bütün tartışmaları sevdim.Ze zei: "Ik hield van het geruzie ...
Mammuthus cinsinin Loxodonta ya da Elephas cinsleri ile olan yakınlığı konusunda bazı tartışmalar olmuştur.Er heeft wat discussie plaatsgevonden het verwantschap tussen Mammuthus en Loxodonta of Elephas.
Ancak ben bu olayı duyduğumuda tüm tartışmaları bitirdim.Hiermee kwam een eind aan alle geschillen.
Bölgenin yeniden modellenmesi için tartışmalar yaşandı.Er kwamen verschillende plannen om het gebied weer tot bloei te brengen.
AB sürecinde son günlerde yaşanan kavga ve tartışmalara bir bakıverin.Zie verder en voor een recente discussie.
Binanın dramatik stili, yapım döneminde tartışmalara sebep olmuştur.Het moderne ontwerp van het gebouw was erg controversieel tijdens de bouw.
Kamuoyu da açık tartışmalarla oluşmaktadır.Deze komen tot stand via een publieke discussie.
Onların tartışmalarının çok gerçekçi olduğunu düşünüyorum." demiştir.Ik vind dat het realistischer is dat ze ruziën en dat er problemen zijn."
ACTA üzerinde tartışmalar kimseyi şaşırtmamalı. "Niks doen op een golfbaan roept geen meeleven op."
Bu öneri de Hitler'le General Guderian arasında hararetli tartışmalara yol açmıştır.Dit leidde tot een hevige discussie tussen generaal Guderian en Adolf Hitler.
Albümdeki şarkıların sözleri tartışmalara yol açtı.De poster van het album zorgde voor controversen.
Bir nehrin ne kadar kısmının hangi ülkede bulunduğu da çok tartışmalar ve hatta çatışmalar doğurmaktadır.Het land is door de afzettingen van de rivieren zeer vruchtbaar, maar ook erg vatbaar voor overstromingen.
Film ülkesi Mısır'da tartışmalara yol açtı.Zijn volgende films zouden in Frankrijk voor polemiek zorgen.
Burada ekip üyeleri arasında tartışmalar çıkar ama sakinleşmeyi bilirler.In het peloton is een valpartij, maar de betrokkenen kunnen hun weg vervolgen.
Mitinglere katılım oranı ise çeşitli tartışmalara neden oldu.De parlementariërtijd van Povali ging samen met verschillende controverses.
Almanya'da tartışmalar filmin ProSieben'deki ilk gösteriminden önce başladı.De film ging als eerste in Duitsland in première.
Bu konuda tartışmalar sürmekte olup, çeşitli varsayımlar ortaya atılmıştır.Bij de redenering die hiertoe leidde, zijn diverse vraagtekens geplaatst.
Aynı tartışmalar kovalent süperiletkenler içinde vardır.Die onenigheid uit zich in gigantische taartgevechten.
Doğum yerinin nerede olduğuna dair tarihçiler arasında tartışmalar bulunmaktadır.Over zijn geboorteplaats zijn de geleerden het oneens.
Bunlar özellikle Almanya’da feminist teorinin tartışmalarının alevlenmesine sebep olmuştur.Zij wilden hiermee bezwaar maken tegen de invloed van de opkomende feministische theologie in de kerk.
"Hipnoz" klibi, bazı tartışmalara yol açtı.Het nummer "Cop Killer" zorgde voor grote controverse.
Tartışmalar giderek sertleşiyordu.Het conflict kwam steeds verder op scherp te staan.
Sert tartışmalar oldu.Er werden harde noten gekraakt.
Aseksüelliğin, bir cinsel yönelim olup olmadığı üzerinde önemli tartışmalar vardır.Wciąż trwają debaty nad tym, czy aseksualizm jest orientacją seksualną, czy nie.
Bu konu üzerine tartışmalar yüzyıllarca devam etti.Owa zażarta dyskusja trwała przez ponad stulecie.
Bazı tarihçiler onun varlığına ilişkin tartışmalarda bulunurlar.Część historyków kwestionuje prawdziwość jego relacji.
Konu Yunanistan'da büyük tartışmalara neden oldu.Wzbudził on duże kontrowersje w Japonii.
Ne yapılması konusunda uzun tartışmalar yaşanır.Myślę, że będzie wiele pasjonujących dyskusji o tym, co się stało .
Bu türün sınıflandırılması büyük taksonomik tartışmalarla sonuçlandı.Przynależność zaliczanych tu gatunków długi czas budziła kontrowersje wśród taksonomów.
Film tartışmalara karıştı.Film wzbudził kontrowersje.
Ancak bütün bu tartışmalar Warhol'un para kazanmasına da yetmemiştir.Bycie na językach nie przyniosło Warholowi sukcesu finansowego.
Bu mücadelede ekonomik politikanın seyri tartışmaları belirleyici oldu.Proces wykazał przyczyny polityczne ich walki.
Dizi daha başlamadan önce tartışmalara neden olmuştur.Książka jeszcze przed ukazaniem się wzbudziła kontrowersje.
Biçem tartışmalarına son verildi.Ma dość ich kłótni.