tartışmak ile cümle
tartışmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Eğer tartışmak savaşsa, kaybederek öğrenmek gibi üstü kapalı bir denklem var.إن كان الجدل حرب، فهناك معادلة ضمنية معادلة التعلم مع الخسارة.
Eğer tartışmak savaşsa, kaybederek öğrenmek gibi üstü kapalı bir denklem var.学びを敗北と 捉えたことになってしまいます どういう事か 説明しましょう
Fakat bugün benim niyetim iyi TV kötü TV diye bir şey var mıdır diye tartışmak değil.Dar nu am venit să dezbat dacă televiziunea e un lucru bun sau rău.
Fakat bugün benim niyetim iyi TV kötü TV diye bir şey var mıdır diye tartışmak değil.Jestem tu dziś, nie po to żeby debatować o tym czy isntnieje coś takiego jak dobra czy zła telewizja.
Fakat bugün benim niyetim iyi TV kötü TV diye bir şey var mıdır diye tartışmak değil.Ma il mio intento oggi non è discutere l'esistenza di una TV buona o cattiva;
Fakat bugün benim niyetim iyi TV kötü TV diye bir şey var mıdır diye tartışmak değil.Mas hoje eu não vou debater se existe boa ou má televisão.
Fakat bugün benim niyetim iyi TV kötü TV diye bir şey var mıdır diye tartışmak değil.하지만 오늘 제가 이야기하고자 하는 것은 무엇이 좋은TV이고 나쁜 TV인지 하는 논쟁이 아닙니다.
Fakat bugün benim niyetim iyi TV kötü TV diye bir şey var mıdır diye tartışmak değil.Σήμερα ωστόσο δεν θα ήθελα να σχολιάσω εάν υπάρχει καλή τηλεόραση και κακή τηλεόραση.
Fakat bugün benim niyetim iyi TV kötü TV diye bir şey var mıdır diye tartışmak değil.אך הרעיון שלי היום אינו להתדיין בנושא האם ישנו דבר כזה טלוויזיה טובה או רעה;
Fakat bugün benim niyetim iyi TV kötü TV diye bir şey var mıdır diye tartışmak değil.ولكن فكرتي اليوم هي ليست المجادلة إذا ما كان التلفاز هو شيئ جيد أم شيئ سيئ
Fakat bugün benim niyetim iyi TV kötü TV diye bir şey var mıdır diye tartışmak değil.テレビの善し悪しを論じようとは思いません 私は テレビには
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.Aber mit Najmuddin kann man nicht diskutieren.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.Ale Najmuddin nie przyjmował sprzeciwu.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.Ale s Najmuddinem neexistuje žádná diskuse.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.Dar nu poți să discuți cu Najmuddin.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.De Najmuddinnal nem lehet beszélni.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.하지만 나즈무딘씨랑은 논의를 할 수 없습니다.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.Maar met Najmuddin valt niet te praten.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.Ma con Najmuddin non si può discutere.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.Mais avec Najmuddin, on ne discute pas.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.Mas com o Najmuddin não se pode discutir.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.Nhưng với Najmuddin, chúng tôi không thể bàn luận.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.Pero con Najmuddin no se puede discutir.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.S Nadžmuddínom sa však nedá diskutovať.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.Αλλά με τον Ναχμουντίν, δεν μπορείς να συζητήσεις.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.Но с Наджмуддином невозможно спорить.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.Но с Нажмудин не можем да водим преговори.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.אבל אי אפשר להתווכח עם נאז'מודין.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.لكن لا يمكنني مناقشة نجم الدين.
Fakat Necmettin'le tartışmak mümkün değil.私ができたのは
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.Cela nous montre bien que notre vocabulaire traditionnel est complètement dépassé sur ce sujet.
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.Ciò ci dice che i nostri vocabolari tradizionali per discutere queste questioni sono totalmente obsoleti.
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.Das sagt uns, dass unser bewährter Wortschatz zur Diskussion dieser Themen völlig überholt ist.
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.Dat maakt dat ons traditionele vocabulaire voor het bespreken van zijn deze kwesties volstrekt achterhaald is.
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.Điều đó cho thấy rằng vốn từ vựng truyền thống của chúng ta để bàn về những vấn đề này đã hoàn toàn lỗi thời.
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.Ez azt jelenti, hogy a hagyományos szótáraink ebből a szempontból teljesen elavultak.
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.여기서 알 수 있는 것은 우리가 의식에 대해 얘기할 때 쓰는 용어가 부적절하다는 것입니다.
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.Nasze tradycyjne słownictwo, w tej kwesti jest przestarzałe.
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.Reiese că vocabularul tradițional pentru asemenea aspecte e total învechit.
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.Toisin sanoen perinteinen sanastomme näistä asioista puhuttaessa on täysin ajastaan jäljessä.
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.To nám říká, že náš tradiční slovník pro diskusi o těchto věcech je naprosto zastaralý.
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.Z toho sa dozvedáme, že náš doterajší slovník, ktorý sa zaoberá týmito témami je totálne zastaraný.
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.Наш привычный словарный запас совершенно устарел для обсуждения этой темы.
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.Тепер бачимо, що звичні терміни для позначення цих явищ зовсім застаріли.
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.Това ни показва, че традиционните ни речници за обсъждане на тези случаи са абсолютно остарeли.
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.כעת, מה שזה אומר לנו בזה הוא, שאוצר המילים המסורתי שלנו שמשמש לדיון בנושאים אלה הוא מיושן לגמרי.
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.الآن، ما نستنتج من ذلك أن مفرداتنا التقليدية لمناقشة هذه القضايا، مهملة بشكل كلي
Geleneksel sözlüklerimiz artık bu konuları tartışmak için tamamen demode.語る時の表現は 時代遅れだということです 同一の事象を 神経生物学的にも
(Kahkaha) Bu başlangıcın ardından, iki çok önemli sosyal eğilimi tartışmak istiyorum.Com este preâmbulo, quero passar para a discussão das duas mais profundas tendências sociais.
(Kahkaha) Bu başlangıcın ardından, iki çok önemli sosyal eğilimi tartışmak istiyorum.Szóval ezzel az előszóval, szeretnék belevágni a két legmélyrehatóbb társadalmi trend megvitatásába.
‹‹Nerde kaldı ki, ben Ona yanıt vereyim, Onunla tartışmak için söz bulayım?A jako by som mu tedy ja mohol odpovedať, aké by som si vybral svoje slová, aby som mohol s ním hovoriť?!
‹‹Nerde kaldı ki, ben Ona yanıt vereyim, Onunla tartışmak için söz bulayım?¿Cómo, pues, podré responderle? ¿Podré yo escoger mis palabras para con él
‹‹Nerde kaldı ki, ben Ona yanıt vereyim, Onunla tartışmak için söz bulayım?Et moi, comment lui répondre? Quelles paroles choisir?
‹‹Nerde kaldı ki, ben Ona yanıt vereyim, Onunla tartışmak için söz bulayım?Hogyan felelhetnék hát én meg õ néki, és lelhetnék vele szemben szavakat?
‹‹Nerde kaldı ki, ben Ona yanıt vereyim, Onunla tartışmak için söz bulayım?huru skulle jag då våga svara honom, välja ut ord till att tala med honom?
‹‹Nerde kaldı ki, ben Ona yanıt vereyim, Onunla tartışmak için söz bulayım?hvor kan jeg da give ham Svar og rettelig føje min Tale for ham!
‹‹Nerde kaldı ki, ben Ona yanıt vereyim, Onunla tartışmak için söz bulayım?Hvorledes skulde da jeg kunne svare ham og velge mine ord imot ham,
‹‹Nerde kaldı ki, ben Ona yanıt vereyim, Onunla tartışmak için söz bulayım?Jadi, bagaimana aku dapat membantah Dia? Dengan kata-kata apa aku akan menjawab-Nya
‹‹Nerde kaldı ki, ben Ona yanıt vereyim, Onunla tartışmak için söz bulayım?Jakoż mu ja tedy odpowiem? Jakie słowa obiorę przeciwko niemu?
‹‹Nerde kaldı ki, ben Ona yanıt vereyim, Onunla tartışmak için söz bulayım?Jakž bych já tedy jemu odpovídati, a jaká slova svá proti němu vyhledati mohl?