Tom'un alanı, tarihtir.Tom's field is history.
Bu tarihi bir andır.This is a historical moment.
Bu tarihi bir an.This is an historic moment.
Evimiz tarihi bir yapıdır ve koruma altındaki bir eser olarak listelenmiştir.Our house is a historic building and is listed as a protected monument.
Okulda tarih dersi verdi.He taught history at the school.
O, tarihi değiştirdi.She changed the date.
Bu, Amerikan tarihinde zor bir dönemdi.That was a difficult period in American history.
Bugünün tarihi 11.12.13. Bu, bu yüzyıl yeniden olmayacak.The date today is 11.12.13. This won't happen again this century.
Susannah, Amerikan tarihinde bir uzmandır.Susannah is an expert in American history.
Bazı insanlar onların tarihi yeniden yazabileceklerine inanıyorlar.Some people believe they can rewrite history.
Düşünceler, tarihin rotasını biçimlendirir.Ideas shape the course of history.
Yarın tarihi geçiyor.It expires tomorrow.
Savaş sırasında birçok tarihi binanın tahrip edilmesi üzücü.It's sad that many historical buildings got destroyed during the war.
Kesin tarihi ve zamanı bilmem gerekiyor.I need to know the exact date and time.
Bir tek gün tarihin seyrini değiştirebilir.A single day can change the course of history.
Tom, Vikingler'in dünya tarihine etkileri üzerine beş dakikalık bir sunum yaptı.Tom gave a five-minute presentation about the influence of the Vikings on world history.
Avustralyalı tarihi hakkında Tom'un bildiği kadar çok bilen biriyle asla tanışmadım.I've never met anyone who knows as much about Australian history as Tom does.
Avustralya tarihini Tom kadar bilen birine hiç rastlamadım.I've never met anyone who knows as much about Australian history as Tom does.
Rehberimiz bütün bu yerlerin tarihini biliyor.Our guide knows the history of all these places.
Kraliyet Sarayı Paris'teki ünlü bir tarihi yapıdır.The Royal Palace is a famous historic building in Paris.
Belki tarihi yanlış aldın.Maybe you got the date wrong.
Gerçek insanlar tarih yapar.Real people make history.
Bu, tarihi savaşın yer aldığı söylenildiği yer.This is where the historic battle is said to have taken place.
Sabun yapmak için çeşitli süreçler tarih boyunca icat edildi.Several processes for making soap have been invented over the course of history.
Tarihi değiştiremeyiz ama ondan öğrenebiliriz.We can't change history, but we can learn from it.
O film önemli tarihsel olayların son derece yanlış bir tasviriydi.That film was an extremely inaccurate portrayal of key historical events.
Pek çokları denese de kimse tarihi değiştiremez.Nobody can change history, although many have tried.
Maria, İzlanda tarihini araştırmaya birkaç yıl harcadı.Maria spent several years investigating the history of Iceland.
Matbaanın bulunuşu tarihteki en büyük olaydır.The invention of printing is the greatest event in history.
Tom ve Mary bir tarihte hayvanat bahçesine gitti.Tom and Mary went on a date to the zoo.
Tom Avustralya'nın tarihi hakkında bir kitap okuyor.Tom is reading a book about the history of Australia.
Bu eğlenceli bir tarihtir.This is a fun date.
Tom Avustralya tarihi ile ilgileniyor.Tom is interested in Australian history.
Mary'nin Japon dili ve tarihine bir ilgisi vardır.Mary has an interest in Japanese language and history.
Tom evimizin yanındaki okulda tarih öğretiyor.Tom teaches history at the school near our house.
Ben 22 Ocak 1933 tarihinde doğdum.I was born on January 22, 1933.
Onlar bunu son teslim tarihinden önce bitirebilirler mi?Can they finish this before the deadline?
Avustralya'nın tarihi ile ilgileniyorum.I'm interested in the history of Australia.
Bugün tarih dersinde Kral VIII. Henry dönemini işledik.We studied about King Henry VIII in our history class today.
Tarihin bize öğrettiği şey insanların ondan bir şey öğrenmemiş olmasıdır.What history teaches us is that men have never learned anything from it.
Havacılığın gelişme tarihi büyüleyicidir.The history of the development of aviation is fascinating.
Ben ABD'nin tarihiyle ilgili bir kitap okuyorum.I am reading a book on US history.
Ben Amerikaların tarihi üzerine bir kitap okuyorum.I am reading a book on the history of the Americas.
Tarihi kontrol ettim.I checked the date.
Profesör, Fransa tarihi üzerine bir sunum yaptı.The professor gave a presentation on the history of France.
Öğretmen, Fransa tarihi üzerine bir sunum yaptı.The teacher gave a presentation on the history of France.
Amerikan tarihinde anti-entellektüelliğin derin bir zorlanması var.There's a deep strain of anti-intellectualism in American history.
Tarih, her daim devam eden bir süreçtir.History is an ever-ongoing process.
Bugün (burada) tarih yazılıyor!Today is history!
İsa'nın doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir.The exact date of Jesus' birth is unknown.
Sen tarihçisin.You're the historian.
Senin doğum tarihin nedir?What's your date of birth?
Son teslim tarihi geçti.The deadline has passed.
Avrupa uzun ve zengin bir tarihi olan eski bir kıtadır.Europe is an old continent with a long, rich history.
Bu son teslim tarihini yine kaçırdım!I missed this deadline again!
Şehirdeki en büyük lisede tarih öğretiyorum.I teach history at the largest high school in town.
Karşılamak için bir teslim tarihim var.I have a deadline to meet.
Dan, Linda'nın suç tarihinin boyutunu bilmiyor.Dan doesn't know the extent of Linda's criminal history.
Galileo Galilei tarihteki en ünlü astronomlardan biridir.Galileo Galilei is one of the most famous astronomers in history.
Yuri Gagarin 9 Mart 1934 tarihinde Rusya'da Moskova yakınlarında doğdu.Yuri Gagarin was born near Moscow, Russia on March 9, 1934.