Ana içeriğe geç
Sözlük

taraftar ile cümle

taraftar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Diğer bir klik ise Roma'dan askeri destek isteme taraftarı idi.Gallid palusid Roomalt sõjalist abi.
Devlet ileri gelenleri arasında da taraftarları çoktu.Tema toetajate seas oli ka palju riigikiriku liikmeid.
Kendisi fanatik bir West Ham United taraftarıdır.Faulks on West Ham Unitedi jalgpalliklubi fänn.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ahmadinejad bijvoorbeeld - die niet alleen graag een bom zouden bouwen, maar ook testen.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ahmadinejad, par exemple -- qui voudrait, non seulement construire une bombe, mais aussi la tester.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ahmadinejad por ejemplo -- a quien no sólo le gustaría construir una bomba, sino también probar una bomba.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ahmadinejad spre exemplu -- cărora le-ar plăcea nu numai să construiască o bombă, dar să testeze o bombă.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ahmadinežád - kteří by chtěli nejen sestavit bombu, ale také ji vyzkoušet.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.예를 들면 아마디 네자드가 있는데, 이들은 폭탄 제작 뿐 아니라 폭탄을 실험해보는 것도 원합니다.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ахмадинеджад, например - които биха искали не само да изградят бомба, а и да тестват бомба.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ахмадинежад, например, которые хотели бы не только построить бомбу, но протестировать ее.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.כמו אחמדינג'אד, לדוגמא, שהיו רוצים לא רק לבנות פצצה, אלא גם לנסות אותה.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.أحمدي نجاد كمثال -- الذي ليس فقط يود أن يبني قنبلة نووية , لكن يختبرها .
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.核爆弾の製造に加え 核実験をしたがっています この勢力は完全に消滅するでしょう
Allende'nin taraftarlarını çevreledi ve onları buraya getirdi.Quem capturou os seguidores de Allende... ...e os trouxe até aqui...
Allende'nin taraftarlarını çevreledi ve onları buraya getirdi.Zbral je Sallendejeve podpornike in jih pripeljal sem.
Allende'nin taraftarlarını çevreledi ve onları buraya getirdi.שאסף את כל תומכי איינדה .והביא אותם לכאן
Allende'nin taraftarlarını çevreledi ve onları buraya getirdi.若い医学生 ロベルト ナバレテさんは その1人でした
Altın Şafak taraftarları 6 Mayıs seçim günü Selanik'te seçim başarılarını kutlarken.Zwolennicy Złotego Świtu odpalający race.
Ama biliyorsunuz ki körü körüne, anlamadan formüllerin kullanılması taraftarı değilim.Mas você sabe que eu não sou cega, sem compreender as fórmulas usadas na Inglaterra.
Ayrıca bu müşteriler 18-30 yaş aralığındaki... ...genç, gündelik spor taraftarlarıydı.대부분 18-30세의 청년층이었고 평범한 스포츠 팬이었어요
Ayrıca bu müşteriler 18-30 yaş aralığındaki... ...genç, gündelik spor taraftarlarıydı.Okazało się też, że przedział wiekowy wynosi od 18 do 30 i że są to zwyczajni fani sportu.
Ayrıca bu müşteriler 18-30 yaş aralığındaki... ...genç, gündelik spor taraftarlarıydı.وقد كانوا من الشباب 18-30 ومن الجمهور الرياضي العرضي.
Ayrıca bu müşteriler 18-30 yaş aralığındaki... ...genç, gündelik spor taraftarlarıydı.熱狂的なファンというより普通のファンでした チームは顧客セグメントをより深く理解したので
Ben bu sabah konuştuk, nasıl bizim taraftar tabanı yukarı gitti, ama ihtiyacımız olanNuestros apoyos de base...
Bu grup 18-30 yaş arasındaki... ...gündelik taraftar, erkek ve kadınlardan oluşuyordu.チームは収益モデルを
Bu grup 18-30 yaş arasındaki... ...gündelik taraftar, erkek ve kadınlardan oluşuyordu.이들은 18-30세의 젊은 남녀였고 가볍게 스포츠를 즐기는 팬이었죠
Bu grup 18-30 yaş arasındaki... ...gündelik taraftar, erkek ve kadınlardan oluşuyordu.Byli to mężczyźni i kobiety w wieku od 18 do 30 lat - zwyczajni fani.
Bu grup 18-30 yaş arasındaki... ...gündelik taraftar, erkek ve kadınlardan oluşuyordu.І це були чоловіки та жінки віком від 18-ти до 30-ти років і вони були непостійними фанатами.
Bu grup 18-30 yaş arasındaki... ...gündelik taraftar, erkek ve kadınlardan oluşuyordu.مباراة واحدة. وكانوا نساءً ورجالاً من 18-30 وكانوا جمهور عرضي.
Bu konu hakkındaki düşüncelerim biraz karmaşık çünkü bir şeyleri ezberlemenin taraftarı değilim.Ho un po' un'opinione mista su questo perche' non sono un grande amante della memorizzazione delle cose.
Bu konu hakkındaki düşüncelerim biraz karmaşık çünkü bir şeyleri ezberlemenin taraftarı değilim.Ik heb er een beetje gemengd gevoel bij, omdat ik geen grote fan ben van dingen uit het hoofd leren.
Bu konu hakkındaki düşüncelerim biraz karmaşık çünkü bir şeyleri ezberlemenin taraftarı değilim.Maličko nevím, jak to pojmout, protože sám nemám rád pamatování nazpaměť.
Bu konu hakkındaki düşüncelerim biraz karmaşık çünkü bir şeyleri ezberlemenin taraftarı değilim.Tenho algumas reservas quanto a isso porque não sou um grande fã de memorizar coisas.
Bu konu hakkındaki düşüncelerim biraz karmaşık çünkü bir şeyleri ezberlemenin taraftarı değilim.Имам смесено отношение за това, защото не съм голям фен на помненето наизуст.
Bu konu hakkındaki düşüncelerim biraz karmaşık çünkü bir şeyleri ezberlemenin taraftarı değilim.У меня неоднозначное мнение по этому поводу - я не сторонник запоминания.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.A murit în mare parte din cauză că nu avea votanții de partea ei, lipsea implicarea părţilor interesate.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.부결된 원인은 아무래도 유권자의 지지와 이해 당사자의 견인력 부재입니다.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.Nebol schválený hlavne pre neprijatie zákonodarcami a aj kvôli nečinnosť záujemcov.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.No prosperó en gran medida por falta de aceptación de los electores, y falta de actuación de los interesados.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.Przepadł w głównej mierze dlatego, że brakowało wkładu wyborców, brakowało poparcia stron zainteresowanych.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.Rancangan itu ditolak terutama karena kurangnya dukungan, kurangnya daya tarik bagi pemangku kepentingan.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.Többnyire azért bukott el, mert nem volt mögötte választói támogatás, mert hiányzott az érintettek húzóereje.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.Voor een groot deel vanwege het ontbreken van belangstelling van een betrokken achterban.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.Κατά κύριο λόγο απορρίφθηκε γιατί δεν έτυχε αποδοχής των εκλογέων, δεν τράβηξε τους ενδιαφερόμενους.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.По большему счету, законопроект отклонили из-за недостаточной поддержки избирателей и заинтересованных сторон.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.הוא נפל במידה רבה בשל היעדר מעורבות מצביעים, הוא לא משך את בעלי העניין.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.選挙区民の賛同や 利権者の牽引力を 欠いたからです これは 特定の法案を
Bu yerler taraftar topladıkları, güçlerini ve kuvvetlerini kazandıkları yerlerdir.Ahí es donde consiguen seguidores, poder y fuerza.
Bu yerler taraftar topladıkları, güçlerini ve kuvvetlerini kazandıkları yerlerdir.C'est là où ils recrutent. Voilà d'où ils tirent leur puissance et leur force.
Bu yerler taraftar topladıkları, güçlerini ve kuvvetlerini kazandıkları yerlerdir.Da rekrutieren sie. Da bekommen sie Macht und Stärke.
Bu yerler taraftar topladıkları, güçlerini ve kuvvetlerini kazandıkları yerlerdir.Dat is waar ze hen werven. Daar is hun machtsbasis.
Bu yerler taraftar topladıkları, güçlerini ve kuvvetlerini kazandıkları yerlerdir.De aici recrutează ei. De aici îşi iau puterea şi forţa.
Bu yerler taraftar topladıkları, güçlerini ve kuvvetlerini kazandıkları yerlerdir.Di sanalah mereka merekruit para personelnya dan mendapat kekuasaan dan kekuatannya.
Bu yerler taraftar topladıkları, güçlerini ve kuvvetlerini kazandıkları yerlerdir.É aí que eles recrutam. É aí que eles conseguem o seu poder e sua força.
Bu yerler taraftar topladıkları, güçlerini ve kuvvetlerini kazandıkları yerlerdir.그곳이 바로 테러리스트들이 모집되고, 그들이 권력과 힘을 얻는 곳입니다.
Bu yerler taraftar topladıkları, güçlerini ve kuvvetlerini kazandıkları yerlerdir.Perchè è lì che il terrorismo recluta. Da lì provengono forza e potere.
Bu yerler taraftar topladıkları, güçlerini ve kuvvetlerini kazandıkları yerlerdir.To stamtąd pochodzą rekruci. Tam nabierają siły.
Bu yerler taraftar topladıkları, güçlerini ve kuvvetlerini kazandıkları yerlerdir.Вот где они набирают новых волонтёров. Вот где берётся их мощь и сила.
Bu yerler taraftar topladıkları, güçlerini ve kuvvetlerini kazandıkları yerlerdir.ששם מגייסים אותם. שמשם הטרור שואב את עוצמתו וכוחו.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod