Green Bay Packers takımının da taraftarıdır.Där besegrade man Green Bay Packers.
Antlaşma, Kuzey İrlanda'daki birlik taraftarlarınca öfkeyle karşılandı.Avtalet möttes av vrede från Nordirlands unionister.
20 Aralık 69 günü Vespasianus'un taraftarları Roma'yı işgal ettiler.Den 20 december 69 intog de flaviska trupperna Rom.
Özgürlüğün ve mülkiyetin korunmasını özel sözleşmelerle sağlama taraftarıydılar.Han förespråkade att frihet och egendom skulle försvaras av privata institutioner.
Bu arada Antonius, başka bir Sezar taraftarı lider olan Marcus Aemilius Lepidus ile ittifak kurdu.Under tiden ingick Antonius allians med Marcus Aemilius Lepidus, en annan ledare i gruppen som stödde Caesar.
UEFA, turnuvanın oyuncusunun seçilmesi için taraftarların oylarına başvurdu.UEFA utnämnde honom då till turneringens bästa spelare.
Kendisi fanatik bir West Ham United taraftarıdır.Bragg är ett fan av West Ham United.
Beni sahiplendikleri için taraftarlarımıza teşekkür ediyorum.Tacka folk för att de har stöttat mig genom åren.
Taraftarlarının takıma olan bağlılığı ile oldukça ün kazanmıştır.Till exempel har spelet några uppdrag för att vinna gruppens lojalitet.
Taraftarlara layık olmaya çalışacağım.Man kan även beordra dom att bekämpa partisaner.
Kitabın adı yayımcının önerisiydi ve Bauer Kardeşler ve taraftarlarına aşağılayıcı bir göndermeydi.Boktiteln var avsedd som en sarkastisk referens till bröderna Bauer och deras anhängare.
Şaşmaz bir Avrupa Birliği taraftarıdır.Han var en ivrig anhängare av EU.
Külübün satılmasına ve kulüpte meydana gelen değişikliklere karşı çıkan taraftarlar protestoyla yetinmediler.De människor som var för och de som var emot paraden började bråka.
2016-17 sezonundan itibaren deplasman taraftarları için bilet fiyatları 30 £'den başlayacaktır.Från och med säsongen 2016-17 kommer biljettpriserna för bortasupportrar att ha ett tak på £30 per biljett.
Takım 1929 yılında birkaç Chievolu futbol taraftarı tarafından kuruldu.Sektionen bildades 1917 av några fotbollsgrabbar.
Taraftarlar maçları hep beraber aynı tribünde yan yana izlemektedirler.Publiken kunde därmed följa alla matcher samtidigt.
İsveç buz hokeyi takımı Färjestads BK'nın taraftarıdır.I staden spelar ishockeylaget Färjestad BK.
Taraftarlarımız eğer bir ışık arıyorsa, ışık bu takımdır.I det område som där mätningen sker ska ljuset bilda ett ark.
Utah Jazz taraftarını seviyorum ve onların çok çılgın bir taraftar olduklarını biliyorum.Spårvagnar är en känd del av Wiens gatubild och de är väldigt älskade av invånarna.
Gitmeden önce, Galatasaray bir taraftar daha kazandı.Spasskij lyckades bara vinna ett parti till.
Blanc'ın işçileri savunması ve işçi taraftarı olmasına rağmen sınırdışı edilenlerden oldu.Ebisu betraktades som fiskarnas och handelsmännens beskyddare och förespråkade hårt arbete.
Aynı zamanda Göztepe taraftarıdır.Är också med i Hemliga Ögat.
Bu taraftar grupları futbolculara karşı ırkçı tutumlarıyla da tanınır.Känd är ju också hans härtåg mot grekerna.
Bu uğurda Mackenzie taraftarı yaklaşık 800 kişi çalıştılar.Totalt kom nog ca 700 fans från Växjö även den gången.
Tribün performanslarıyla Çarşı grubu, dünyanın en ünlü taraftar gruplarının arasındadır.Den mest kända delen av arenan är Südtribüne där den allra största gruppen hängivna fans samlas.
2014 yılında yaptığı açıklamada koyu bir Fenerbahçe taraftarı olduğunu belirtti.2014 skrev hon på Facebook att hon är en sekulär humanist.
Johny Havlicek taraftarları sahaya indirdi.Jonny placerar instrumentet i deras bagage.
Süleyman Çelebi, taraftarlarını çok gücendirmişti.Сулейман знаменитий серед мусульман передовсім як великий маг.
Galatasaray taraftarını hiç unutmayacağım.Подальша доля Валентина Галевича невідома.
Taraftarlarımızın önüne çıkmayı sabırsızlıkla bekliyorum.Знважливо ставиться до своїх помічників.
Onun yeteneklerini taraftarlarımıza anlatmamıza gerek yok.Імами не зобов'язані відкрито з'являтися до своїх послідовників.
Kuruluş yıllarında taraftarlar kulübe ilgi göstermedi.Наступні десятиліття були непростими для клубу.
Fakat 30’ların sonunda Stalin ve taraftarları neredeyse tamamen bu grupları ortadan kaldırmıştır.На початку 1930-х років Сталін і його прихильники остаточно припинили її.
Aynı zamanda koyu bir New York Knicks taraftarıdır.Також є учасником гурту Dark New Day.
Erkekler de taraftar toplamaya başladı./(25,1,6-8).Люди почали збирати рештки своїх односельців.
Taraftarlarımız çok yaratıcı.Станимирці — дуже творчі люди.
Ertesi gün memleketi Kadıyân’da taraftarları için ayrılan “Bihiştî Makbere”ye defnedildi.Наступного дня «Автономний Опір» добровільно покинув приміщення.
Beşiktaş taraftarını çok yakından biliyorum.Близький родич розсольника.
Taraftarlara layık olmaya çalışacağım.Звістка примиряє супротивників.
Ancak Sezar'ın öldürülmesinin ardından Cumhuriyetin önde gelen taraftarlarından biri oldu.Після вбивства Цезаря прийняв сторону республіканців.
Chelsea Futbol Kulübü'nün bir taraftarıdır.Протестував навіть футбольний клуб «Челсі».
Hastaneye canlı olarak yetiştirilen bir taraftarın da dört gün sonra ölmesiyle ölü sayısı 95'e ulaştı.94 вболівальники загинули на місці, 95-й помер у лікарні через чотири дні.
Stalin taraftarı oldu.Прихильник політики Сталіна.
Taraftarlarının olduğu Don Kazaklarının yanına gider.Потім із частиною козаків пішов за Дон.
Taraftarlar "Bastır Ukrayna!" diye bağırdılar.«Україно, вперед!», — ревіли вболівальники.
Gramsci, erken dönem Marks'ı gibi, tarihçiliğin kuvvetli bir taraftarıydı.Gramsci, stejně jako raný Marx, byl rozhodným zastáncem historismu.
Arsenal taraftarları, kendilerini Gooners olarak tanımlamaktadırlar.Fanoušci Arsenalu sami sebe nazývají „Gooners“.
Fakat ertesi gün yaptığı açıklamayla taraftarlardan özür diledi.Následující den se k Baťkivščyně přidala i strana Svépomoc.
Faciada 96 Liverpool taraftarı yaşamını yitirdi.Celkem tedy zahynulo 96 fanoušků Liverpoolu.
Vatanseverliğin klasik anlamının en önemli taraftarlarından biri Jean Jacques Rousseau'ydu.Jedním z hlavních zastánců tohoto klasického pojetí byl Jean-Jacques Rousseau.
Şaşmaz bir Avrupa Birliği taraftarıdır.Nadějí je sjednocená Evropa.
Almanya'daki diğer tüm dini topluluklar 50.000'den az sayıda (veya %0,05'ten) taraftara sahiptir.Ostatní náboženské komunity v Německu mají pod 50 000 stoupenců každá.
Arsenal, sonuç olarak Londra dışından da önemli sayıda bir taraftar topluluğuna sahiptir.Arsenal měl vždy mnoho příznivců žijících mimo Londýn.
Sıkı bir Real Madrid taraftarıdır.Je fanouškem Realu Madrid.
De Stijl taraftarları tinsel harmoninin ve düzenin yeni bir ütopik idealinin uğraşındadırlar.Proponenti tohoto stylu se snaží vyjádřit nový utopický ideál duchovní harmonie a řádu.
Kısa sürede taraftarın sevgilisi oldu.Později se stal jejím milencem.
Taraftarlara destekleri için teşekkür ederim.Jedná s politickými stranami o podpoře.
Maç öncesinde stadyumda İngiliz taraftarlar İtalyan taraftarlara saldırdı.Krátce před konáním soutěže byl hostem italské komunity ve Washingtonu.
Beşiktaş taraftarı önünde oynamak gurur verici olacak.S Veselým bude hrát Plíšková.
İki taraftar grubunu bu olay yakınlaştırdı.Pozice obou těchto subjektů se tak sblížily.