Bu olayda tamamı Liverpool taraftarı olan 96 seyirci ezilerek ölmüş, 766 kişi ise yaralanmıştır.Durante a partida, 96 torcedores do Liverpool morreram pisoteados e outros 766 ficaram feridos.
Kendi taraftarlarının gözetim altında tutulması.Zelar pelos interesses dos seus associados.
Beyaz Ordu liderleri arasında, ne General Kornilov ne de General Denikin monarşizm taraftarıydılar.Entre os líderes do Exército Branco, nem o general Lavr Kornilov nem o general Denikin foram monarquistas.
Kendisi fanatik bir West Ham United taraftarıdır.É torcedor do West Ham United.
Birçok taraftar Edge ve Stone Cold Steve Austin, gösteride olmadığı için üzgündü.Muitos fãs ficaram chateados que Edge e Stone Cold Steve Austin não apareceram no show.
Taraftarlara layık olmaya çalışacağım.O acordo beneficiaria aos mediadores.
Joseph Nye yumuşak gücün başta gelen taraftarı ve teorisyenidir.Joseph Nye é o principal defensor e teórico do soft power.
Komplocuların bu plan için farklı nedenleri vardı; bazıları imparatorluk bazıları ise cumhuriyet taraftarıydı.Os conspiradores tinham diversas motivações; alguns eram imperialistas, enquanto outros eram republicanos.
Kısa sürede diyarbakır taraftarlarının sevgisini kazanmıştır.Depressa ganhou o coração dos seus paroquianos.
Rothschild futbolu sevdiğini ve Chelsea FC taraftarı olduğunu söylemiştir.Westwick é fã de futebol e torce para o Chelsea FC.
İsveç buz hokeyi takımı Färjestads BK'nın taraftarıdır.É utilizado pelo clube de hóquei no gelo Färjestads BK.
Toronto Raptors taraftarının sevgisini kazanmayı başardı.Derrotou, em Toronto, o Toronto Raptors.
Bunlar yarı otonom birimlerdir ve futbol taraftarlarıyla ilgili konularda destek sağlarlar.Eventualmente faz matérias externas e acompanha equipes femininas de futebol.
Vatanseverliğin klasik anlamının en önemli taraftarlarından biri Jean Jacques Rousseau'ydu.Para ele, um dos atores fundamentais nesta discussão nos tempos modernos é Jean-Jacques Rousseau.
Taraftarlarımızın bizi desteklemesini bekliyorum.Esperamos ajuda de vocês que nos ouvem.
Gramsci, erken dönem Marks'ı gibi, tarihçiliğin kuvvetli bir taraftarıydı.Gramsci, a exemplo de Marx quando moço, enfaticamente defendia o historicismo.
Ben müzisyen bir taraftarım ve elimden gelenin en iyisini Fenerbahçe için yapıyorum” dedi.Sou jogador do Corinthians e preciso fazer o meu melhor para ajudar o clube".
Beşiktaş taraftarı önünde oynamak gurur verici olacak.Tem o vício de brincar com os peitorais.
Nizâmülmülk’ün taraftarlarınca Rey’e götürülen Berkyaruk üzerine bir ordu gönderdi.E eles conspiraram contra ele, eo apedrejaram por mandado do rei, no pátio da casa do Senhor."
Ancak, etkili gücü kullanmak için taraftarlara ihtiyaç duyuyordu ve bu sebeple Tiberius'u yandaş olarak seçti.Mas, como regente, ela necessitava de aliados e escolheu Tibério como colega no poder.
İoannis Komnenos ve birçok taraftarı tutuklanıp idam edildiler.João Comneno, ao lado de muitos de seus apoiantes, foi capturado e executado.
Maçı kazanmayı hak ettiler." demiş, Roberto Mancini ise zaferi Manchester City taraftarlarına armağan etmişti.Mantenha a Promessa"), fazendo referência a sua promessa de vingança contra Roberto de Bruce.
Maçın sonunda oyuncular ve taraftarlar arasında büyük bir kavga çıkmıştır.O episódio gerou uma briga entre os jogadores.
2008 yılında, Gençlerbirliği'nde, kulüp taraftarlarının oylarıyla, "Yılın Futbolcusu" seçilmiştir.No mesmo ano, ele foi votado pelos colegas de clube como o "Jogador do Ano de 2008".
Dünyanın en özel taraftar gruplarından birine sahibiz." açıklamalarında bulunmuştur.Nós demonstramos que temos a mais forte equipe do mundo”, comentou o campeão.
Ödülü kazanan oyuncu, taraftarların oylarıyla belirlenmektedir.A escolha dos vencedores é feita por voração dos fãs.
Azılı bir taraftar grubu da bu on yıllık süreçte kulübün başına bela oldu.O jejum de quase 10 anos já incomodava a torcida do clube.
Taraftarlarımızın önüne çıkmayı sabırsızlıkla bekliyorum.Ele está tentando ficar um passo à frente de seus adversários..
Daha sonra tribünlere giderek taraftarlarla karşılıklı tezahüratlar yaptılar.Eles continuaram a fazer turnês conjuntas com Passenger posteriormente.
Hristiyanlık ve İslam, dine inanan vatandaşlar arasında en fazla sayıda taraftarı olan dinleriydi.O cristianismo e o islamismo estavam lutando pela maioria dos crentes.
Bu iki takımın taraftarları birbirlerinden nefret etmektedir.Os 8 Avançados das duas equipes formam uns contra os outros.
Taraftarlar oyunu bırakmış sevinçle ona doğru koşmaya başladı.O chefe do jogo escapou e começou a capturar as crianças derrotando-as no jogo.
Juventus taraftarı "maestro"lakabını yakıştırmışlardır.Adeodato é o interlocutor do diálogo ''De magistro''.
Son yıllarda eskisi kadar etkili olamasada çok fanatik taraftarları vardır.Modalidade que vem ganhando muitos adeptos nos últimos anos.
Bu sebeple genel taraftar kitledi Portekiz asıllılardan oluşur.Todos estes foram processos que produziram a existência de comunidades portuguesas fora de Portugal.
"Liverpool'dan nefret eden bir Everton taraftarı olarak büyüdüm."Estou muito orgulhoso de ter assinado pelo Liverpool.
Yılmaz ise taraftarlara destekler için teşekkür etmiştir.Zijn overgebleven vermogen deelde hij met de hulpbehoevenden.
Taraftar grubunun adı Kırmızı Şeytanlardır.De nationale ploeg heet de Rode Duivels.
Kulübün resmi taraftarı grubu Força Avense olduğu biliniyor.De officiële supportersgroep is de Força Avense.
22 Haziran 2007'de Aries, United We Stand'de vardı ancak bir taraftar olarak.Op United We Stand van 22 juni 2007 was Aries aanwezig maar als "fan".
Taraftarlarımıza çok teşekkür ediyorum." dedi."Wij bedanken in het bijzonder onze fans."
Maç öncesinde stadyumda İngiliz taraftarlar İtalyan taraftarlara saldırdı.Voor aanvang van de wedstrijd bestormden Engelse supporters het vak van de Italianen.
Taraftarlara layık olmaya çalışacağım.Dit zou bijdragen aan de bezweringen.
Taraftarlarımız bizden haklı olarak hesap soruyor.De kandidaten krijgen om beurten een rekensom die ze uit hun hoofd moeten uitrekenen.
Taraftarımız bizim 12. adamımız gibi.Sommige militairen van de 12.
Kısa sürede taraftarın sevgilisi oldu.Weldra was hij de minnaar van de echtgenote.
Taraftarlara destekleri için teşekkür ederim.Partijen verzamelen medestanders voor hun standpunt.
Sebe taraftarları evini kuşattı, oruçluyken Kur'an okurken öldürüldü (656).Ook in hun handen viel een andere medewerker die de woning was binnengegaan om hen te waarschuwen.
Aydınspor 1923'ün taraftar grubu Asi Kankalar'dır.De Asi Kankalar vormen de supportersgroep van Aydınspor 1923.
Muaviye hayattayken oğlu Yezid'e biat etmeleri için taraftarları ve Hicaz ahalisinden biat istedi.Alleen familie (als ze wilden), rechters en hoogwaardigheidsbekleders mochten aanwezig zijn.
Chelsea Futbol Kulübü'nün bir taraftarıdır.Hij is een grote fan van voetbalclub Chelsea.
Erkekler de taraftar toplamaya başladı./(25,1,6-8).Ook de onderkanten sluiten bij elkaar aan.
Onun taraftarları Karatağlık (Karadağ) olarak bilirler.Hij is ook bekend door zijn kennis over (houten) constructiepuzzels.
Taraftar grupları Abluka Narkoz Ve Gençik 23'tür.Ze hebben twee supportersgroepen genaamd; Gençlik 23 en Abluka Narkoz.
Belçika ile yapacağımız maç öncesinde arkadaşlarımla Belçika taraftarıyla aynı uçağa bindik.Na afloop keerde hij met hetzelfde vliegtuig als de Belgen terug naar België.
Taraftarlar oyunu bırakmış sevinçle ona doğru koşmaya başladı.Hij trok in goede conditie naar de Spelen en startte zijn race goed.
Taraftarlarımızın bizi desteklemesini bekliyorum.Zijn bondgenoten zeggen hem te zullen steunen.
2011-12 sezonunda ise taraftarlar tarafından "yılın futbolcusu" seçilmiştir.In het seizoen 2001/2002 werd hij door zijn collega’s uitgeroepen tot ‘’Voetballer van het jaar’’.
Herkes bu taraftar grubunun çok uzun ömürlü olmayacağını düşünmekteydi.Alles wees er toen al op dat deze vereniging geen lang leven beschoren was.
Kronikler, Cinçukuru, Üni Banban ve Panormos adlarında 4 adet taraftar grubu vardır.Kronikler, Cinçukuru, Üni Banban en Panormos vormen de supportersgroepen van Bandırmaspor.