8 -18 Nisan Biyolojik Çeşitlilik Anlaşması Taraflarının Altıncı Konferansı21-22 marca spotkanie na szczeblu ministerialnym w sprawie środowiska Morza Północnego, Bergen
8 -18 Nisan Biyolojik Çeşitlilik Anlaşması Taraflarının Altıncı Konferansı8 -18 A p i ρ ι λίου Έκτη διάσκεψη των συµβαλλοµένων µερών της σύµβασης για τη βιοpiοικιλότητα
8 -18 Nisan Biyolojik Çeşitlilik Anlaşması Taraflarının Altıncı Konferansı8-18 aprile Sesta conferenza dei partecipanti alla convenzione sulla biodiversità
8 -18 Nisan Biyolojik Çeşitlilik Anlaşması Taraflarının Altıncı Konferansı8. -18. dubna Šestá konference stran Konvence o biodiverzitě
8 -18 Nisan Biyolojik Çeşitlilik Anlaşması Taraflarının Altıncı Konferansı8 -18 април Шеста конференция на страните по Конвенцията за биоразнообразието
8 -18 Nisan Biyolojik Çeşitlilik Anlaşması Taraflarının Altıncı KonferansıÁprilis 8-18 A Biodiverzitásról Szóló Konvenció Pártjainak Hatodik Konferenciája
8 -18 Nisan Biyolojik Çeşitlilik Anlaşması Taraflarının Altıncı KonferansıSixième conférence des parties à la convention sur la biodiversité
Ama karanlık bir tarafları var.Aber sie werden auch eine dunkle Seite haben.
Ama karanlık bir tarafları var.Ale jest też ciemna strona.
Ama karanlık bir tarafları var.Dar ele vor avea o parte întunecată.
Ama karanlık bir tarafları var.De lesz egy sötét oldaluk is.
Ama karanlık bir tarafları var.하지만 그것들도 어두운 단면을 가지고 있습니다.
Ama karanlık bir tarafları var.Maar ze hebben ook een donkere kant.
Ama karanlık bir tarafları var.Ma avranno un lato oscuro.
Ama karanlık bir tarafları var.Mais elles auront leurs côté sombre.
Ama karanlık bir tarafları var.Mas vão ter um lado negro.
Ama karanlık bir tarafları var.Men de kommer att ha en nackdel.
Ama karanlık bir tarafları var.Nhưng chúng cũng có mặt xấu.
Ama karanlık bir tarafları var.No budú mať aj odvrátenú tvár.
Ama karanlık bir tarafları var.Pero tendrán un lado oscuro también.
Ama karanlık bir tarafları var.Но есть и обратная сторона медали.
Ama karanlık bir tarafları var.Те обаче ще имат и тъмна страна.
Ama karanlık bir tarafları var.אבל יהיה להן צד אפל.
Ama karanlık bir tarafları var.ولكن سيكون لها جانب سلبي
Ama karanlık bir tarafları var.互いに関連しあう世界では 卓越した技術は
Ama tabi ki bu teorinin en güzel taraflarından bir tanesi de üst-lineer bir eğime sahip olması또, 그 이론이 훌륭한 점의 하나는 부유함의 창조와 혁신에서
Ama tabi ki bu teorinin en güzel taraflarından bir tanesi de üst-lineer bir eğime sahip olmasıVà thực sự, một trong những điều kỳ diệu về lý thuyết này
Ama tabi ki bu teorinin en güzel taraflarından bir tanesi de üst-lineer bir eğime sahip olmasıואכן, מה שיפה בתאוריה זו הוא שיש היערכות על-לינארית
Ama tabi ki bu teorinin en güzel taraflarından bir tanesi de üst-lineer bir eğime sahip olmasıوفي الواقع, أحد الأشياء الرائعة التي تتعلق بهذه النظرية هو , فيما إذا كان لديك توسع خطي
Ama tabi ki bu teorinin en güzel taraflarından bir tanesi de üst-lineer bir eğime sahip olmasıもし富の形成および革新が 超線形的にスケールする場合
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.A chave é selecionar as partes certas.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.A kulcs, hogy a megfelelő részeket válasszuk ki.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.Avain on valita oikeat kohdat.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.Cheia este să alegi din biblie părțile corecte.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.Chìa khoá để chọn và chọn những lĩnh vực đúng.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.De sleutel is om de juiste delen te kiezen.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.Die Kunst ist, die richtigen Teile auszuwählen.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.Důležité je vybrat si ty správné části.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.요점은 올바른 것을 선택해야 한다는 거죠.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.Kuncinya adalah mengambil dan memilih bagian yang tepat.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.La chiave sta nel scegliere attentamente le parti giuste.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.La clave es escoger y seleccionar las partes adecuadas.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.La clef est de choisir les bonnes parties.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.Najważniejsze jest jednak to aby wybrać te właściwie fragmenty.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.Pomembno je, da izberemo prave dele.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.Tricket är att välja ut de rätta delarna.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.Το κλειδί είναι να επιλέγεις τα σωστά μέρη.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.Важното е да подбираш правилните части.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.Ключ в том, чтобы выбирать правильно.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.המפתח הוא לבחור את החלקים הנכונים.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.السر هو ان تنتقي و تختار الأجزاء الصحيحة.
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.カフェテリア宗教という言葉があります
Anahtar, Incil'in dogru taraflarini secmek.重點在於挑選正確的部分。
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.Aber man sieht, dass er eine Achillesferse hat.
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var. Bu markanın zayıf noktaları var.Zdajemy sobie sprawę, że ta marka ma piętę achillesową.
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.그러나 그것이 약점을 가졌다는 것을 알아야 할 것입니다
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.Maar je realiseert je dat het merk een achilleshiel heeft.
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.Noterete che ha un tallone d'Achille.
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.Pero tiene su talón de Aquiles.
Ancak, fark ettiğiniz şu ki; zayıf tarafları var.Tapi Anda akan menyadari bahwa terorisme memiliki kelemahan.