Trafik gürültüsü tarafından zulmediliyorum.I'm tormented by the noise of traffic.
O, bir uzman tarafından eğitildi.He was trained by an expert.
Polisler bizi caddenin karşı tarafından izliyor.The police are watching us from across the street.
Polisler bizi sokağın karşı tarafından izliyor.The police are watching us from across the street.
Tom ve Mary tartışıyor gibi görünüyor.Tom and Mary seem to be arguing.
Haber tarafından hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed by the news.
Tom tartışmamak gerektiğini biliyordu.Tom knew better than to argue.
İkimiz de aynı taraftayız.We're both on the same side.
Tom tarlanın karşısına yürüdü.Tom walked across the field.
Ben tarlama arpa ektim.I sowed my field with barley.
Sen tarlana arpa ektin.You sowed your field with barley.
O, tarlasına arpa ekti.He sowed his field with barley.
Tom tarlasına arpa ekti.Tom sowed his field with barley.
Mary tarlasına arpa ekti.Mary sowed her field with barley.
Biz tarlamıza arpa ektik.We sowed our field with barley.
Onlar tarlalarına arpa ektiler.They sowed their field with barley.
Ben tarlama buğday ektim.I sowed wheat in my field.
Sen tarlana buğday ektin.You sowed wheat in your field.
O, tarlasında buğday ekti.He sowed wheat in his field.
O, tarlasına buğday ekti.She sowed wheat in her field.
Tom tarlasına buğday ekti.Tom sowed wheat in his field.
Mary tarlasına buğday ekti.Mary sowed wheat in her field.
Biz tarlamıza buğday ektik.We sowed wheat in our field.
Onlar tarlalarına buğday ekti.They sowed wheat in their field.
Sen tarlayı sürdün, değil mi?You plowed the field, didn't you?
O, tarlayı sürdü.He plowed the field.
Tom tarlayı sabanla sürdü.Tom plowed the field.
Mary tarlayı sürdü mü?Mary plowed the field.
Biz tarlayı sürdük.We plowed the field.
Onlar tarlayı sürdü.They plowed the field.
Tom, Kraliçe Mary tarafından şövalye ilan edildi.Tom was knighted by Queen Mary.
Almanya finansal kriz tarafından çarpıldı.Germany was hit hard by the financial crisis.
Tom'un evi banka tarafından tekrar sahip olundu.Tom's house was repossessed by the bank.
Tom gizli yemek tarifini benimle paylaşmazdı.Tom wouldn't share his secret recipe with me.
Onlar bizim tarafımızda.They're on our side.
O bizim tarafımızda.He's on our side.
Onun bizim tarafta olduğunu düşünüyorum ama emin değilim.I think she's on our side, but I'm not sure.
Bir dinle bir tarikat arasındaki fark nedir?What's the difference between a religion and a cult?
Kızgın sular tarafından çalkalanan küçük tekne, dalgalar içinde görünüp kayboluyordu.The little boat, tossed about by the angry waters, appeared and disappeared in the waves.
Boş noktalar haritalardan kayboldu. Onlar tarih kitaplarına göç ettiler.The blank spots have vanished from the maps. They have migrated to the history books.
Onların CD'leri bir sanatçı tarafından düzenlendi.They organized their CDs by artist.
Ben yıldırım tarafından üç kere çarpıldım.I have been struck by lightning three times.
Sen yıldırım tarafından üç kere çarpıldın, değil mi?You have been struck by lightning three times, isn't it?
O, bir yıldırım tarafından üç kez çarpıldı.He has been struck by lightning three times.
O, yıldırım tarafından üç kere çarpıldı.She has been struck by lightning three times.
Biz üç kez yıldırım tarafından çarpıldık.We have been struck by lightning three times.
Onlar üç kez yıldırım tarafından çarpıldılar.They have been struck by lightning three times.
Düşünmek zorundayım. Başka bir ifade tarzı bulmayı deneyeceğim.I have to think about it. I'll try to find another wording.
Fransa tarihi çok ilginçtir.The history of France is very interesting.
Tom'un alanı, tarihtir.Tom's field is history.
Tom herkes tarafından sevilir.Tom is liked by everyone.
Diğer tarafa hoş geldiniz.Welcome to the other side.
Tom ve Mary bir cep telefonu mesajı üzerine bir tartışma yaşadılar.Tom and Mary had an argument over a text message.
O, bir kısa mesaj yoluyla erkek arkadaşı tarafından terk edildi.She was dumped by her boyfriend via a text message.
Tom Mary'nin kanepeyi odanın diğer tarafına taşımasına yardım etti.Tom helped Mary move the sofa to other side of the room.
Tom nehrin diğer tarafında.Tom is on the other side of the river.
Tom vadinin diğer tarafında yaşıyor.Tom lives on the other side of the valley.
Süpermarket caddenin diğer tarafında.The supermarket is on the other side of the street.
Tom bankadan gelen caddenin öbür tarafında arabasında bekledi.Tom waited in his car across the street from the bank.
Bunu zaten tartıştık.We've already discussed that.