Ana içeriğe geç
Sözlük

tarım ile cümle

tarım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tarım ürünlerinin takas edildiği, karşılığında taş ve deniz ürünleri alındığı tespit edilmiştir.Het werd hen duidelijk gemaakt dat ze voedsel moesten brengen in ruil voor spijkers en dergelijke.
Tarım, ekoloji ile ele alındığında, bir operasyonun sürdürülebilirliği göz önünde bulundurulur.Wanneer een hond er wel veel last van heeft kan besloten worden tot een operatie.
Köy hem sulu hem de susuz tarıma müsaittir.De plant komt op zowel vrij vochtige als droge grond voor.
Bununla birlikte tarım da yapılır.Daarnaast werd er landbouw bedreven.
Ekonomiye genel bakış: Guadalup ekonomisi tarım, turizm, hafif sanayi ve hizmet sektörüne dayanır.Guadeloupe leeft van akkerbouw, toerisme, lichte industrie en dienstverlening.
Tarım modern alet ve makinalar kullanılarak yapılmaktadır.Het kost veel tijd om fabrieken en machines te bouwen.
Fransa Tarım Bakanlığı Mandriva Linux kullanmaktadır.Het belangrijkste product van Mandriva is Mandriva Linux.
Bu yönteme göre her çiftçi dar ve uzun tarlalara bölünen topraklarında çeşitli tarım ürünü yetiştiriyordu.Iedere boer groef hier turf op zijn eigen, of jaarlijks gepachte, stukje grond.
Tarıma elverişli alanların çoğu Nijer nehri kıyısındadır.De meeste begroeiing bevindt zich dan ook langs de rivier.
Sulu tarım yapmak isteyen Çiftçilerin yüksek bir maliyete katlanması gerekmektedir.Boeren die wilden overleven moesten efficiënter produceren.
Agonya ovası; tarım ve hayvancılık için çok uygun koşullara sahiptir.Mayaguana heeft vruchtbare grond, zeer geschikt voor akkerbouw en beboste terreinen.
İlaveten balıkçılık ve tarım önemli bir rol oynar.Jacht en visserij speelden een ondersteunende rol.
Köyün ekonomisi tarım ve |hayvancılığa]] dayalıdır.Het is stadseigendom.
Yetiştirilebilen en önemli tarım ürünü domatestir.Aldus zou de te verwachten hogere graanopbrengst kunnen worden verwerkt.
Beldede ana geçim kaynağı tarımdır.Het vruchtbare gedeelte van de stroma is het hoofd.
Güneydeki dağlık bölüm dışındaki toprakların çoğu tarıma elverişlidir.De meeste gebieden in het zuiden van de stad vallen buiten deze gebieden.
Bataklığın büyük kısmı tarım amacıyla kurutulmuştur.Het moeras is deels drooggelegd mede voor landbouwdoeleinden.
Bu suyun eksikliği tarımsal kuraklık olarak isimlendirilir.Deze bouwstijl staat bekend als Waterstaatstijl.
Su kaynakları bol olana mahallesimüzde her türlü tarım ürünü yetişmesine imkân sağlamaktadır.In een landbouwontwikkelingsgebied krijgt de intensieve veehouderij alle kansen om zich te ontwikkelen.
Tarım bakımından zengin bir mahalledir.Het lag in een rijke landbouwregio.
ABD Tarım Bakanlığı.Ministerie van Landbouw.
Bu uygulama özellikle tarım yapılan ülkelerde sıkça görülür.Vooral op het platteland kwam dit vaak voor.
Entansif tarım tekniklerinin gelişmesinin yan etkisi, gene tarımsal emek üzerinde işsizleşme olmuştur.Uiteraard ging ook bij Van Lier de technologische ontwikkeling gepaard met angst om banenverlies.
Tarımla da uğraşan Frizler, aynı zamanda denizci ve tüccar bir halktı.Een der oudere matrozen was daarom naast visserman tevens kok.
Tarım da Andronovo ekonomisinde büyük rol oynamıştır.De rivier speelt een belangrijke rol in de economie van Sonora.
Mahallenin ekonomisi öncelikle tarıma dayalıdır.Het omliggende gebied is overwegend landelijk.
Ocak 1987 yılından Nisan 1989 yılına kadar Ormancılık ve Tarım Bakanı'ydı.Od stycznia 1987 do kwietnia 1989 sprawował urząd ministra rolnictwa i leśnictwa.
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü.Rzecznik reform agrarnych.
Onlar ayrıca tarım aktivite merkezleriydi.Mogły być także ośrodkami gospodarstw rolnych.
Her şeyden öte bir tarım tanrısıydı.Był przede wszystkim bogiem rolnictwa.
Picumnus, Roma mitolojisinde bereket, tarım, çocuk ve düğün tanrısı.Picumnus – w mitologii rzymskiej był bogiem płodności, rolnictwa, małżeństwa i dzieci.
Nüfusun %70'i hizmet sektöründe, %25'i sanayi sektöründe ve %5'i tarım sektöründe çalışmaktadır.70% mieszkańców trudni się rolnictwem, 25% pracuje w sektorze hodowlanym, natomiast 5% w usługach.
Narın yanında üzüm, zeytin, Antep fıstığı, payam (badem), ceviz, önemli tarım ürünleridir.Stosuje się świeże ząbki, marynowane i suszone (sproszkowane), sól i oliwę aromatyczną oraz ekstrakt.
İlde su kaynaklarının azlığından dolayı ülkenin tarım üretiminin yalnızca %4,5'ini oluşturmaktadır.Rozwój rolnictwa jest w znacznym stopniu ograniczony, gdyż zaledwie 4,5% ziemi nadaje się pod uprawę.
Fakat eskiden mahallede tarım da vardı.Ponadto kiedyś istniało kółko rolnicze.
Gölün çevresindeki diğer kısımlar tarım için kullanılır.Okolice jezior są wykorzystywane rolniczo.
Adadaki ilk tarım yerleşimleri.Pierwsze lądowanie na Wyspach Owczych.
UConn 1881 yılında Storrs Tarım Okulu adıyla kuruldu.Uczelnia powstała w 1881 roku pod nazwą Storrs Agricultural School.
Ticari, endüstriyel, tarımsal ve benzer amaçlı olarak kullanılabilinir.Używane do celów przemysłowych, technicznych, gospodarczych itp.
Mahallenin ekonomisi tarım (seracılık)a dayalıdır.Stadnina jest spółką Agencji Nieruchomości Rolnych (d.
Tüm bunlara karşılık yörede bugün bile tarım baş geçim kaynakları arasındadır.Tak jak w starożytności, tak i teraz skupia się tam całe rolnictwo.
Tarım da Andronovo ekonomisinde büyük rol oynamıştır.Rolnictwo odgrywa dużą rolę w gospodarce Sonory.
Tarım ve hayvancılığın ağırlığı ise giderek azalmaktadır.Natomiast znaczenie rolnictwa stale się zmniejsza.
Önemli bir tarım bölgesidir.Ważny region rolniczy.
Veriler FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) resmi internet sitesinden alınmıştır.Źródło: Statystyka Organizacji Narodów Zjednoczonych do spraw Wyżywienia i Rolnictwa (FAO).
Doğduğunda halkın önemli bir bölümü tarım kölesi olarak çalışmaktaydı.W przejściu do gospodarki rolniczej dużą rolę odegrała podbita ludność słowiańska.
Köyün ulaşım ve tarım işlerinde kullanılan iki minibüs bulunmaktadır.Do transportu żywności i prac wykorzystywano 2 konie taborowe.
Tarım ürünlerinde kendileme ile yararlı sonuçlar alınabilir.Mogą one wyrządzać znaczne szkody, jeżeli pojawią się w uprawach podczas cyklu produkcyjnego.
1999-2000 yıllarında Tarım Bakanı, 2000-2002 yıllarında Kamu Yönetimler Bakanı olmuştur.W latach 1999–2000 sprawował funkcję ministra rolnictwa, zaś w okresie 2000–2002 ministra gospodarki.
O doinemlerde de şehir civarı İtalya'nın önemli tarım ve tarım mamülleri ticaret merkezlerinden biri idi.Okolice tego miasta były centrum produkcji wełny owczej całej Italii.
Araplar büyük tarım reformları yaptılar.Pustyny przeszły reformę adresową.
ABD Tarım Bakanlığı.Departament Rolnictwa USA. .
Tarım Bakan yardımcılığı yapar.Pełnił funkcję wiceministra rolnictwa.
Kartal ayaklarıyla buğday ve üzüm de dahil olmak üzere çeşitli tarım ürünleri tutmaktadır.Orzeł trzyma w szponach różnego rodzaju produkty rolne m.in. winogrona i pszenicę.
Köyün ekonomisi tarım ve ormancılığa dayalıdır.Pozostała część wsi nastawiona jest na rolnictwo i gospodarkę leśną.
Burada tarım eğitimi veren bir okula göderildi.Utworzono tutaj szkołę rolniczą z internatem.
Ancak %0,5’inde tarım yapılmaktadır.Tylko 0,5% zbiorów jest udostępniana odwiedzającym.
Otları toplayıp kulübe yaparlar, tarım ile uğraşmazlardı.Odwiedza ogrody i farmy, nie obawia się ludzi.
Çay tarımının Çin'de kesin olarak ne zaman başladığı bilinmemektedir.Trudno określić dokładnie kiedy kawa po raz pierwszy trafiła do Europy.
José María Aznar'ın ikinci hükümetinde tarım bakanı olarak görev almıştır.W drugiej komisji José Manuela Barroso objął funkcję komisarza ds. energii.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod