Kasaba gönençli bir tarım bölgesidir ve orada güçlü bir spor kültürü vardır.لكن روح المقاطعات لا تزال حية وهناك منافسة شديدة تبرز في الأنشطة الرياضية والثقافية.
4. Tarım ekonomi.الاقتصاد الزراعي 2.
Arazi yapısı dağlıktır, yüksek dağlar sebebiyle ilçede yapılacak tarım sınırlıdır.المشاهدة من أعلى الجبل محدودة بسبب الغطاء النباتي.
İlçenin sahip olduğu toprakların büyük bir kısmı tarıma elverişli alanlardır.معظم المناطق التي سقطت تحت سيطرة الثوار هي مناطق سنية.
Eskiden bağcılık ve şarap üretimiyle tanınan köyün bugünkü ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.الطريقة الرئيسية المتبعة قديما وحاليا في الأراض صالحة للزراعة هي القطع والحرق.
Yöre halkımızın %95'i geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır.نتيجة لهذا 95 ٪ من البلاد يعتمد على الماشية كوسيلة للدخل.
Japonya dünyanın ikinci büyük tarımsal ürün ithalatçısıdır.فأصبحت فنزويلا ثاني أكبر دولة منتجة للنفط في العالم.
Arazinin büyük bölümü fındık tarımına ayrılmıştır.وحوّل الجزء الداخلي من الحصن إلى حقول قمح.
Daha henüz tarım ekonomisine dayalı olan Fransa’da böyle bir açmaz söz konusu değildi.ولم يكن هذا البرنامج الوحيد المدعوم من قبل منظمة الغذاء والزراعة في تلك الفترة.
Tarımda makineleşme çalışmaları yoğunlaştırıldı.لقد رتبت ُ واجباتي الهندسية على الأرض.
Genellikle elma tarımı yapılır.يتم مزجها في كثير من الأحيان مع التفاح للفطائر.
Tarım giderek modern meyveciliğe geçmektedir.تحويل المنطقة من الزراعة التقليدية إلى الحديثة.
Tarımsal Yapı ve Üretim 2007. s. 12.بيت من ورق مسلسل 2007 12.
Sivas öncelikle bir tarım şehridir.و أستي هي مقاطعة الزراعية بالأساس.
Tarımsal Yapı ve Üretim 2007. s. 13.التنبؤ والعملية التخطيطية - 2007 .
Kingstown, Saint Vincent adasının ana limanı ve tarım ve turizm endüstrilerinin merkezidir.كينغستاون هي مركز للصناعة الزراعية للجزيرة، وميناء دخول للسياح.
Sanayi Devrimi'ne kadar tarım, insanlığın büyük çoğunluğunun temel geçim kaynağı oldu.قبل الثوره الصناعية كانت الصناعه تعتمد في الأساس على العامل البشري فقط.
Eylül 2003'te, Muhammed Naci el-Utri kabinesinde Tarım ve Tarım Reformu Bakanı olarak atandı.في أيلول 2003 تم تعيين عادل سفر وزيراً للزراعة والإصلاح الزراعي في حكومة محمد ناجي العطري.
Tarım arazisi yoktur.لا يسمح له بتملك أراضي زراعية.
Tarıma elverişli alanların çoğu Nijer nehri kıyısındadır.ويعيش معظم السكان في مناطق مزدحمة بمحاذاة نهر النيجر.
"Tavoliare havzası" Puglia bölgesindeki en mümbit ve en büyük alanlı tarım alanıdır.ولذلك يعتبر الملعب أكبر منشأة رياضية، من حيث الإستيعاب والقدرات، في ولاية ميسوري.
Agricultural Research Service (ARS), ABD Tarım Bakanlığı (USDA).Serviço de Pesquisa Agrícola (ARS), Departamento de Agricultura dos Estados Unidos (USDA) .
Dow, plastik, kimyasal madde ve tarımsal ürünler üretmektedir.Dow fabrica produtos plásticos, químicos e agropecuários.
Özel çiftlikler ve bireylerin bahçe arazileri tüm tarımsal üretimin yarısından fazlasını oluşturmaktadır.As fazendas privadas e hortas individuais respondem por mais da metade de toda a produção agrícola.
Virginia'da hükümet temsilcileri gıda ve tarım için daimi bir örgüt kurmaya söz vermişlerdir.Tais representantes se pactuaram em criar uma organização permanente para a alimentação e a agricultura.
Goodgame Big Farm, oynaması ücretsiz bir tarım simülasyon oyunudur.Goodgame Big Farm é um free-to-play na fazenda.
Çoğunlukla Çinli köylüler ya da çiftçiler basit, mekanik olmayan tarım araçlara bağımlıdırlar.A maior parte dos camponeses e dos fazendeiros ainda é dependente de implementos agrícolas não-mecanizados.
Peynir üretimi, Dünya çapında büyük bir tarımsal üretimdir.Mundialmente, o queijo é um dos principais produtos agrícolas.
Şehir bir tarım ve endüsti bölgesidir.É uma aldeia rural e industrial.
Mahallenin ekonomisi tarım (seracılık)a dayalıdır.A (re)produção do espaço urbano.
Tarımsal çürümenin en az 20%' si Alternaria türleri tarafından gerçekleştirilir.Pelo menos 20% da deterioração de produtos agrícolas é causada por espécies de Alternaria.
2009-10 döneminde tarım ve bağlaşık işkolları toplam işgücünün yaklaşık %52,1'ini oluşturuyordu.A agricultura e setores afins representaram, aproximadamente, 52,1% da força de trabalho em 2009-10.
Bugün, tarım Çin'in GSYİH'sının sadece %13'üne katkıda bulunmaktadır.Atualmente, a agricultura colabora com menos de 13% do PIB chinês.
‘Fukuoka Metodu’ ya da ‘hiçbir şey yapma tarımı’ olarak da biliniyor.É também referido como "o método de Fukuoka", "o modo natural de cultivar" ou "fazer-nada agricultura".
Tarımın olmadığı bir yerdir.A arte não tem pátria.
Marinelli, Faşist militanın eski şefiydi ve Pareschi, eski Tarım Bakanıydı.Marinelli havia sido chefe da milícia fascista, e Pareschi Ministro de Agricultura.
1928 yılına gelindiğinde tarımsal ve sanayi üretimi 1913 seviyelerien gelmiştir.Em 1928, a produção industrial alemã voltou aos níveis de 1913.
Tarımsal üretim de savaş öncesinin yarısı düzeyindeydi.O volume de negócios caiu da metade em relação ao nível de antes da guerra.
Tarım toplumunda toprak yetiştiriciliği refahın başlıca kaynağıdır.Em uma sociedade agrária, o cultivo da terra é a principal fonte de riqueza.
Yabancı döviz kaynağı olarak turizm, tarımsal ihraç ürünlerinden daha önemli bir hale gelmiştir.O turismo tem se tornado mais importante que as exportações agrícolas como fonte de intercâmbio internacional.
Bu nedenle pek tarım ürünü yetiştirilemez.Não vale a pena ter muitas milícias do fazendeiro.
Tarımsal sosyalizm ağırlıklı olarak ilkel (sanayi öncesi), kentleşmemiş demografiye yatkındır.O socialismo agrário aplica-se a dados demográficos predominantemente pré-industriais e não urbanizados.
Bu durum da tarım ve hayvancılığı olumsuz yönde etkilemektedir.A pecuária e a agricultura contribuem para esse fato negativo.
1929'da tarım makine firması Rostselmaş kuruldu.Em 1929 uma nova máquina de papel é comprada.
Tarıma dayalı bir ekonomisi vardır.Possui uma economia muito dinâmica.
90'lı yılların başlangıcından beri, Ortak Tarım Politikası bir dizi düzenleme geçirmiştir.Desde o início da década de 1990, a PAC tem sido objeto de uma série de reformas.
Mahallenin tüm toprakları tapuludur ve tarım alanı olarak kullanılmaktadır.O castelo e todo o terreno em torno ainda é uma propriedade privada e usada como fazenda agrícola.
350-400 civarında nüfus bulunmaktadır. tarım ve hayvancılığın yanı sıra ormancılık ile geçim sağlanmaktadır.Há cerca de 400 a 500 habitantes que sobrevivem da pesca, agricultura e remessas de familiares no exterior.
Gölün çevresindeki diğer kısımlar tarım için kullanılır.Os campos em volta da cidade são usados para agricultura.
Tarım yoktur.Sem plantações.
Nüfusun %70'i hizmet sektöründe, %25'i sanayi sektöründe ve %5'i tarım sektöründe çalışmaktadır.70% da população está empregada no sector dos serviços, com 25% no sector da indústria e 5% na agricultura.
Tarıma elverişli toprakların az oluşu halkın başka geçim kaynakları aramasına neden olmaktadır.Por causa da pequenez da nação buscam terras além.
Ana madde: Rusya'da tarım Rusya, eski Sovyetler Birliği topraklarının yaklaşık dörtte üçünü kapsamaktadır.A Rússia compreende cerca de três quartos do território da antiga União Soviética.
Son yillarda Tarımda büyük gelişmeler olmuştur.A nova forma de administração teve rápidos resultados dentro de campo.
Her şeye rağmen Kalfat topraklarının tamamı tarıma elverişlidir.Toda a Terra está cheia da sua glória.
Düz arazilerde ise kısmen tarım yapılmaktadır.À semelhança daquilo que acontece atualmente, os terrenos são parcialmente agrícolas.
Mahallenin arazisi kıraç olup sulu tarım yapılamamaktadır.A cidade não está preparada para administrar o lixo produzido.
Hububat ve pamuk tarımı yapılır.Como se faz algodão-doce?
Bu alanın %31.3'ü tarımsal amaçlı kullanılırken %24.1'i ormanlık alandır.Desta área, 31,3% é usada para a agricultura, enquanto 24,1% é ocupada por florestas.
İlçe Tarım Müdürlüğü, Boğazköy sayfası ^ a b c YerelNETCarro de bois em frente à Sé e ao Banco Nacional Ultramarino, c.