Belde halkının çoğu tarım işçisi olarak başka yerlere mevsimlik olarak gitmektedir.Многие крестьяне уезжают в Кот-д'Ивуар в качестве сезонных рабочих.
Denetimi Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Türk Gıda Kodeksi'ne göre yapıyor.Сельское хозяйство Турции Структура сельского хозяйства Турции Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı.
Ülke nüfusunun %60'ı şahsi tüketim ve kullanım için tarımsal ürünler ekmektedir.Каждая семья получала по 60 десятин земли в вечное и наследственное пользование.
Ortalama yağış miktarı 400-450ml dir Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.Средняя высота составляет 300—400 м.Здесь много лесов и сельскохозяйственных угодий.
Köy Arazisinin Genel Kullanımı Sürülebilen tarım alanı 3500 dönümdür.Площадь села с сельхозугодиями составляет 3500 га.
Tarım işleri nüfusun esas işlerinden biridir.Сельское хозяйство составляет одно из главных занятий жителей.
Tarım ürününü yetiştirmek için hiçbir tarım ilacı ve yapay ürün kullanılmaz.Ни виноград, ни дерево оливковое там не растёт.
Agricultural Research Service (ARS), ABD Tarım Bakanlığı (USDA).دائرة البحوث الزراعية (ARS)، وزارة الزراعة الأمريكية (USDA).
Tarımsal ilerlemeye katkıda bulunan her bilimsel disiplin, bir şekilde kimyaya bağlıdır.كل فرع علمي يسهم في تقدم الزراعة يعتمد بطريقة أو أخرى على الكيمياء .
1984'te hükûmet, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Forest 2000 planını yayınladı.في عام 1984 نشرت الحكومة خطة الغابات 2000 والتي وضعتها وزارة الزراعة والغابات.
1965'te bu sektörler işgücünün %41 ini oluşturuyordu ve sadece %26 sı tarımda kalmıştı.في عام 1965 استخدمت هذه القطاعات أكثر من 41٪ من القوى العاملة، في حين لم يبق سوى 26٪ في الزراعة.
Bunun yanında alt yapısız turizm ve tarım, endüstri kadar olmasa da ekonomiye katkı sağlar.بجانب ذلك فساهمت السياحة والزراعة التى ليس لديها بنية تحتية، في الاقتصاد على الرغم أنها ليست بقدر الصناعة.
Gazze'nin temel ekonomik faaliyetleri küçük ölçekli sanayi, tarım ve işçiliktir.الأنشطة الاقتصادية الأولية في قطاع غزة هي الصناعات الصغيرة والزراعة والعمل.
Bunun temel nedeni olarak Antalya'da turizmin ve tarımın ön planda olmasıdır.و السبب الرئيسي لذلك هو أن تعد السياحة و الزراعة في أنطاليا في المقدمة.
Emtia ticaretinde koruma seviyesi tarımsal ürünler haricinde düşüktür.ينخفض مستوى حماية تجارة السلع الأساسية ما عدا المنتجات الزراعية.
Tarımda olduğu gibi, ailenin kapasitesini aşan iş gücünde köleler çalıştırılmıştır.وكما كان الحال في الزراعة، فقد عُني الرقيق بالقيام بالوظائف التي تفوق قدرات الأسرة.
Almanya, Fransa ve İtalya'dan sonra Avrupa Birliği'nde üçüncü büyük tarım üreticisidir.وفي الواقع، ألمانيا هي ثالث أكبر البلدان إنتاجاً للمنتوجات الزراعية في الاتحاد الأوروبي بعد فرنسا وإيطاليا.
1966 yılından sonra katıldığı Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nde 25 yıl çalıştı.و عملت لمدة خمسة و عشرون عاماً في منظمة الأمم المتحدة للأغذية و الزراعة حيث أنها إنضمت إليها منذ عام 1966.
Planlı ekonomiyle 1950'lerde sanayi ve tarımda savaş öncesinden daha iyi bir düzeye ulaşıldı..بحلول عام 1950، تجاوزت الجمهورية تماما مستويات ما قبل الحرب في الصناعة والإنتاج .
Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yerine, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kuruldu.تم استبدال وزارة الزراعة والشؤون الريفية بوزارة الأغذية والزراعة والثروة الحيوانية.
Tarım ve balıkçılık, yerel ekonomide ikincil rol oynamaktadır.اللحم والمنتجات الثانوية تلعب دورا مباشرا في اقتصاد أسر الصيد.
Pirinç tarımının önemli bir merkezidir ve yaz aylarında su basan pirinç tarlalarıyla çevrilidir.وهي مركز هام لزراعة الارز ،حيث تحيط بها حقول الارز، التي تغدق بالمياه في الصيف.
Tarım üretimi.الإنتاج النباتي.
Belediye sınırları içerisinde tarım ve ticaret çok gelişmiştir.ازدهرت الزراعة والتجارة في العديد من مدنها.
Bu halk bölgedeki ilk tarımla uğraşan kişilerdi.أنتم من أوائل من يحملون هذه الشهادة على مستوى المنطقة.
Temel tarım ürünü tütündür.أهم محاصيل الولاية الزراعية هي التبغ.
1970 yılında nüfusun dörtte üçü tarımsal sektörlerden geçiniyorken 2000 yılında bu oran % 49' a düşmüştür.فنجد أنه بينما يربح ¾ من السكان عام 1970 من قطاع الزراعة إلا أن إنخفضت هذه النسبة إلى 49% عام 2000.
"Tarım'ın gökdeleni güvenliğe takıldı!".ومن دخل المسجد فهو آمن».
Tarım ve hayvancılığın ağırlığı ise giderek azalmaktadır.أما الثقل الإقتصادي الذي كان يتحقق عن طريق الزراعة وتربية الحيوانات فهو في تناقص مستمر.
Genel geçim kaynağı uzun yıllar boyunca tarım olmuştur.اكتسب العمل من المنزل مصداقية على مر السنين.
Köyün tek geçimi tarıma dayalıdır.مدخل القرية الوحيد عبارة عن ممر زراعي.
Tarım, tarımsal araştırma uygulaması da dahil olmak üzere teknikleri ilgilendirmektedir.وتهتم بالتقنيات الحديثة بما في ذلك تطبيقات البحوث الزراعية.
Virginia'da hükümet temsilcileri gıda ve tarım için daimi bir örgüt kurmaya söz vermişlerdir.وتعهدت الأطراف بإنشاء منظمة دائمة للأغذية والزراعة.
Gazze ekonomisi tarıma dayalıdır.الطبق الوطني لمنطقة غزة هو سماكية.
ABD Tarım Bakanlığı.وزارة الزراعة الأمريكية.
Anadolu Tarım Bilim.علم الزراعة Science for Agriculture.
Tarım arazisi geniş olmasına rağmen, sulu tarım az yapılmaktadır.حتي مع استخدامها طبقات مياها الجوفية، لازالت الصين تعاني من نقص الحبوب.
Söz konusu örgüt 16 ekim 1945 tarihinde Kanada'da Gıda ve Tarım Anayasası'nın imzalanmasıyla kurulmuştur.وتم ذلك في كيبيك في 16 أكتوبر 1945 حيث تم إقرار دستور منظمة للاغذية والزراعة.
İklim değişikliği tarım da büyük hasarlara yol açmaktadır.يسبب التغير المناخي العديد من المخاطر الكبيرة في مجال الزراعة.
Sulu tarım yapılan arazi ise son derece azdır.البط البري هو خجول على الأقل.
Bozkurt halkının çoğu tarım ile uğraşmaktadır.معظم البنغلاديشيين كسب عيشهم من الزراعة.
Köyün ekonomisi köyde başlıca tarım ürünleridir.تعد الزراعة القطاع الاقتصادي الرئيسي في القرية.
Arazi gelişimi sonucunda fillerin yaşadığı alanlar tarım ve yaşam alanlarına döndürülmektedir.يصبح المطر الذي يصب على الأرض التي يمكن استخدامها من قبل الناس للعمليات الزراعية وغيرها.
Bademler tarımsal olarak ilk kez burada yetiştirilmiş olmalıdır.وظهرت النباتات المزهرة لأول مرة في هذا العصر.
Tarımın Nil Nehri vadisinde görülmesi.ينتشر في وادي النيل.
Üretilen tarım ürününü pazarlayan ve işleyen ticari işletmelere sahiptirler.كما يشمل أيضًا الأشخاص الذين يقومون بتصنيع وتسويق المنتجات الزراعية.
Killik Beldesinin ekonomisi tarıma dayalıdır.درجة البكالوريوس في الاقتصاد المنزلي.
Halkın çoğunluğu tütün ve şekerkamışı tarımı ile uğraşmaktadır.تشتهر البلدة بزراعة التبغ والقمح.
Çin'de tarım, 300 milyondan fazla çiftçiye iş veren oldukça önemli bir sektör.(يوليو 2011) الزراعة هي القطاع الاقتصادي الهام للصين، وتوظف أكثر من 300 مليون مزارع.
Bu kuyular tarım arazilerinde sulama amaçlı olarak kullanılmaktadır.وكل هذه إجراءات فعالة لوقف زحف الصحراء على الأراضي الزراعية.
Köyün ekonomisi son 20 yıl öncesine kadar tarım ve hayvancılığa dayanıyordu.كانت أراضي المدينة عبارة عن غابات ومناطق زراعية حتى ثلاثينات القرن العشرين.
Tarımla ilgili işler de risk taşır.العمل في الزراعة هو أيضاً خطر.
Dolayısıyla tarım yapıldığını gösteren bir kanıt yoktur.ولا يوجد دليل على أي ممارسات زراعية.
Ayrıca tarım ve orman ürünlerini işleyen sanayiler de bulunur.كما توجد صناعات تعتمد على الغابات و الماشية.
Geri kalan arazisi tarıma elverişlidir.أما بقية المساحات من الأراضي فتستخدم مراعٍٍ.
En önemli tarım ürünü fındıktır.ولكن أهم انجازاته كانت في زراعة الكلى.
1815 yılında Humphry Davy, Tarım kimyasının unsurları'nı yayınladı.في عام 1815، اخترع همفري ديفي مصباح السلامة الخاص بعمال المناجم.
Tarımda kullanılan ilaçların etkisiyle arıcılık giderek azalmaya başlamıştır.بينما تغذى الأجراس المستعملة في الصناعة على توتر مرتفع نسبيا.
Tarıma dayalı ekonomi giderek azalmaktadır.معدل النمو الطبيعي للسكان سلبي أي يتناقص.
Saban kullanılarak tarımsal faaliyetler başarıyla yürütüldü.وبشكل عام تمتعت الجهود التبشيرية البروتستانتية في جنوب تشاد ببعض النجاح.