Ana içeriğe geç
Sözlük

tarım ile cümle

tarım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İklim değişimleri, sıcaklık ve nemdeki değişiklikler dolayısıyla tarımsal ürünlere etki etmektedir.Des transformations d'état, les transitions de phase, affectent les gaz.
Geleneksel olarak tarım ve hayvancılıkla uğraşılır.Traditionnellement basée sur l'agriculture et l'élevage.
Arakawa, Edo döneminde ağırlıklı olarak tarım alanıydı.Pendant la période Edo, Arakawa était un espace pour l'agriculture.
Geneli tarıma uygundur ama engebeli arazi yapısına sahiptir.Le fort est accessible mais appartient à une propriété privée.
2012: 55 Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.2011 : La famille pose fièrement avec le grand-père et les animaux.
Sıradan bir tımarın yıllık tarımsal geliri 20.000 akçeden azdı.Le revenu annuel de l'abbaye décline en effet jusqu'à quelque 20 000 livres.
Tarım alanında maddi ve teknik olanakların geliştirilmesi hedeflendi.Elle a pour but d'améliorer les pratiques et techniques agricoles dans le royaume.
Modern tarım uygulanmaktadır.L'agriculture moderne.
Kanak Çayı ve Yahyasaray sulama barajı sulu tarıma imkan vermektedir.Plan d'eau et digues du Salat au centre-ville.
Doğu Avrupa ülkeleri tarımda önemli olanaklara sahiptir.L'Europe de l'Est possède en la matière un potentiel très intéressant.
Özellikle kavun, ilçenin en önemli tarım ürünüdür.Le monde des courses représente, notamment en France, le principal secteur en croissance de la filière cheval.
Firma tarım araçlarıda üretmektedir.La firme fabrique également des véhicules agricoles.
Ne tarım ne de hayvancılık yapılır.C'est pourquoi il n'y a ni élevage ni culture.
Ana madde: Antik Yunanistan'da tarım Yunan insanlarının yaklaşık %80'i tarım ile uğraşıyordu.Dans la Grèce antique, l'agriculture représentait environ 80 % de l'économie.
Tarım esas olarak bir “dağ tarımı”ydı.À cette époque, l'agriculture était essentiellement une agriculture de montagne.
Köyün geçim kaynakları tarım ve hayvancılık olup avcılık da yapılmaktadır.Les activités pastorales et agricoles, ainsi que la chasse, sont interdites.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı.Seigneurs et paysans.
Ayrıca bölgede endüstri ve tarım alanları yoğun olarak bulunmaktadır.Les activités agricoles et hydrauliques de la région sont également retracées.
Sığırcıklar Güney Afrika'da tarıma zararlı olarak kabul edilmemektedir.L'élevage est accusé de favoriser la déforestation en Amérique du Sud.
Tarımda ise buğday pancar çoğunlukla ekilenler arasındadır.En cuisine, le lapin domestique est souvent classé parmi les volailles.
Köyün ekonomisi tarım ve |hayvancılığa]] dayalıdır.C'est une société patrilinéaire.
Bazı haneler, kendi ihtiyaçlarını karşılayacak derecede serada sulu tarım yapmaktadır.Il trouve un chêne suffisamment sûr pour y vivre.
Faaliyetlerini T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı olarak yürütmektedir.Ils sont fixés par le GEVES sous l'égide du CTPS et du Ministère de l'Agriculture.
Hava koşulları her türlü tarımı ve hayvancılığı yapmaya müsaittir.L'aviculture désigne toutes les sortes d'élevage d'oiseaux ou de volaille.
Doğal tarımın bazı yöntemleri hala kullanılmakta: kimyasal yok, toprağı sürmek yok, gübreleme yok.Mais ses formes sont simplifiées : pas de richesse décorative, pas de frises, pas de corniches.
Tarıma dayalı ekonomi giderek azalmaktadır.L’économie du pays décline de plus en plus.
Tarım ve hayvancılığı sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayacak kadar yapmaktadırlar.Ils développèrent l'agriculture et l'élevage pour subvenir à leurs besoins.
Pestisit Lorsban dahil tarımsal kimyasallar ve Strafor içeren tüketici ürünleri üretir.Tome I Les agricultures et horticultures raisonnées chimiquement dans l'impasse.
Diğer bölümler ise nispeten tarım alanına uygundur.Les autres chapelles rurales sont à l’état de ruines.
ABD Tarım Bakanlığı.US Department of Agriculture.
Tarım profesörü olarak çalıştı.Il exerçait la profession d'agriculteur.
Porto Alegro limanı yerel tarımsal ürünlerin nakledilmesinde gayet önemli bir rol oynamaktadır.Les lacs suisses ont ainsi eu une importance dans le transport de produits locaux, .
Düzce tarımının tamamına yakını bu köyden elde edilmektedir.L'origine de leur fortune est rapidement connue de tout le village.
Tarım toplumları çok azınlıktaydı.Dans ces espaces, les populations agricoles sont largement minoritaires.
Üretilen tarım ürünleri ise daha çok tahıl ve meyve ile susam yağıdır.Les raisins qui y mûrissent sont plus structurés et plus riches en sucre.
Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü YayınlarıHistoire générale illustrée des départements...
Tarım da kasaba ekonomisinde önem taşımaktadır.L'agriculture reste encore le cœur de l'économie de la ville.
"Tarım'ın gökdeleni güvenliğe takıldı!".Voilà : la porte du ciel t'est ouverte ».
Çalışan nüfusun ise % 56,7'si tarım ile uğraşmaktadır.Le secteur tertiaire prédomine avec 56,9 % des emplois.
Bu il İtalya'nın tarım alanında yaptığı ihracata çok büyük katkı yapmaktadır.Celui enterré à ma chère île de France est considérable.
Tarım alanlarının %47,7'sinde tarla ürünleri yetiştirilir.Cette part monte à 7,9 % en ce qui concerne les fruits.
Muğla'da tarımla uğraşmıştır.Il levait la dîme dans la paroisse.
Atatürk Barajı yapımından sonra Urfa Tünelleri ile ovaya su verilmiş, sulu tarıma başlanmıştır.Il le fut jusqu'à ce que débute la construction du barrage Atatürk, en aval près d'Urfa.
Veriler FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) resmi internet sitesinden alınmıştır.Lire en ligne ↑ Organisation des Nations unies pour l'alimentation et l'agriculture.
Merkez mahalle Soğuksu'da, önceleri kuru tarım yapılır.Dans le premier cas on parle de cathode froide pour les séparateurs,.
Ekonomisi turizmin yanı sıra, temel olarak tarıma dayalıdır.Outre l'artisanat local, l'économie est axée principalement sur le tourisme.
Hububat tarımı tamamen bitmiştir.Le nombre de motifs bien arrangés est fini.
Meyve hasatına rastlar ve tarım döneminin sona erdiğini bildirir.Les fermiers célèbrent la moisson et la fin de la saison agricole.
AB ortak tarım politikasında reform yapılmasına karşıdır.Il milite également en faveur d'une réforme du syndicalisme en Belgique.
Tarım aletleri, müzik aletleri yapımında kullanılır.Les graines sont utilisées dans la fabrication des bijoux et des instruments de musique.
Bu maddeler, tarımsal faaliyetler için çok uygun bir toprak örtüsü meydana getirir.Ces facteurs naturels ont permis la formation d'un paysage favorable à une activité agricole.
Köy sulu sebze tarımına ve meyve yetiştiriciliğine uygun bir yapıya sahiptir.Alquízar possède un sol fertile propice à la culture de légumes et de fruits.
Tarım Bakanlığında çalışmaya başlar.Il travaille alors au Ministère de l'agriculture.
Kentin sahip olduğu önemli endüstri kolları arasında tarım, petrol ve turizm vardır.Son économie est diversifiée avec des secteurs agricoles, artisanaux, pétroliers et touristiques importants.
Köyün ekonomisi tarım,hayvancılığave tavukçuluğa dayalıdır.L'économie du village repose sur l'élevage du poulet.
Yaklaşık tarım arazisi 2000 hektardır.L’ensemble représente environ deux mille hectares de terres.
Tarımsal kaynaklı yüzeysel akışlar ve rüzgârın taşıdığı atıklar bu tarz kirliliklerdir.L’élasticité du matériaux de la voile couplé au vent provoque ces phénomènes.
2011 yılında dördü tarım kredi kooperatiflerine ait olmak üzere toplam 12 tane gübre bayisi bulunmaktadır.En 2011, l’agriculture maintient deux emplois salariés, sur 4 établissements.
Yerleşme, tarımcı küçük bir yerleşme olarak görülmektedir.Cette petite construction est identifiée comme étant un probable foyer.
En bilinen kullanım alanı tarımsal gübrelemedir.Ce qui s'en rapproche le plus est celui d'association d'utilité publique.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod