Ana içeriğe geç
Sözlük

tap ile cümle

tap kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Öldükten sonra halkı tarafından ilahlaştırılmış, adına tapınaklar yapılmıştır.Later they were revered by people and temples are erected in their dedication.
Bu arazinin tapuları 1901 yılında çıkarılmıştır.These lands were purchased in 1901.
MÖ 5100 civarı- Güney Mezopotamya'da tapınaklar inşa edildi.5100 BC: Temples founded in southern Mesopotamia. c.
Tapınağın en dikkate değer unsurları torii isimli turuncu kapılarıdır.These are the best examples of what are known as tufa towers.
Şaktalar, Tanrıça tapınanları, bu Tanrı'yı Devi, ana tanrıça, ile eş tutarlar.Shaktas, worshippers of the Goddess, equate this god with Devi, the mother goddess.
Göğü, yeri, denizi, su pınarlarını yaratana tapının!.’The world (heavens) is spherical, as is the Earth, and the land and water make a single globe.
Annesi Muhammed Tapar'ın kıdemli zevcesi Guhar Hatun idi.Her grandmother, Gustav Stresemann's wife Käte, was Jewish.
Tapınak ayrıca geleneksel Thai Masajı'nında doğduğu yer olarak da bilinmektedir.Furthermore, the temple's layout is steeped in Thai tradition.
1920'lerde Masonlar tarafından bir Mason tapınağı olarak inşa edildi.It then became a Masonic Temple in 1920.
Tapınak Hinduizm tanrısı Şiva'nın tapınağı olarak kabul edilmektedir.The Hindu god Krishna is deified in this temple.
Doğusundaki Ġgantija tapınağının kalıntıları çok ünlüdür.The decorative features in the temple are notable.
Tapınak. olarak bir arabacı avantajları bak sırdaş.Temple. See the advantages of a cabman as a confidant.
Tekke ya da dikkatimi açmak tapınakta beyefendinin odaları.Lodge, or turn my attention to the gentleman's chambers in the Temple.
KA: Bana göre bu Spinal Tap grubunun Stonehenge sahnesini hatırlattı, öyle değil mi?Sort of like the Spinal Tap scene where you get the tiny little Stonehenge, I guess?
Evlerine geri dönmeden önce... ...yeni anneler tapınağa gidip arınmalılardır.Before rejoining the community, a new mother must go to the temple for purification.
Tapınakta yapılacak arınma ayinine hazırlık amacıyla... ...ardıç ve kutsal meşe dalları yakılır.Burning juniper and holly-oak are used in a ritual cleansing to prepare the temple for the ceremony.
Yiyecek üretimi ve Altın Tapınak'taki kutsal objeler.Mass catering and holy relics at the Golden Temple.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.This was taken inside an archaeological tunnel in the main temple.
Hangi tapınak mı, Parthenon tapınağı.Right, the Parthenon.
Ve bu Budist rahipler için Japonya'da bir tapınak.And this is a temple in Japan for a Buddhist monk.
İçlerinde zaten ölmüş ustalar ve Shaolin Tapınağı ustası, Tianfeng ustaIt included the masters who passed away and the master of Shaolin Temple, Master Tianfeng
Sonra, körü körüne yerine, iyi geceler diledi ve Tapınağı için başladı kocam bakın.Then I, rather imprudently, wished you good-night, and started for the Temple to see my husband.
Efsaneye göre burada bir druid tapınağı vardı.According to legend there was a druidic temple here.
Tikal'da, Guatemala ormanlarında bir tapınak vardır,In the jungles of Guatemala, in Tikal, stands a temple.
Bu yüzden, eşinin şerefine kendininkinin karşısına bir tapınak inşa etti.So, he built a temple in her honor, facing his.
Bu yüzden maymunlar tanrılar yaratır ve sonra da onlara taparSo the monkeys make up gods and then they worship them
Tapyocayı alıp mutfağa getirmişler, ince ince dilimleyip leziz cipsler yapmışlar.They took the tapioca roots up to the kitchen, sliced them thinly and made delicious chips.
"24 saatlik bir tapınma zamanı" diyorlar buna.A "24-hour sanctuary in time," they call it.
Hepsi tapınağın hayır duasını almak için ve Ma'yı görmek için tapınağa geldiler.And they came up to the temple, to get the blessings of the temple, and to see Ma.
Hâl böyleyken hataları hoş görmüyoruz ve notlara tapıyoruz.And yet we don't tolerate mistakes, and we worship grades.
Ve böylece kendimize tapmaya meylettik.And so we tend to worship ourselves.
Hindistanın bu bölgesinde yaşayan insanlar Kral kobraya taparlar.The people of this part of India worship the king cobra.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.A few days later, we went to a Buddhist temple in Footscray and sat around her casket.
Ya handa ya da tapınakta kalacağız.It's either an inn or a temple.
Şimdi gittiğimiz tapınağın rahibi... ...bu ölüleri buraya getirir ve gömer.The head monk of the temple we are going to, brings their bodies here and buries them here.
Muhtemelen onu tapınağa götürmüştür.He probably took her to the temple.
Tapınağa gitmeli ve Haemyung'a söylemeliyim.I have to get to the Temple and tell Haemyung.
Tapınakta biraz yemek olacağını düşünmüştüm.I thought the temple would have some food.
Tapınakta değil.He's not at the temple.
Magoksa Tapınağı nerede biliyor musun?Do you know where Temple Magoksa is?
Magoksa Tapınağının baş rahibiyim.I am the head monk of Magoksa.
Bunlar dehşet verici gerçeğin yansımalarıdır, yani tapınılacak kadar.These are expressions of truth as awe-full things, by meaning they are things you can worship.
Gördüğünüz gibi, tapınaklar ve tanrılar eski medeniyetler için çok önemlidir.As you see, temples and gods play a big role in all ancient civilizations.
Asakusa Tapýnaðý ve Ueno Parkýný ziyaret ettim.I visited Asakusa Temple, Ueno Park and...
Onu en çok etkileyen... ...büyük tapýnak ýþýklarýydý.What impressed her most was... the big temple lantern.
Tapýnak çok büyüktü!The temple was so big!
Evet, oldukça büyük,muhtemelen tapınakta ibadet yerinin en önemli yapısıydı.A: Yes; it's huge, and frontal, so perhaps it was the main image for worship in its location.
Genellikle buna benzer yapılar bir tapınakta toplu halde bulunurlar.B:
Kıtlık durumunda tapyoka bitkisinin kökünü hızla işlemekten doğuyor.It's caused by fast processing of toxic cassava root in famine situation.
Tapınağa gittiğiniz zaman, Tanrı'nın dinleyicileridir tüm aradığınız.So, when you go to the temple, all you seek is an audience with God.
Vücuduma senin kadar tapan başka bir erkek yok.There's not another man who worships my body like you.
Adam uyuyordu ama ekmek, tapınak, Tanrı kelimelerini duydu ve uyandı.The man was asleep, but he heard the words bread, temple, God, and he woke up.
Diğerleri brokoliye Tanrı' ymışcasına tapmaya başladı.Others worshiped broccoli, as if it were God-like.
Ancak akılları öğrendikleri metafizik, tapınaklar ve bu tür şeylerle dolu.But mentally, they believe they'd made metaphysical temples and all that.
Buna "Tap tap yazı" diyordum.It's called "Tap, Type, Write."
Zaten anneme tapıyordum, onun için "Evet nineciğim, söz." dedim.Well I adored my mom, so I said, "Yes, Mama. I'll do that."
Ve TAP Plastık bana bir müze vitrini yaptı. --fotoğrafını çekmemiş olsam da-- .And TAP Plastics made me -- although I didn't photograph it -- a museum vitrine.
Tam basınç taper cut ve iş parçası ile sabitlenmişWith the taper cut and the work piece clamped at full pressure
Sonra da birkaç tapınağı.Then a number of shrines
Onun tapınağında yaşayacağım.And I'll live in his temple
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod