Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.És monda nékem: Ez a fõzõház, a hol fõzzék a háznak szolgái a nép véres áldozatát.
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.In mi reče: To so kuhinje, kjer naj hišni strežaji kuhajo klalno daritev ljudstva.
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.I řekl mi: Ta jsou místa těch, kteříž vaří, kdežto vaří služebníci domu oběti lidu.
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.I rzekł mi: Te miejsca są tych, którzy warzą, gdzie słudzy domu warzą ofiary ludu.
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.Ja hän sanoi minulle: "Nämä ovat keittäjäin suojat, joissa temppelipalvelijat keittävät kansan teurasuhrit".
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.그가 내게 이르시되 이는 삶는 부엌이니 전에 수종드는 자가 백성의 제물을 여기서 삶을 것이니라 하시더라
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.Người bảo ta rằng : Ðây là những nhà_bếp , là nơi những kẻ làm_việc trong nhà nấu thịt tế của dân_sự .
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.Người bảo ta rằng: Ðây là những nhà bếp, là nơi những kẻ làm việc trong nhà nấu thịt tế của dân sự.
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.Och han sade till mig: »Detta är de kök i vilka husets tjänare skola koka folkets slaktoffer.»
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.Og han sagde til mig: "Her er Køkkenerne, hvor de, der gør Tjemmesle i Templet, skal koge Folkets Slagtofre."
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.Og han sa til mig: Dette er de kokehus hvor husets tjenere* skal koke folkets slaktoffer. / {* ESK 44, 11.}
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.Und er sprach zu mir: Dies sind die Küchen, darin die Diener des Hauses kochen sollen, was das Volk opfert.
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.И сказал мне: „вот поварни, в которых служители храма варят жертвы народные".
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.Тогава ми каза: Тия са готварниците, дето служителите на дома ще варят жертвите на людете.
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.ויאמר אלי אלה בית המבשלים אשר יבשלו שם משרתי הבית את זבח העם׃
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.ثم قال لي هذا بيت الطبّاخين حيث يطبخ خدام البيت ذبيحة الشعب
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.他 對 我 說 、 這 都 是 煮 肉 的 房 子 、 殿 內 的 僕 役 、 要 在 這 裡 煮 民 的 祭 物
Bana, ‹‹Bunlar tapınakta hizmet edenlerin halkın sunduğu kurban etini pişirecekleri mutfaklar›› dedi.他 對我說 、 這都 是 煮肉 的 房子 、 殿內 的 僕役 、 要 在 這裡 煮 民 的 祭物
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Ce sera lui qui me bâtira une maison, et j`affermirai pour toujours son trône.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Costui mi costruirà una casa e io gli assicurerò il trono per sempre
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Der soll mir ein Haus bauen, und ich will seinen Stuhl bestätigen ewiglich.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.El Îmi va zidi o casă, şi -i voi întări pe vecie scaunul lui de domnie.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Él me edificará una casa, y yo estableceré su trono para siempre
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Esse me edificará casa, e eu firmarei o seu trono para sempre.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Hän on rakentava minulle huoneen, ja minä vahvistan hänen valtaistuimensa ikuisiksi ajoiksi.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Han skal bygge mig et Hus, og jeg vil grundfæste hans Trone evindelig.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Han skal bygge mig et hus, og jeg vil trygge hans trone til evig tid.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Han skall bygga ett hus åt mig, och jag skall befästa hans tron för evig tid.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.저는 나를 위하여 집을 건축할 것이요 나는 그 위를 영원히 견고하게 하리라
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Người ấy sẽ cất cho ta một cái đền , và ta sẽ làm cho ngôi nước người vững_bền đến đời_đời .
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Người ấy sẽ cất cho ta một cái đền, và ta sẽ làm cho ngôi nước người vững bền đến đời đời.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Õ épít nékem házat, és megerõsítem az õ királyi székét mindörökké.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.On mi bo zgradil hišo, in jaz utrdim prestol njegov na veke.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Onť mi ustaví dům, a já utvrdím trůn jeho až na věky.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Ten mi vystaví dom, a ja postavím pevne jeho trón, aby stál až na veky.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Ten mi zbuduje dom, i utwierdzę stolicę jego aż na wieki.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Αυτος θελει οικοδομησει εις εμε οικον, και θελω στερεωσει το θρονον αυτου εως αιωνος.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Он построит Мне дом, и утвержу престол его на веки.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Той ще Ми построи дом; и Аз ще утвърдя престола му до века.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.הוא יבנה לי בית וכננתי את כסאו עד עולם׃
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.هو يبني لي بيتا وانا اثبت كرسيه الى الابد.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.他 必 為 我 建 造 殿 宇 、 我 必 堅 定 他 的 國 位 直 到 永 遠
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.他 必為 我 建造 殿宇 、 我 必 堅定 他 的 國位 直 到 永遠
Binanın ön tarafına da sütunlar koydurayım, eski Yunan veya Roma tapınaklarına benzesin.Are coloane în faţă. Arată ca un templu antic roman sau grecesc .
Binanın ön tarafına da sütunlar koydurayım, eski Yunan veya Roma tapınaklarına benzesin.Así que voy a dibujar al edificio. Tiene columnas en el frente. Se parece a un templo antiguo griego o romano.
Binanın ön tarafına da sütunlar koydurayım, eski Yunan veya Roma tapınaklarına benzesin.Con dei pilastri. Sembra un tempio greco o romano.
Binanın ön tarafına da sütunlar koydurayım, eski Yunan veya Roma tapınaklarına benzesin.Então, eu vou desenhar o edifício. Tem pilares na frente. Parece-se com um antigo templo grego ou romano.
Binanın ön tarafına da sütunlar koydurayım, eski Yunan veya Roma tapınaklarına benzesin.Il a des piliers à l'avant. Il ressemble à un vieux temple grec ou romain.
Binanın ön tarafına da sütunlar koydurayım, eski Yunan veya Roma tapınaklarına benzesin.Ma kolumny z przodu. Wygląda jak stara świątynia grecka lub rzymska.
Binanın ön tarafına da sütunlar koydurayım, eski Yunan veya Roma tapınaklarına benzesin.Nó có trụ cột ở phía trước. Nó trông giống như một ngôi đền Hy Lạp hay La Mã cũ.
Binanın ön tarafına da sütunlar koydurayım, eski Yunan veya Roma tapınaklarına benzesin.V přední části má sloupy. Vypadá jako starořecký nebo starořímský chrám.
Binanın ön tarafına da sütunlar koydurayım, eski Yunan veya Roma tapınaklarına benzesin.Ще нарисувам сградата. Има колони отпред. Прилича на гръцки или римски палат.
Binanın ön tarafına da sütunlar koydurayım, eski Yunan veya Roma tapınaklarına benzesin.Это столпы в передней части. Похоже, что старый греческий или римский храм.
Binanın ön tarafına da sütunlar koydurayım, eski Yunan veya Roma tapınaklarına benzesin.יש לו עמודים בחזית. הוא נראה כמו בית מקדש יווני או רומי ישן.
Binanın ön tarafına da sütunlar koydurayım, eski Yunan veya Roma tapınaklarına benzesin.له أعمدة في الواجهة. يشبه معبد روماني أو يوناني قديم.
Binanın ön tarafına da sütunlar koydurayım, eski Yunan veya Roma tapınaklarına benzesin.ギリシャやローマにこんな建物ありそうですよね? こういう建物を建設するのには訳があります。
Bir çizgi roman fuarı) konuştuğu güç tapınakları hikayeleriA když zbytek týmu postoupil až k němu, mnoho toho po něm nenašli.
Bir çizgi roman fuarı) konuştuğu güç tapınakları hikayeleriKiedy pozostali członkowie zespołu podeszli, niewiele z niego zostało.
Bir çizgi roman fuarı) konuştuğu güç tapınakları hikayeleri다른 대원들이 그에게 다가갔을때는
Bir çizgi roman fuarı) konuştuğu güç tapınakları hikayeleri"não temos que escrever uma carta para a mãe dele".