tanrılar ile cümle
tanrılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Tarihteki birçok tanınan Yahudi tanrılara inanmayı reddetti.Um número de judeus conhecidos ao longo da história têm rejeitado a crença em Deus.
Roma tanrıları aynı zamanda Yunan tanrılarının vasıflarını ve mitolojilerini de üstlendi.Os deuses romanos também assumiram os atributos e mitologias da tradição grega.
Yunan tanrıları insanlara benzerdi.Os deuses gregos eram semelhantes aos deuses romanos.
Bu tarz yerel tezahürler hemen hemen ayrı tanrılar olarak da görülebilmekteydi.Essas manifestações locais poderiam ser tratadas quase como seres separados.
Ancak bu esnekliklerine rağmen tanrıların yetenekleri ve nüfuz alanları sınırlıydı.Apesar dessa flexibilidade, os deuses tinham habilidades e esferas de influência limitadas.
İlâhi adların ve lakapların çokluğu tanrıların muhtelif doğalarını belirtmektedir.Os muitos nomes e títulos divinos exprimem a natureza multifária dos deuses.
Tanrıların tezahürleri aynı zamanda işlevlerine göre de farklılıklar gösterebilmektedir.As manifestações dos deuses também diferiam de acordo com suas funções.
İnsanların tanrılarla olan ilişkileri Antik Mısır topluluğunun temel parçalarından biriydi.As relações dos seres humanos com suas divindades eram uma parte fundamental da sociedade egípcia.
Bu inanışa uygun olarak tanrıların adları sıklıkla işlevleri ya da çıkış yerleri ile bağlantılıdır.De acordo com essa crença, os nomes das divindades, geralmente, estão relacionados a suas funções ou origens.
Bu topluluğun tepesinde genellikle yaratıcı tanrı ile özdeşleştirilen tanrıların hükümdarı bulunurdu.No ápice dessa sociedade estava o rei dos deuses, geralmente identificado com a divindade criadora.
Bunlara tekrar kavuşabilmek istiyen tanrılar devlerin her türlü isteğini kabul etme yanlısıdırlar.Aqueles que desejam retornar a Deus deve abandonar todos os prazeres dos sentidos.
Sıradan insanların tanrılar hakkındaki algıları rahiplerin algılarından farklılıklar gösterebilir.As percepções de pessoas comuns sobre o divino podem ter diferido daquelas dos sacerdotes.
Yerel tanrılar önemli tanrılar ile bağlantılıydı ve benzer işlevlere sahip tanrılar birleşebiliyordu.Os deuses locais estavam ligados as divindades maiores, e divindades com funções semelhantes eram fusionadas.
Mısır tanrıları ve tanrıçaları birbirleriyle karmaşık ve değişkin bir dizi ilişki ile bağlıdırlar.As divindades egípcias estão conectadas em um conjunto complexo e mutável de relacionamentos.
Roma Panteonunun tanrılarına olan ilgisini gösterebilmek için 82 farklı tapınağı tamir ettirdi.Ele também restaurou 82 templos diferentes para demonstrar seu cuidado com o panteão de deidades romanas.
"Ennead" terimi sıklıkla Antik Mısır2ın tüm tanrılarından söz etmek için de kullanılır.O termo "enéade" foi, frequentemente, estendido para incluir todas as divindades do Egito.
Ana tanrıların sıklıla birçok işlevi vardı ve çeşitli olaylarla ilişkilendirilirlerdi.Os deuses principais frequentemente tinham muitos papéis e estavam envolvidos em vários tipos de fenômenos.
Çin geleneksel halk dini panteonunda en önemli tanrılardan biridir.É um dos mais importantes deuses do panteão da religião tradicional chinesa.
Altar, Yunan tanrılarla dolduruldu ve Yahudilerin kurban kesmesi yasaklandı.Altares a deuses gregos foram criados e animais proibidos a judeus foram sacrificados neles.
Giden tanrılara seslendi.Jurei pelos deuses que me mandaram.
Tanrı ve Tanrıça Tanrılar gerçektir, insanlar gibi değillerdir, onlar mutlak gücün birer aracılarıdır."Os deuses são reais, e não como pessoas, mas como veículos do poder.
Mısır tanrıları doğanın düzenine olduğu gibi insanların yaşamlarına da karışmaktaydılar.Deuses egípcios estavam envolvidos nas vidas humanas, bem como na ordem geral da natureza.
Taş halkalar, erken iki tekerlekli at arabaları, tanrıların insan biçimci dikili taşları.Círculos de pedras, primeiras bigas de duas rodas, estátuas de pedras de deidades antropomórficas.
Jüri tanrılar bu şehre en büyük hediyeyi verecek olanı şehrin tanrısı seçeceklerini belirtirler.Os deuses dariam a região aquele que desse aos habitantes o presente mais útil.
Maoriler Yüce tanrılarına Lo derler.O oráculo lhe disse para quais deuses.
Tanrılar kendi tasvirlerinde yaşayarak gizli konumlarından ayrılıp fiziksel bir biçim içine girerdi.Ao habitar essas imagens, os deuses deixaram seu estado oculto e assumiram uma forma física.
Tapınaklar, insanlık ile tanrıların ana iletişim yoluydu.Os templos eram seus principais meios de contato com a humanidade.
Tanrıların birçok değişik şekilde tezahür ettiğine inanılırdı.Acreditava-se que os deuses se manifestavam de muitas formas.
Titanlar bundan zevk alır fakat tanrılar hoşlanmazlar.Se dizes o que é injusto, os deuses te odiarão.
Devlet ritüellerinin düzenlendiği tapınaklar tanrıların tasvirleri ile doludur.Os templos, onde os rituais do estado eram realizados, estavam cheios de imagens dos deuses.
Hephaistos, tanrıların en çirkinidir.Daikoku é o mais alegre dos deuses.
Mısır'ın tüm tapınaklarında yaşayan tanrıların tamamı Mısır panteonunun tamamını oluşturmaktaydı.Os deuses residentes nos templos do Egito representavam, coletivamente, todo o panteão.
Homeros'a göre Okeanos ve Tethys tüm tanrıların çıkış noktalarıydı.Homero diz que os deuses eram originários do Oceano e de Tétis.
Tüm tanrılar onun ismini duyunca titrer.O Divino dá-se a ouvir, revelando-se enquanto nome.
Tanrılar bu dönemden önce tarihöncesi dinsel inançlardan kaynaklanarak ortaya çıkmış olmalıdır.Deus teria tomado esta decisão antes da criação do Universo.
Mitler, insanların tam olarak anlayamayacağı tanrıların eylemleri için birer mecazdı.Mitos são metáforas para as ações divinas que os humanos não podem entender completamente.
Yine de, genel olarak tanrılar çok iyi anlatılmış karakterlerden çok arketipler olarak görülmekteydi.No entanto, geralmente, os deuses se assemelham mais a arquétipos do que personagens bem desenhados.
Arjuna'nın iblislere karşı tanrılara savaşta yardım ettiğinden söz edilir.Acaz dizia:Os deuses dos reis da Síria os ajudam na guerra.
Bunun üzerine tanrılar da savaşa dahil olurlar.Até os deuses se apavoraram com a batalha.
Henoteizm bir tanrıya inanmakla birlikte diğer tanrıların da var olduğunu kabul etmektir.O henoteísmo envolve a devoção a um deus único, ao mesmo tempo em que aceita a existência de outros deuses.
Tanrılar ma'at'ın koruyucusu olduğu için ahlâk da onlarla bağlantılıydı.Como as divindades eram os defensores da maat, a moralidade estava ligada a elas.
Fūjin (風神) veya Futen, Japon rüzgâr tanrısı ve en büyük Şinto tanrılarından bir tanesidir.Fujin (風神, Fūjin) é o deus japonês do vento e uma das divindades xintoistas mais antigas.
Bütün tanrılar bakakalmıştır bu ağaca.Os deuses surgiram desse caos.
Ardından Olimpos'ta diğer tanrıların yanına çıkarlar.Elas então se uniram aos deuses do Olimpo.
Antik Mısır tanrıları, Antik Mısır'da kendilerine tapınılan tanrı ve tanrıçalardır.O panteão egípcio é o conjunto de deuses e deusas adorados no Antigo Egito.
Mitolojideki en önemli tanrılardan biri olan Apollon, Anadolu kökenlidir.São Paulo, um dos maiores apóstolos da Igreja, nasceu na Anatólia.
Tanrıları ve tanrıçaları arasında da cinsiyete dayalı bir ayrım yoktur.Não existe barreira entre os humanos e os deuses.
Tanrıların o anki eylemleri ilâhilerde ve defin metinlerinde tanımlanır ve methedilirdi.As ações dos deuses no presente são descritas e elogiadas em hinos e textos funerários.
Bir tanrının diğer tanrılarla olan bağlantıları ve etkileşimleri karakterini tanımlamaya yardımcı olur.As conexões e interações de um deus com outras divindades ajudaram a definir seu caráter.
Ölüm tanrıları bilindik yöntemlerle ölmezler.Nem todos os deuses samotrácios são conhecidos.
Anunnaki tanrıları yıldırımlarıyla birlikte karayı aydınlattı.E Deus fez uma grande luz para brilhar sobre eles.
Her tanrının işlevi değişkendi ve tanrılar özelliklerini genişleterek yeni işlevlere sahip olabilmekteydi.Cada deus podia expandir sua natureza para assumir novas características.
Bu yüzden tanrıların hepsi yeryüzüne inerler.E o mundo percebeu que os deuses caminhavam sobre a Terra.
Böylece tanrılar yine eski huzuruna kavuştular.Lá, os deuses recebem-no de volta para a sua antiga casa.
Bunun üzerine, tanrılar onları Etna Yanardağı'nın altında bir mağaraya hapsetmişlerdir.Os deuses, com pena, decidiram eternizá-lo em uma constelação.
Bu değişikliğin ortaya çıkmasından sonra da yeni tanrılar ortaya çıkmaya devam etti.Novas divindades continuaram a surgir após essa transformação.
Adalet tanrılarından biri olan Vidar Odin ve Dişi bir dev'in oğludur.Pertence ao clã dos deuses Æsir, e é filho do deus Odin.
Sümer dininde dişi tanrılar her zaman üstün bir rol oynamışlardır.No Oriente, as portas das cidades tiveram sempre um papel importante.
Tanrıların tanrısı Zeus dünyayı ve gökleri yönetir, ondan sonra kardeşleri Hades ve Poseidon gelirdi.O deus grego Poseidon é o governante dos mares e dos oceanos e irmão de Zeus e Hades.
Tanrıların yeryüzündeki nüfuz alanları şehirler ve onları çevreleyen bölgelerle belirlenmişti.As esferas de influência das divindades na Terra centraram-se nas cidades e regiões que presidiram.