Tank Tugayı bulunmaktadır.Os tanques estão a atacar-nos.
1984 yılında Tankard Noise Records isimli plak şirketiyle anlaşma imzalar.Em 1984, o Tankard assinou com o selo Noise Records.
Aynı şase daha sonra Nashorn adındaki tank imha edicide kullanıldı.O mesmo projeto foi usado no destruidor de tanques Nashorn.
Özellikle tanksavar, top ve uçaksavar silahları yönünden yetersizlik içindeydiler.Em vez de armas, gasolina e aviões, mandavam-nos ordens.
Bu tanklar hala Çin Halkın Özgürlük Ordusu'nda kullanılmaktadır.O cargo de comissário político também existe no Exército de Libertação Popular da China .
Tankerler Herkes onlardan çok korkar.Todos os peões agora lhe temem.
T-28 tankları Finlandiya'daki Kış Savaşı ve 1939'daki Polonya'nın istilası sırasında kullanıldı.O T-28 foi implantado durante a Invasão Soviética da Polônia e na Guerra de Inverno contra a Finlândia.
Tanklar sadece piyade destek amaçlı kullanılmalıydı.Os tanques foram destinados a serem utilizados para o reconhecimento e apoio de infantaria.
Jagdpanzer IV Panzer ve SS Panzer birliklerinin tanksavar bölümlerinde görev aldı.O Jagdpanzer IV serviu nos regimentos anti-tanque das divisões Panzer e SS Panzer.
Tank 72 adet top mühimmat taşırdı.O tanque pode transportar até 47 projéteis de munições.
Tank Girl, Jamie Hewlett ve Alan Martin tarafından yaratılmış olan bir İngiliz çizgi romanıdır.Tank Girl é uma história em quadrinhos britânica, criada por Jamie Hewlett e Alan Martin.
Bu tank İspanya İç savaşı ve II. Dünya Savaşı sırasında kullanılmıştır.Ele foi utilizado extensivamente na Guerra Civil Espanhola e na Segunda Guerra Mundial.
Katı roket iticilerinden farklı olarak harici tanklar tekrar tekrar kullanılamazlardı.Ao contrário do Solid Rocket Boosters, tanques externos não são reutilizados.
İki gün içinde İngiliz tank tugayları 200 den fazla tank kaybetmişlerdir.Foi assim que, em poucas horas, duzentos tanques ingleses foram destruídos.
SinemaTürk'te Tank GirlCartaz do filme Working Girl
Örneğin bu büyüklükteki bir tankın geçebileceği köprü bulunmuyordu.No vão dessa torre havia uma cisterna de grandes dimensões.
Tankın üç mürettebatı vardı.A bordo da aeronave estavam 3 tripulantes.
Çünkü tank mürettebatının görüş açısı kısıtlıydı.A blindagem do compartimento da tripulação foi limitada.
Ariete, İtalyan ordusunun ana muharebe tankıdır.O C1 Ariete é o principal tanque de guerra do exército italiano.
1979-1983 arasında 30 adet tank üretildi.80 veículos foram produzidos entre 1979 e 1983.
Temmuz ve Ağustos1942, Lorraine şaseli 170 adet Marder I tank imha edicisi üretildi.Entre julho e agosto de 1942, 170 Marders I foram construídos no chassi da Lorraine.
TM-46 Rus yapımı dairesel tanksavar mayınıdır.A TM-46 é uma mina terrestre antitanque de fabrico soviético.
Diğer birlikler, 12 piyade tümeni ve 6 tank tugayı ihtiyat olarak tutulmaktadır.Ele oferece capacidade para até 10 soldados de infantaria plenamente equipados.
Bunların en önemlisi T-34 tankı olacaktı.O principal alvo ainda era o tanque médio soviético T-34.
Sonuçta Pakistan tankı iade etti.Posteriormente, o Paquistão restaurou as rotas de abastecimento da OTAN.
Bundan sonraki adım, tank olur.Desde então, passou a ser chamado de Largo do Tanque.
Bu tanklar 1980'li yılların başlarından itibaren hizmetten kaldırılmışlardır.De todo modo os reservatórios enterrados tomaram seu lugar a partir dos anos 1980.
Erişim tarihi: 8 Mayıs 2011. ^ "BBC News - Syrian army tanks 'moving towards Hama'".Consultado em 8 de maio de 2011 «Syrian army tanks 'moving towards Hama'».
Tanksavar topları zırhlı araçları yok etmek üzere tasarlanmıştır.Os destruidores de tanques são especializados em destruir outros veículos blindados.
Tanksavar Bölüğü, görev kuvvetinin bünyesine dahil edilmiştir.Parte da força expedicionária é capturada.
61.7 tonluk ağırlığı ile en ağır muharebe tanklarından biridir.Era definitivamente o blindado mais pesado que entrou em produção cerca de 71,7 toneladas.
Altı tankōbon cildi bulunmaktadır.Seis séculos de Artilharia.
Sınırlı sayıda tanksavar silahları vardı.Poucos carregavam escopetas.
Matilda III (Mk IIA* Piyade tankı) Yeni Leyland dizel motor.1964 Novo motor diesel (Leyland) - aumento de potência.
Çünkü en az 180 galon yani 681 litre civarında büyük tanklar gerektirir.Estes peixes requerem um tanque de no mínimo 280 litros, devido ao seu tamanho.
İngilizler tarafından ilk defa tankın kullanıldığı savaştır.Tropas britânicas utilizam pela primeira vez os tanques de guerra em combate.
Kreator, Sodom ve Tankard gruplarıyla beraber ''Büyük Teutonic 4(The Big Teutonic Four)''den biridir.Junto aos seus conterrâneos do Sodom, Tankard e Kreator formam o "Big 4 do Thrash Alemão".
SSCB tanksavar mayın üretimine 1920'li yılların ilk yarısında başladı.A Iso encerrou a produção de automóveis na primeira metade daquela década.
Sovyet kuvvetleri tanklar, toplar ve hava bombardımanlarıyla ezildi.Seguiu-se uma batalha em que os soviéticos foram martelados com tanques, artilharia e bombardeios aéreos.
Üstelik tankların çoğu da eski modeldi.Assim como os tanques, ainda restam alguns dos velhos edifícios.
Bu süre zarfında 200 adet tank üretilmişti.Durante esse tempo foram produzidas cerca de 200 aeronaves.
1943 yılında Mozorov tasarım bürosu T-34M prototip modelinin üzerinde çalışarak T-44 tankını ortaya çıkardı.Em 1943, a Morozov Design Bureau ressuscitou o projeto pré-guerra T-34M e criou o T-44.
Tank fikrini ilk ortaya atan kişidir.O SuitSat foi o primeiro teste da ideia.
1 Sırp tank vuruldu.1 Big Bullets saiu.
26 Kasım 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. ^ "Syrian Tanks Enter 'Protest Hub' Baniyas".Consultado em 8 de maio de 2011 «Syrian Tanks Enter 'Protest Hub' Baniyas».
İnsanlar ve tanklar aşırı zorlandı.As perdas humanas e materiais estavam sendo gigantescas.
Bulkhead: Güçlü ve sakar bir Autobot. korumalı asker tankına dönüşür.Warpath - Um forte e bravo guerreiro Autobot, se transforma em um tanque de guerra alaranjado.
Uzun bir hortum yakıt tankını lülesinde ateşleme aleti bulunduran bir tüpe bağlardı.Um pequeno painel de instrumentos apareceu sobre o tanque de combustível falso.
İleride bu top Wehrmacht elindeki en etkili tanksavar silahı oldu.Foi a maior arma autoautopropulsada a ver serviço.
SSCB, T-44 projesindeki aksaklıklarla birlikte tamamen yeni bir tank üzerinde çalışmaya başladı.Na garagem de J.C., eles começaram a trabalhar em novo material.
Tank kendi ekseninde dönüp duruyordu.A banda parecia estar de volta.
Ayrıca harici tank iki adet elektriksel gövdeye sahipti.A torre possuía ainda duas cisternas.
Diğer Patton serisi tanklar gibi ismini Amerikalı General George Patton'dan almıştır.Patton pode se referir a: George S. Patton, general dos Estados Unidos.
Tank beş kişilik mürettebata sahip olacaktı.A aeronave tinha 14 membros da tripulação.
1. Tankōbon bölümü 21 Ağustos 2010 tarihinde yayınlanmıştır.O primeiro volume Tankōbon foi publicado em 21 de Agosto de 2010.
Evet, sen, tankın içerisindeki.Interior da cisterna.
1947 yılına dek Türk Zırhlı Birlikleri muayyen bir tank tipine sahip olamadı.No entanto, até 1950, não existiam as Forças Armadas Portuguesas como organização unificada.
Ayrıca sadece bölük komutanı tanklarının radyo sistemleri vardı.No entanto, poucos domicílios tinham receptores de rádio.
Üretilseydi dünya tarihinin en ağır tankı olacaktı.Se tivesse ocorrido, teria sido a maior invasão marítima da história.
Eğitim ve tanksavar birliklerinde etkin olarak kullanıldı.A infantaria é treinada e equipada para lutar ao lado dos seus veículos blindados.