tan ile cümle

tan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Japonca konuşan bir doktor tanıyor musun?Do you know any doctors who speak Japanese?
Japonlar kendilerini ait oldukları grupla tanımlamak eğilimindedir.The Japanese tend to identify themselves with the group they belong to.
Bunu tamir etmeye çalışmaktansa yeni bir tane alsan daha varlıklı olacaksın.You will be better off buying a new one than trying to fix it.
Öldüğünde beş yıldır onu tanıyorduk.We had known him for five years when he died.
Biz onu cesur bir adam olarak tanıyoruz.We know him to be a brave man.
Onu on yıldır tanırım.I have known him for ten years.
Onunla tanıştım.I got to know him.
İki yıldır onu tanıyorum.I have known him for two years.
Ne kadar süredir onu tanıyorsun?How long have you known him?
Uzun süredir onu tanıyor musun?Have you known him for a long time?
Seni onunla tanıştırayım.Let me introduce you to him.
Sizi onunla tanıştırayım.Let me introduce you to him.
İki ya da üç tane oldukça yetenekli asistanı vardı.He had two or three rather competent assistants.
Onunla tanışmayı tercih etmiyorum.I'd rather not meet him.
Onunla ilk tanışmamı hatırlamıyorum.I don't remember when I first met him.
Onun üç tane çocuğu vardır.He has three children.
Onun birçok tanıdıklar ancak birkaç arkadaşı var.He has many acquaintances but few friends.
Onu bir tane almaya ikna etmek için ne söylerdin?What would you say to convince him to buy one?
Onunla tanışıncaya kadar, o, bilgiyi bilmiyordu.She didn't know the information till she met him.
Japon edebiyatını ona tanıtmaya çalışmanın bir faydası yok.There is no point in trying to introduce Japanese literature to him.
Onu tanıdıkça daha çok seversin.The more you know about him, the more you like him.
Paris'e seyahatinin sebebi başkanla tanışmaktı.His object in traveling to Paris was to meet with the President.
İstasyonda tanıştığım karısı çok çekici.His wife whom I met at the station, is very attractive.
Onun görünüşü o kadar çok değişti ki sen onu iyi tanımayabilirsin.His appearance has changed so much that you may well not recognize him.
Onun erkek kardeşlerinden herhangi birini tanımıyorum.I don't know either of his brothers.
Ben onun erkek kardeşlerinden hiçbirini tanımıyorum.I know neither of his brothers.
Onun aksanından tanıdığım kadarıyla o bir Avustralyalıydı.He was an Australian, as I knew by his accent.
Onun varlığı tanındı.His existence was recognized.
Onunla tanıştığım için şanslıydım.I was fortunate to make his acquaintance.
Sana onun ofisini göstereceğim ve seni onunla tanıştıracağım.I'll show you to his office and introduce you to him.
Onun adı bize göre iyi tanıdıktır.His name is well known to us.
Onun adı ülkedeki herkes tarafından tanınıyor.His name is familiar to everybody in the country.
Onun adı herkese tanıdık gelir.His name is known to everyone.
Ben onu ismen tanıyorum.I know him by name.
Anne ve babası dışında, hiç kimse onu iyi tanımıyor.Apart from his parents, no one knows him well.
Ebeveynlerinden başka hiç kimse onu çok iyi tanımıyor.Apart from his parents, no one knows him very well.
Onun tanımı gerçeğe benziyor.His description approximated to the truth.
Tanrı'nın bizi yarattığına olan inancını ifade etti.He stated his belief that God created us.
O, Titanik'in enkazını tanıttı.He identified the wreck of the Titanic.
Kenti tanımak için çevrede dolaştı.He walked around to see the town.
O seninle tanışmak istiyor.He wants to meet you.
Güzel bir kızla tanışmak istiyor.He wants to meet that good-looking girl.
Bir kitapçıdan bir tane İngilizce kitabı aldı.He bought an English book at a bookstore.
O Ann'i tanıyor gibi görünüyor.He appears to know Ann.
O kaç tane istiyor?How many does he want?
Bir bardak çay içti sonra bir tane daha istedi.He drank a cup of tea and then asked for another.
O bir zamanlar onu tanıyordu ama onlar artık arkadaş değiller.He once knew her, but they are no longer friends.
Tanaka öğretim tarihinin akışına aykırıdır.Tanaka's teaching goes against the stream of history.
O, burada birçok kişiyi tanır.He is acquainted with many people here.
O, George'tan gazeteyi aldı.He took the newspaper away from George.
O, kibar genç bir adamla tanıştı.He met a nice young man.
Orada tanıştığı herkese haberi anlattı.He told the news to everyone he met there.
O, birayı bitirdi ve bir tane daha ısmarladı.He finished the beer and ordered another.
Kazanın tek tanığıydı.He was the only witness of the accident.
O, kazaya tanıklık etti.He witnessed the accident.
Köydeki herkes tarafından tanınırdı.He was known to everybody in the village.
O, adamı tanımadığını söyledi, bu bir yalandı.He said he did not know the man, which was a lie.
Adamı örnek bir beyefendi olarak tanımladı.He described the man as a model gentleman.
O, konu üzerine tanınmış bir otoritedir.He is a recognized authority on the subject.
Aktör ile tanıştı.He became acquainted with the actor.

İlgili Sayfalar