O'Reilly kendisini gelenekçi olarak tanımlar.O'Reilly terdaftar sebagai "Independen", dan menggambarkan dirinya sebagai seorang "tradisionalis".
Oyun, oyuncuyu genellikle "Gözlemci" olarak tanımlar.Dalam pertunjukan panggung, aktor latar biasanya sering disebut sebagai "aktor cadangan".
Bunu, büyüklük ve süre bakımından benzersiz olarak tanımlar.Hal-hal tersebut dapat menjadikan mereka sebagai orang yang seimbang dan mempunyai kepedulian besar.
Hanna ailesini "güçlü ve soylu bir İrlanda-Amerikan aile" olarak tanımlar.Foy mengatakan bahwa ibunya berasal dari "keluarga bangsa Irlandia yang besar."
Birinci şekilde isim işlemi tanımlar.Yang pertama adalah pemilihan nama panggilan.
Kendini "evet diyen" olarak tanımlar.Ketika diminta untuk menyimpan pilih “yes”.
Hükûmetin temel ilkelerini içerir ve üniter bir merkezi devlet olarak Türkiye'yi tanımlar.Ini menetapkan prinsip-prinsip utama pemerintah dan menetapkan Turki sebagai negara terpusat kesatuan.
Uluslararası Hidrografi Organizasyonu, Mozambik Kanalı'nın aşağıdaki sınırlar çerçevesinde tanımlar: Kuzeyde.Organisasi Hidrografi Internasional mendefinisikan batas Laut Lincoln sebagai berikut: Di Utara.
Allah'ın âhirette gözlerle görülmesini tanımlar.Sungguh siapapun yang memandang wajah mereka akan langsung mengigat Allah".
Bazen bu tanımlar eşanlamlı olarak kullanılmaktadır.Bagaimanapun penggunaan istilah ini kurang konsisten.
Lipa, müzik tarzını "Dark Pop" olarak tanımlar.Lipa miêu tả phong cách âm nhạc của cô là "dark pop".
Megleno-Rumenler kendilerini Vlahi (Ulah) olarak tanımlarlar.Các rayon được chia tiếp thành các khu tự quản (Bələdiyyəsi).
M1'den M110'a kadar olan bu tanımlar, günümüzde hala büyük oranda kullanılmaktadır.Những thiên thể Messier được đánh số được từ M1 đến M110 – hiện nay các tên này vẫn thường dùng.
Tacitus, Julio-Claudian hanedanı imparatorlarını genellikle adaletsiz olarak tanımlar.Tacitus miêu tả sự trị vì của hoàng đế Julius và Claudius là bất công.
Anayasa bir vatandaşın oy kullanamayacağı iki durum tanımlar.Bản Tu chính án hai mươi mối quy định rằng một cá nhân không thể được bầu vào vị trí tổng thống quá hai lần.
Normanlar artık kendilerini Anglo-Norman olarak tanımlar olmuştur.Tiếng Norman tại Anh cuối cùng phát triển thành tiếng Anglo-Norman.
Diğer versiyonlarda daha başka yakıştırma tanımlar vardır.Tuy nhiên, một vài mẫu còn có nhiều phiên bản hơn.
Modern evrimsel sentez, evrimi, bu genetik varyasyonlarda zaman içinde oluşan değişimler olarak tanımlar.Thuyết tiến hoá tổng hợp hiện đại định nghĩa tiến hóa như sự thay đổi theo thời gian sự biến dị di truyền này.
Sahneyi "gerçekçi" ve "çarpıcı" olarak tanımlar.Ông miêu tả cảnh phim này là rất "chân thực" và "tuyệt vời".
Bunyip tanımları büyük ölçüde değişmektedir.Định nghĩa của họ này biến đổi khá rộng.
Farklı para arzı tanımları vardır.Có các tài nguyên quặng khác nhau.
(Her biri genişleten bir kozmosu tanımlar.)(Người ta cho rằng hằng số vũ trụ bằng không.)
Ayrıca yeni kural dışı durum tanımları eklenebilir.Các điều khoản khác cũng có thể vô hiệu điều khoản trọng tài.
O'Reilly kendisini gelenekçi olarak tanımlar.オライリーは、自分自身を評して伝統主義者と言っている。
RFC 815 ise birleştirmenin kolaylaştırılmış algoritmasını tanımlar.RFC 815 では単純化した再構築アルゴリズムが記述されている。
Dürer, Patinir'i "der gute Landschaftmaler" (iyi manzara ressamı) olarak tanımlar.デューラーはパティニールのことを「素晴らしい風景画家 er gute Landschaftmaler」と呼んでいた。
Bu yüzden SIL International Sikkem yazı sistemini "Bodhi stili" olarak tanımlar.国際SILは、シッキム語の書記体系を「Bodhi style」と呼んでいる。
1784 - Jan Ingenhousz; kömür parçacıkların su üzerindeki Brownian hareketini tanımlar.1784年 - ヤン・インゲンホウスが水上での木炭粒子のブラウン運動について記述する。
İkinci kısım, yönetimin vatandaşlara sağladığı hakları tanımlar.第2部は、国民の権利について規定する。
Bu tür tanımlar yeni bir bilgi vermez.しかしながら、この定義は何も新しい情報をもたらさない。
Annesi onu "işe yaramaz" olarak tanımlar.母親曰く「不器用」。
Nanoyapıları tanımlarken nanoölçekteki boyutların sayısı arasında ayrım yapmak gereklidir.ナノ構造を説明する際には、ナノスケールの次元数を区別することが必要である。
RFC 791 belgesi IP parçalama, taşıma ve datagramların yeniden birleştirme prosedürünü tanımlar.RFC 791 でIPフラグメンテーションの手続きすなわちデータグラムの転送および再構築について記述している。
İsao bu olayı hayatının en kötü tecrübesi olarak tanımlar.このときのことをルチアーノは人生最悪の経験と語っている。
Sun JDS'i Solaris 10'un önemli bir parçası olarak tanımlar.JDS 3 は Solaris 10 に同梱されている。
Adigece ayrıca adları dört durumda tanımlar.点呼の際、彼ら4名の名も呼ばれる。
Kendini "evet diyen" olarak tanımlar.知っている人を「~様」と呼ぶ。
Kendisini Kitap Dergisi olarak tanımlar.ポルノ雑誌と思われる。
Anayasa bir vatandaşın oy kullanamayacağı iki durum tanımlar.選挙人1人につき2票あり、同一候補者に2票投じることはできない。
(Her biri genişleten bir kozmosu tanımlar.)(それぞれ一般型(普及型)蛍光灯である。
Bu ağlayış sendromu tanımlar.これを尸解仙という。
Bazen bu tanımlar eşanlamlı olarak kullanılmaktadır.これを意図的に隠語として使うこともある。
RTP standardı RTP ve Real-time Transport Control Protocol (RTCP) yi bir protokol çiftini tanımlar.Real-time Transport Control Protocol(RTCP)はRTPと兄弟関係にあるプロトコルである。
Sosyolog Martin Shaw ise Kamboçya soykırımını "Soğuk Savaş döneminin en mutlak soykırımı" olarak tanımlar.社会学家Martin Shaw(英语:Martin Shaw (sociologist))描述柬埔寨的种族灭绝是“冷战时期最純粹的种族灭绝”。
Vakayiname 907 yılı saldırısını kabul edilebilir detayları ile tanımlar.编年史对907年的突袭进行了相当详细的描述。
Allah'ın âhirette gözlerle görülmesini tanımlar.等無間者,謂:眼識等無間,眼識現在前。
Bir başka teori bu insanları Troya halkı olarak tanımlar.我只想把這三個女人當作人類來看待。
Bir kelime seçildiğinde, Play Kitaplar sözcüğün sözlük tanımlarını içeren bir bilgi kartı görüntüler.選擇字詞後,Play圖書會顯示包含字詞的字典定義的信息卡片。
Kendini "evet diyen" olarak tanımlar.自稱是「本人」。
Sözlük tanımı olmayan sözcükler için web tanımları görüntülenebilir.對於沒有字典定義的單詞,可以顯示Web定義。
(Bu kural bazı tanımlarda kullanılırken bazılarında kullanılmaz.(实际上,上述这些术语中的其中一些在没有 R 的情况下甚至不能被定义。
TSEN 15038 gibi uluslararası standardlarda ayrıntılı tanımlar bulunmaktadır.现收录入ISO 15438国际标准。
"Ben Beloğlu değil Yoloğluyum" diye kendilerini tanımlarlar.又說:「生番係我化外之民,問罪與否,聽憑貴國辦理。
Durum: nesnede saklanan veriyi tanımlar.人们不禁要问:这背后又隐藏着怎样的秘密?
Sovyetler Birliği ekonomisi, Sovyetler Birliği'nin ekonomik yapısını tanımlar.苏联计划經濟,即苏联的计划经济状况。
Mikrokomuttaki koşulu tanımlar.} 坐標的微小元素。
62) olarak tanımlar.或名𧈢𧏡。
Farklı para arzı tanımları vardır.有另外的金錢收入。
Üniversite kendisini Kudüs’te bulunan tek Arap üniversite olarak tanımlar.这所大学是该地区阿拉伯和巴勒斯坦人的最高学府,自称是耶路撒冷唯一的阿拉伯大学。
Çoğunlukla ulus, yakından bağlantılı olan etnik veya kültürel grupların "kümelenmesi" olarak tanımlar.它通常將民族定義為一堆相近的族裔或文化群體。