tanımlama ile cümle

tanımlama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bir tanrının diğer tanrılarla olan bağlantıları ve etkileşimleri karakterini tanımlamaya yardımcı olur.As conexões e interações de um deus com outras divindades ajudaram a definir seu caráter.
Moretz ailesini "aşırı derecede Hristiyan" olarak tanımlamaktadır.Ela descreveu a família como "muito cristã".
Sepetçi, sepet satan anlamında tanımlama.Nota: Não confundir com o Apeadeiro de Esqueiro, na Linha do Minho.
Sorata onu "uzaylı" olarak tanımlamaktadır.Este usuário é denominado de alien.
Gökbilimde, Güneş yarıçapı yıldız ve gök adaların boyutlarını tanımlamakta kullanılan bir uzunluk birimidir.Em astronomia, o raio solar é uma unidade de comprimento usada para expressar o tamanho das estrelas.
Jamil öğrencilik yıllarında kendisini "kitapsever ve utangaç" olarak tanımlamaktadır.Na escola, Jameela diz que ela era "teimosa e tímida".
Mikroskop altında hücre duvarlarını ve çekirdeklerini tanımlamak amacıyla da kullanılır.É algumas vezes usado para definir paredes celulares ou núcleos sob o microscópio.
12. Yüzyılın sonlarında ise bu tanımlamaları Averroes yapmıştır.Later in de eeuw deed Averroes hetzelfde.
Kendini "şehirli Lenny" olarak tanımlamaktadır.Hij noemt zichzelf vaak een "urban Lenny".
Parti ise kendisini merkez sağ ve popülist bir parti olarak tanımlamaktadır.De partij ziet zichzelf als een partij van rechts en het centrum.
C'nin tersine, Pascal'da iç içe fonksiyon tanımlamak mümkündür.In tegenstelling tot C is het in Pascal mogelijk procedures meervoudig te nesten.
Sorata onu "uzaylı" olarak tanımlamaktadır.Hij staat dan ook niet toe dat iemand hem gewoon “alien” noemt.
Sonsuz kümelerin öğe sayısını tanımlamak için transfinite kardinal sayılar vardır.De transfiniete kardinaalgetallen beschrijven de groottes van oneindige verzamelingen.
Her iki kelime de Venüs gezegenini tanımlamaktadır.Beide termen hebben dezelfde referent: ze verwijzen beide naar de planeet Venus.
Bu da yapının planını tanımlamaktadır.Hiermee is ook het bereik van het project bepaald.
Bu tanımlama genel olarak Kaliforniya, Oregon ve Washington eyaletlerini adlandırmak için kullanılmıştır.Specifiek gaat het over de staten Californië, Oregon en Washington.
Niketas onu "ateşteki çaydanlık gibi öfke ile fokurdardı" diye tanımlamaktadır.Toen zei Ingimund: "Het schijnt toe dat dit fjord Hrútafjörður (Ramsfjord) moet heten".
O kendini Yahudi olarak tanımlamasına rağmen dinsiz büyüdü.Hoewel hij zich identificeerde als Jood was hij geen praktiserende jood.
Kendini Sosyal Demokrat parti olarak tanımlamaktadır.De partij profileerde zichzelf als sociaaldemocratisch.
"Kuzey Haçlı Seferleri" tanımlaması tarihçiler arasında tartışmalıdır.Ook de aanduiding "rijk" is controversieel onder historici.
Açıkçası, yıldız yarıçapını tanımlamak çok da kolay değildir.Doordat het slechts weinig heldere sterren bevat is het niet gemakkelijk te vinden.
Takipçileri de kendilerini bir "kaybeden" olarak tanımlamaya başlamıştı.De Duitsers zelf zagen het als een "achterstand".
Arıza meydana gelmesi durumunda arızaya yol açan gerçek sebepleri tanımlamak, c.De bevolking mee beschermen als die rechtstreeks in gevaar was, c.
Bu tanımlama onun hayatı boyunca kalıyordu.Dit beeld is hem zijn hele leven bijgebleven.
Wardman terimi tam olarak tanımlamamıştır.Hopson gaf nog geen exacte definitie.
2006 nüfus sayımına göre halkın %55,6'sı kendisini Hristiyan olarak tanımlamaktadır.58,2% van de Londenaren noemt zichzelf christen.
Kullanım senaryoları, bir amacın veya görevin nasıl başarılacağını tanımlamaya odaklanır.Elke usecase focust op de beschrijving hoe een doel kan worden bereikt, of een taak kan worden uitgevoerd.
Ek olarak, olayı anlatan gazeteciler saldırıyı cinayet olarak tanımlamayı tercih ettiler.Reeds om die reden zou de wetgever besloten hebben om te spreken van een aanslag met het oogmerk om ....
Dolayısıyla tanımlama numaraları 1.200'ü aşmaktadır.Door andere bronnen wordt een soortenaantal van 1200 vermeld.
Durov kendisini liberal ve vejetaryen olarak tanımlamaktadır.Azough is islamitisch maar beschouwt zichzelf ook als liberaal en feministisch.
Tanımlamalardan sonra hayvanın bir tasviri verilir.Een dier kan na beoordeling op een tentoonstelling door keurmeesters geregistreerd worden.
Cesàro, 1887'de (C, n) toplamasını tanımlamaya çok yaklaşmış ama sınırlı sayıda örnekler vermiştir.W 1887 roku Cesàro był bliski podania definicji sumowalności (C, n), lecz podał tylko kilka przykładów.
Arsenal taraftarları, kendilerini Gooners olarak tanımlamaktadırlar.Zagorzali kibice Arsenalu nazywają siebie The Gooners.
İlerleyen süreçte bu tanımlama ada ülkesinin tamamı için kullanılmaya başlanmıştır.Mianem tym zaczęto z czasem określać całą wyspę.
Yayıncılar kendilerini alternatif olarak tanımlamalıdır.Sami muzycy określają swoją twórczość mianem alternatywnej.
Hiç biri özellikle Pearl Harbor'a saldırıyı tanımlamadı.Powstaje pytanie, dlaczego Brytyjczycy nie wiedzieli o ataku na Pearl Harbor.
Durov kendisini liberal ve vejetaryen olarak tanımlamaktadır.Durow jest zadeklarowanym libertarianinem i wegetarianinem.
John Goodricke, 1784 yılında değişen için doğru bir tanımlama yaptı.Poprawne wyjaśnienie jego zmienności podał w 1784 John Goodricke.
Temel metafizik sorunları hep metafiziğin konusu olagelmiş konular olarak tanımlamak mümkündür.Można je postrzegać jako otwarte pytanie metafizyczne.
Ayrıca isim Hyades'i tanımlamakta da kullanılmıştır.Na określenie tej jednostki używano też nazwy Ohm.
Bunun aksine kolektif benlik ise bilişsel olarak "ben" tanımlamasını değil "biz" tanımlamasını içerir.Gdy grupa osiągnie wspólną świadomość, nie myśli dłużej jako „ja”, ale jako „my”.
Halbuki bu kaynak "gerçek kaynak" tanımlamasına uymamaktadır.Zauważmy, że ta definicja nie używa pojęcia pochodnej.
Bunu geleneksel siyasal alanın kategorileriyle tanımlamak doğru sonuçlar vermeyecektir.Nie jest możliwe jego rozwiązanie na polu ekonomii klasycznej.
Bunun yanında ayrıca Gastarbeitsnehmer (konuk işçi işvereni) adı altında yeni bir tanımlama da oluşmuştur.Dodatkowo ukazały się trzy dodatki pn „Kurierek Robotnika”.
Bu sayılan devrelerin hepsi 1980’lerde Pre-Illınoian tanımlamasının içinde birleştirilmiştir.Jest wyjątkowy i jesteśmy pewni, że do 1980 będzie znany na całym świecie.
Griffin-Gracy kendini feminist olarak tanımlamaktadır.Ichiban-Boshi uważa się za doświadczonego kobieciarza.
Durov kendisini liberal ve vejetaryen olarak tanımlamaktadır.Durov betraktar sig som libertarian och vegetarian..
Swift, "Back to December" şarkısını birinden özür dilediği ilk şarkı olarak tanımlamaktadır.Enligt Swift är det i "Back to December" som hon för första gången ber om ursäkt till någon i en låt.
Kendini straight edge olarak tanımlamaktadır.Han är Straight edge.
Moretz ailesini "aşırı derecede Hristiyan" olarak tanımlamaktadır.Hon har beskrivit sin familj som "mycket kristen".
Sepetçi, sepet satan anlamında tanımlama.Även i form av ordspråk; Köp inte grisen i säcken.
Thompson'ın çalışması onun "sınıf" kavramını tanımlaması bakımından da ayrıca önemliydi.Man skulle kunna säga att Thompsons syn på klassen handlade om klassen för sig.
Beerware, dağıtım koşulları oldukça esnek olan yazılımları tanımlamak için kullanılan bir terimdir.Beerware är ett något skämtsamt namn på programvara som tillhandahålls under en mycket öppen licens.
Kent sakinleri kendilerini daha çok dinsel terminolojileri ile tanımlamakta idiler.På senare tid har etnologer försökt hitta mer entydiga definitioner av byar.
Kendini Sosyal Demokrat parti olarak tanımlamaktadır.Han betecknar sig som socialdemokrat.
Forbes'in internet sitesi, Forbes.com, kendini dünya iş liderlerinin ana sayfası olarak tanımlamaktadır.1 - Den position som Persson är listad av Forbes.com på deras årliga lista om världens rikaste personer.
ResearcherID, bilimsel otoriteleri tanımlamak için kullanılan bir tanımlayıcı sistem.ResearcherID är ett identifikationssystem för vetenskapliga författare.
Jüpiter kütlesi; Gaz devi, dış gezegenler ve Güneş dışı gezegenlerin kütlelerini tanımlamak için kullanılır.Jupitermassor används för att beskriva massorna hos gasjättarna, som de yttre planeterna och exoplaneterna.
O kendini Yahudi olarak tanımlamasına rağmen dinsiz büyüdü.Han betecknar sig själv som jude, men icke-religiös.
Kavramayı tanımlamak zordur.Begreppet har visat sig svårt att definiera.
İlgili Sayfalar