tanımı ile cümle
tanımı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Virüslerin canlı olup olmadığı kullanılan hayat tanımına bağlıdır.Czy należy uznać wirusy za organizmy żywe, zależy od przyjętej definicji życia.
Marenka gelir ve onun kim olduğunu tanımıştır ama kendinin kim olduğunu ona hiç açıklamak istememektedir.Powiedział jej, kim jest naprawdę, ale ona nie poznała go.
Turnesol adlı bir profesör gelir (Tenten ve kaptan henüz onu tanımıyorlardır).Rotmistrzem chorągwi był Mroczek (nieznany z imienia).
Kelt mitolojisi en yalın tanımıyla, Kelt politeizminin mitolojisidir.Zwana śródmaciczem (łac. myometrium) jest najgrubszą warstwą ściany.
Bu para arzı tanımı “M1” ile gösterilir.Pojazd ten wszedł do produkcji pod oznaczeniem M1.
AA, alkolik tanımını şöyle yapmaktadır: Kendini alkole karşı güçsüz hissetmek ve hayatını artık yönetememek.Przyznaliśmy, że jesteśmy bezsilni wobec alkoholu - że nasze życie stało się niekierowalne.
Sıradaki resmi tanım, (Peterson 1981)'in tanımıdır.Opis w obecnej postaci został podany przez Hutchinsona (1981).
Bu kampanya, tüm sitenin tanımını yapmak için çalıştı.Rozwiązanie takie wymusiło na projektantach przekonstruowanie całego dachu.
Mühimmat envanter tanımı Sd.Kfz.Samobieżne miotacze ognia Sd.Kfz.
Her diskriminantın her iki tanımı da birbiriyle çok yakın olarak bağlıdırlar.Oboje prędko odkrywają, iż wiele mają ze sobą wspólnego.
Kontrol akışı – Çalışma sırasının tanımı.Aktywizacja – etap ćwiczeń.
İnsan hakları kavramının açık bir tanımına ihtiyacımız var.Potrzebujemy jasnej definicji koncepcji praw człowieka.
Böyle düşünüyorsan beni hiç tanımıyorsun demektir.Jeśli tak myślisz, to znaczy, że mnie wcale nie znasz.
Ama biz birbirimizi hiç tanımıyorduk.De kände inte varandra personligen innan dess.
Dopingin tanımı çok eski dönemlere kadar uzanmaktadır.Dopfuntens fot är av ännu äldre datum.
Mühimmat envanter tanımı Sd.Kfz.Beväpning på Jagdtiger "Sd.Kfz.
Kenya'da belirgin bir tek tip kültür tanımı bulunmamaktadır.Kenya har ingen särskild matkultur som identifierar landet.
En basit tanımıyla çevrim bir buhar üreteci, bir türbin, bir yoğunlaştırıcı ve bir pompadan oluşur.Hela processen består i sin enklaste form av en kompressor, en brännkammare och en turbin.
1959 Antarktika Antlaşmasıyla tanımını kullanılmaya başlanmıştır.1959 – Antarktisfördraget skrivs.
Light Novel'in tanımı ile ilgili olarak birçok farklı düşünce vardır.Det finns ett par problem med begreppet barnlitteratur.
Olasılıktaki yakınsama tanımı (bkz.I propositionen Lättare att läsa (Prop.
Alman ordusu içerisinde mühimmat envanter tanımı SdKfz.140 (özel amaçlı taşıt 140)'tır.Stridsvagnens speciella fordonsbeteckning i tyska armén blev SdKfz.140.
Tipjet gibi istisnalar, bu tanımın dışında tutulabilir.Då det handlar om förhållanden kan enheter uteslutas, som i exemplen ovan.
Küme tanımına göre bir öge ya kümenin içindedir ya da değildir.Det koncentrerar sig bara på om en enda punkt finns i mängden eller ej.
"Süper model" tanımını ilk yapan kişi, idi..Hon anses vara den första supermodellen.
Bu da suç tanımının belirgin ve açık biçimde kanunla düzenlenmesini gerektirir.Därför anses man också behöva den muntliga, förklarande delen.
Çok fazla tanımıyordum ama harika bir insan olduğunu biliyordum.Emellertid tyckte jag inte ens att hon var vacker, fast jag sedan fann henne mycket skön.
Genellikle “fizik tanımı” kullanılır.Ibland används begreppet "folkhälsogeografi.
Çin Ulusal İnsanlı Uzay Programı, Proje 921 tanımını Proje 921-1 ile ilk önemli hedef olarak verildi.Kinas rymdprogram ^ ”PROJECT 921” (på engelska).
Sözeylem kuramı, anlam kavramının tanımının zenginleştirilmesini talep etmiştir.Det anses finnas ett behov av att närmare precisera betydelsen av begreppet risk.
Eğer P, x çıktısını üreten bir program ise P xin tanımıdır.Якщо P - програма , результатом якої є рядок х , то P - опис х .
Etkileşim tasarımı genel tanımıyla insan ile bilgisayar arasındaki çift yönlü iletişimin tasarlanmasıdır.Тобто дизайн стає інструментом комунікації між людиною та об'єктом дизайну.
Bunlardan en çok kullanılanı “M1” para arzı tanımıdır.Види грошей, що включаються в грошовий агрегат M1 — найбільш ліквідні активи в економіці.
Kant "Hukukçular hala hukukun tanımını aramaktadırlar" der.Вона впевнена, що правоохоронці намагаються «зам'яти» цю справу.
Novial'in ilk tanımı Otto Jesperen'in kitabında yapılmıştır (An International Language) (1928).Вперше новіаль було описано в книзі Єсперсена Міжнародна мова (1928).
Burada kimse onu tanımıyordu.Ніхто його не впізнав.
Oluşan yeni kara deliğin kütlesi genel görelilikteki kütle tanımına bağlıdır.Кінцева маса отриманої чорної діри залежить від визначення маси в загальній теорії відносності.
Mühimmat envanter tanımı Sd.Kfz.Артилерійські тягачі Sd.Kfz.
Finans sektöründe riskin tek bir tanımı yoktur.У фінансових правовідносинах не буває рівності сторін.
Tanecik istatistiği, çoklu tanecikler istatistiksel mekaniğinin özel tanımıdır.Особливістю всіх стародавніх мегалітів є їх незвичайно висока сейсмостійкість.
Tanımsız, matematikte tanımı olmayan ifadeler için kullanılır.Про докази, що не використовують математику.
Ancak kimi gelişmiş ülkelerde bu tanımın standartlarında değişiklik görülmektedir.Особливо помітні зміни відбулися в так званому Другому стилі.
Ortodoks kilisesi sadece ilk 7 konsili tanımış bundan sonra yapılanları geçersiz saymıştır.Православні Церкви визнають з них тільки 7 перших.
Tom komşularını tanımıyor.Том не знає своїх сусідів.
Hiçbirimizi tanımıyor.Він не знає нікого з нас.
Hiçbirimizi tanımıyor.Вона не знає нікого з нас.
Tom bile Mary'yi tanımıyor.Навіть Том не знайомий з Мері.
Ben o kadını hiç tanımıyorum.Я взагалі не знаю цю жінку.
Fadıl o yeni kızı tanımıyordu.Фадль не був знайомий з ціюєю новенькою дівчиною.
Arko markasını Türk halkı ilk olarak silindir şeklinde ve kırmızı renkli tıraş sabunu olarak tanımıştır.Турецький народ вперше визнав бренд Arko як мило для гоління циліндричної форми і червоного кольору.
İran hükümeti, dini olmayan İranlıların varlığını resmi olarak tanımıyor.Íránská vláda oficiálně neuznává existenci nevěřících Íránců.
İsrail Kosova'yı tanımıyor, ancak her iki devlet iyi ilişkileri destekliyor.Izrael Kosovo oficiálně neuznává, vztahy mezi oběma zeměmi jsou však na dobré úrovni.
Burada kimse onu tanımıyordu.Zde jej již nikdo nepoznal.
Ama biz birbirimizi hiç tanımıyorduk.Chlapci se navzájem neznali.
Kanuni unsur, işlenmiş bulunan bir fiilin ceza kanununda düzenlenen suç tanımına birebir uygun olmasıdır.Pokus trestného činu zakládá trestní odpovědnost dle trestní sazby stanovené za dokonaný trestný čin.
Lineer interpolasyonun bir tanımı/açıklaması Ptolemy'in Almagest adlı eserinde (M.S. 200 civarı) yer alır.Popis lineární interpolace může být nalezen v Algamestu 2. stol. n. l.) u Ptolemaia.
Bununla birlikte Doğu/Batı karşıtlığının tam tanımı belirsizlikler taşımaktadır.Vztahy mezi Východem a Západem se přesto vyznačovaly zjevným napětím.
"Yasak sınır tanımıyor".Jeho mysl nezná hranic."
Cüce gezegenin tanımı bu probleme hitap etmiyor.Za libru nezkazím pointu tohoto skeče!
Aerodinamikçiler hipersonik akış kesin tanımına katılmıyorlar.Odborníci v aerodynamice se neshodli na přesné definici hypersonického proudění.