tanımı ile cümle
tanımı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Wright'ın bu tanımı, popülasyon genetiğindeki birçok model için temel bir parametre oluşturur.É um parâmetro básico em muitos modelos de genética populacional.
Cüce gezegenin tanımı bu probleme hitap etmiyor.As estrelas não orbitam o sol nesse modelo.
Bu, nedenselliğin tek tanımı değildir, ancak birçok uygulamada kullanışlıdır.Apesar de não ser uma medida de liderança por si só, é usado por alguns como uma medida da autenticidade.
Lifehacker, Trello hakkkında "Proje işbirliğini kolay ve eğlenceli hale getiriyor" tanımı yapmıştır.Lifehacker afirma que a colaboração de projetos é simples e bem agradável.
Bu teoremi ispat etmek için koşullu olasılık tanımından başlanır.Então, podemos provar o teorema inicial.
Bu 0 0 = 1 {\displaystyle 0^{0}=1} tanımının eşdeğeridir.Isso é equivalente a definição 0 0 = 1 {\displaystyle 0^{0}=1} .
Mantraların genel kabul görmüş bir tanımı bulunmamaktadır.Como podemos ver, não há uma definição universal aceita de SAD.
Aleister Crowley’in tanımıyla “irade doğrultusunda değişiklik yaratma sanatı ve bilimi”dir.Para Aleister Crowley, é "a arte de provocar mudanças a partir da vontade".
Kenya'da belirgin bir tek tip kültür tanımı bulunmamaktadır.O Quênia não possui uma cultura única e proeminente que a identifique.
"Yeryüzü doktorları insanlıkta sınır tanımıyorlar".Sua magistratura suprema nas coisas do espírito não conhece limites terrestres.”
Türkiye'de resmi olarak tanımı yapılmış 600 civarında meslek vardır.Também são bastante comuns na Escócia, com 600 conhecidos.
Bu yönde önemli bir sonuç bir süperakışkanın bir yalıtkana geçişinin tanımıdır.É uma maneira mais direta de ver o andamento de uma partida.
Etkileşim tasarımı genel tanımıyla insan ile bilgisayar arasındaki çift yönlü iletişimin tasarlanmasıdır.Um típico tropo dessas obras é a conexão direta entre o cérebro humano e sistemas de computador.
"Define" seçilen kelimenin tanımı ile bir görünüm getirir.Mas há marcadores de “definido” que concordam com a palavra modificada.
Modern anlamda ilk "element" tanımını yapmıştır.Foi o primeiro a definir o conceito de conjunto de forma moderna.
"Bölüm #" tanımı ise diğer sezonlarla birlikte dizinin kaçıncı bölümde olduğunu göstermektedir."Limites" refere-se às diferentes áreas interligadas em cadeia.
İş Tanımı aynı zamanda özet bir belge niteliğindedir.Oferecem entretenimento ao mesmo tempo cumprindo um papel educativo.
Onu tanımıyorum.Eu não o conheço.
Tom'u onu yapmasını isteyecek kadar iyi tanımıyorum.Eu não conheço Tom o suficiente para pedir que ele faça aquilo.
Ama biz birbirimizi hiç tanımıyorduk.Ze kenden elkaar niet eens.
Birbirlerini yurtta tanımışlar ve hemen kaynaşmışlardır.Zij drongen de woning binnen en gijzelden de aanwezigen.
Bu aslında Coulomb yasasının bir tanımıdır.Dit is de Wet van Coulomb.
Ayrıca mezhep hürriyeti de tanımıyordu.Hijzelf begrijpt de Smurfentaal niet.
Cüce gezegenin tanımı bu probleme hitap etmiyor.De zwaartekracht van de planeet bevestigt dit echter niet.
Burada kimse onu tanımıyordu.Niemand herkende hem.
Bu tanımı o tarihten sonraki soyadı olarak kullandı.Men gebruikte deze naam in de verdere historie als merknaam.
Fakat Kıptiler (Mısır), Maruniler (Lübnan) ve Süryaniler (Irak) Arap tanımını çelişkili bulmaktadır.De achterwanden en zijwanden hebben nissen die zijn versierd met typisch Arabische muqarnas.
Yaşayan fosil tanımını hak etmektedirler.Zij worden door hun kenmerkende fossiele fauna herkend.
Kendisini ressam olarak tanımıyorlardı.Hij had geen vooropleiding als schilder.
Avrupa'nın geleneksel tanımına göre Ural Dağları Avrupa'nın doğudaki sınırını oluştururlar.De bergen van de Oeral vormen de oostgrens.
Teizm ya da Tanrıcılık, en geniş tanımıyla en az bir Tanrı'nın var olduğu inancıdır.Ook de smartisten en shaktisten geloven echter dat er maar één absolute, Hoogste God is.
Taharten daha Timur’un Ön Asya’ya ilk seferinden itibâren onun hâkimiyetini tanımıştı.Het was echter ook duidelijk dat de admiraliteit hen het eerst op Tahiti zou zoeken.
Bu kadınların hepsi de büyücülük suçlamaları için "olağan şüpheliler" tanımına uyuyordu.Allerhande "aanwijzingen" waren reden om de vermeende heks te martelen.
Bu tarihte imparator bir “altın boğa” ile Kurfürsten’in söz konusu hakkı açık bir şekilde tanımış oldu.In dit Regthuys werd ook voor de 'ambachtsheerlijkheid' Gouderak recht gesproken.
Doğal olarak, bu operatörler C* cebiri veya diğer operator cebirlerinin tanımına öncülük etmektedir.Deze namen komen zowel voor bij B-Spec coureurs of andere coureurs op de baan.
Bu tanım aslında önceki tanımından farklı değildir.Vermoedelijk verschilt deze niet materieel van de eerdere definitie.
Onu tanımıyoruz.We kennen haar niet.
Onu tanımıyoruz.We kennen hem niet.
Onu tanımıyorum.Ik ken hem niet.
Onlardan hiçbirini tanımıyorum.Ik ken niemand van hen.
Tom'u tanımıyorum.Ik weet niet wie Tom is.
Beni tanımıyor gibi davranıyor.Hij doet alsof hij mij niet kent.
Beni tanımıyormuş gibi yapıyor.Hij doet alsof hij mij niet kent.
Burayı tanımıyorum.Ik ben hier niet bekend.
O adamı tanımıyorum.Ik ken die man niet.
Tom beni tanımıyormuş gibi yaptı.Tom deed net alsof hij mij niet kende.
WHATWG, 22 Ocak 2008 tarihinde, tanımın ilk çalışma taslağını yayınlamıştır.WHATWG opublikował pierwszy projekt roboczy 22 stycznia 2008 roku.
1799 Matthew Baillie ülserlerin tanımını yayımladı.1799 Matthew Baillie opublikował opis choroby wrzodowej.
HTML5 tanımı, 2007’de yeni W3C HTML çalışma grubunun başlangıç noktası olarak benimsenmiştir.Specyfikacja HTML5 została przyjęta jako punkt wyjścia do pracy z nowym HTML w 2007 roku.
Kendisini ressam olarak tanımıyorlardı.Nie jest znany autor obrazu.
Burada kimse onu tanımıyordu.Nie zna tu nikogo.
Cüce gezegenin tanımı bu probleme hitap etmiyor.Nie jest znana gęstość materii tworzącej tę planetę.
Bu sözü edilen nakdi kredi tanımıdır.Kredyt hipoteczny na co zwrócić uwagę. .
Tiyatroda sahnenin iki tanımı vardır.Teatr posiada dwie sceny.
Fakat bu kavramın her iki tanımı da asıl cevabı vermemektedir.Dopiero wtedy obie przesłanki będą prawdziwe.
Türkiye, Makedonya Cumhuriyeti'nin bağımsızlık ilanıyla beraber ülkeyi kendi ismi ile tanımıştır.Urugwaj poprzez traktat o wzajemnej współpracy uznał istnienie republiki.
"Yasak sınır tanımıyor"."Muzyka nie zna granic".
Tasarı, gazetecilere iddialarını ispat etme hakkı tanımıyor.Stowarzyszenie nie uznaje takich osób za godnych nazywania dziennikarzami.
Ayrıca mezhep hürriyeti de tanımıyordu.Nie znamy też rodowodu święta.
Bu yerine geçmeden ötürü diğer olaylardan bağımsız ortaya çıkan bir “Ben” tanımı oluşur.Trwa to dopóki "ja" człowieka, utożsamia się ze świadomością .