tanımı ile cümle
tanımı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Sonuç olarak, yasa, halaha tanımına sığındı.Поэтому в данном случае закон означал не что иное, как деспотию.
Bir putperestlik tanımının temeli, put kavramının tanımına yatar.Происхождение термина связано с самим методом выполнения трюка.
Fotoelektrik teorisinin eksiksiz bir tanımı kuantum mekaniğinin olgunlaşmasından sonra gerçekleşmiştir.Полная картина фотоэффекта была получена только после достижения полного развития квантовой механики.
Kahraman tanımı zaman içinde değişmiştir.Возраст некоторых героев изменён.
ABD uluslararası tanımı 1954'te kabul etmeden önce ABD deniz mili (1.853.248 m) idi.В США до 1952 года применялся узел, основанный на американской морской миле (1852,249 м).
Uzun dönemler Şilinin'da geçmiş ve Peru'nun liman şehirleri onun İspanyolca öğrenmesine de olanak tanımıştı.Длительные стоянки в чилийских и перуанских портах позволили Клементсу изучить испанский язык.
Psikodrama, J.L. Moreno'nun tanımıyla, gerçeğin yeniden canlandırılmasıdır.В психотерапию введён основателем психодрамы Я. Л. Морено.
"Bölüm #" tanımı ise diğer sezonlarla birlikte dizinin kaçıncı bölümde olduğunu göstermektedir.Вносит зн.:находящийся рядом с тем, что названо во второй части слова.
İsrail devletinin resmi dini yoktur ancak devletin tanımında "Yahudi ve demokratik" yer alır.Подобные действия противоречат законам Израиля как еврейского и демократического государства».
Caddesindeki dükkân sahipleri kendisini pek iyi tanımıyorlar ama geçerken selam veriyorlar.Они заявляют, что не знают Заблона близко, но всегда здороваются с ним, когда тот проходит мимо.
1959 Antarktika Antlaşmasıyla tanımını kullanılmaya başlanmıştır.وقد استخدمت معاهدة أنتاركتيكا لعام 1959 التعريف السابق.
1799 Matthew Baillie ülserlerin tanımını yayımladı.1799 نشرَ ماثيو بيلي وصفًا للقرحات.
Şimdi buna dayanarak bir toplama tanımı verilebilir.لنفترض أن y هي نقطة تجميع.
24 Mart 2009'da Japon hükûmeti Tsutomu Yamaguchi'yi çift hibakusha olarak tanımıştır.وفي الرابع والعشرين من شهر مارس لعام 2009، اعترفت الحكومة اليابانية بأن تسوتومو ياماغوتشي يعد هيباكوشا مزدوج.
Küme tanımına göre bir öge ya kümenin içindedir ya da değildir.أي يُشك فيه أكان خرج إلى الحبشة أم لا.
Birbirlerini yurtta tanımışlar ve hemen kaynaşmışlardır.كان من أهل السنة في البصرة، والتقى بصحابة وروى عنهم.
Mahallede yaşayan herkes birbirlerini tanımış ve birbirleriyle kaynaşmış durumdadır.وكان المحدثون في المدينة كثيرين ويعرف بعضهم بعضًا.
Bu sebeple demokrasinin çok sayıda değişik tanımı ortaya çıkmıştır.وهكذا فإن هناك اختلافات مهمة بين عدة أنواع مهمة من الديمقراطية.
Biyolojik tür tanımı (BTT), melezleşme yaklaşımının klasik bir örneğidir.مفهوم النوع الأحيائي هو مثال مثال كلاسيكي على توجه التزاوج البيني.
Permakültür’ün diğer bir tanımı "sürdürülebilir yerleşimler" tasarlamaktır.الهدف هو حصول على إشارة "نظيفة" تسهل على باقي المراحل العمل.
"Yasak sınır tanımıyor"."Undocumented بدون قيد".
Torkun tanımı: Tork = radyan x kuvvet.القوة=الكتلة X التسارع.
Terörizmin arapça tanımı olarak Amer’in bulduğu tek tanım halı desenlerindeki karışık örüntülerdi.حيث نقشت عامر نمطاً على السجادة يحتوي التعريف العربي الوحيد للإرهاب الذي تمكنت عامر من إيجاده.
Levanten tabiri bu ikinci tanımı baz alır.يعلو ذلك الكوابيل الحاملة للدور الثانى علوى .
Ama biz birbirimizi hiç tanımıyorduk.لقد كان السبب في أننا نعرف بعضنا البعض.
Teizm, en geniş tanımıyla, en az bir adet tanrının var olduğuna yönelik inançtır.الأُلوهية (بالإنجليزية: Theism) في المفهوم العام هو الإيمان بأن هناك رب واحد على الأقل.
Kavramın tanımı ülkeden ülkeye veya aynı ülkede çağdan çağa farklılık gösterebilir.وربما اختلف الزي من بلد إلى بلد، ومن عصر إلى عصر.
Sosyalizmin pek çok çeşidi vardır ve bunların tek bir tanımı yoktur.فهناك عدة أنواع من العلمانية لا نوع واحد.
Böylece devlet kontrolündeki dil ve beraberinde insan düşüncesi de devletin gerçeklik tanımına bağlı kalır.و بهذا يمكن القول بأن وظيفة العلاقات العامة وجدت مع وجود الإنسان نفسه.
Toplumsal hareketler, en genel tanımıyla, ortak amaç için bir araya gelen insanların kolektif eylemleridir.تتكون التعبئة الاجتماعية من إجراءات جماعية متعددة من خلال العمل الجماعي على مدار فترة زمنية لتحقيق هدف مشترك.
Belirsiz, matematikte tanımı olmayan ifadelere denir.ليكون برنامجاً يعطى شهادة غير أكاديمية.
Büyük sistemlerin kuantum mekanik tanımı klasik tanıma yaklaşık olmalıdır.الوصف الميكانيكي الكمي لنظام كبير ينبغي أن يكون قريباً جداً من الوصف الكلاسيكي.
Uluslararası Astronomi Birliği'nin 2006 yeni gezegen tanımında yapılan üç şarttan biridir.وكان هذا واحدا من المعايير الثلاثة التي اعتمدها الاتحاد الفلكي الدولي (IAU) في عام 2006 من تعريف الكوكب.
Erişim tarihi: 7 Mart 2008. ^ Türkiye neyi tanımış olacak?اطلع عليه بتاريخ March 17, 2008. Did You Know?
Lüzinyanlar onlara mal vermiş ve ayrıcalıklar tanımıştı.وتم ذل رجال الدين علنًا، وأخذت أموالهم وتم تدنيسها.
Mühimmat envanter tanımı Sd.Kfz.F): حمل الدلالة Sd.Kfz.
Onun erkek kardeşlerinden herhangi birini tanımıyorum.أنا لا أعرف احدا من إخوته.
İsrail Kosova'yı tanımıyor, ancak her iki devlet iyi ilişkileri destekliyor.Israel não reconhece o Kosovo, mas ambos os estados têm boas relações .
Çin Ulusal İnsanlı Uzay Programı, Proje 921 tanımını Proje 921-1 ile ilk önemli hedef olarak verildi.O código Projeto 921 foi dado ao programa espacial chinês como um todo e 921-1 era seu principal objetivo.
Anlamsal güvenlik tanımı ilk olarak Goldwasser ve Micali tarafından 1982'de ortaya atıldı.A noção de segurança semântica foi apresentada pela primeira vez por Goldwasser e Micali em 1982.
Ama biz birbirimizi hiç tanımıyorduk.Eles nunca se conheceram.
Bu kampanya, tüm sitenin tanımını yapmak için çalıştı.Estas campanhas procuraram angariar uma definição do conjunto do sítio.
Bu eşleme x içinde açıklıkla doğrusaldır, vve böylece daha önceki tanımında sorun yoktur.Esta aplicação é claramente linear em x, e assim ela não tem o problema da definição anterior.
24 Mart 2009'da Japon hükûmeti Tsutomu Yamaguchi'yi çift hibakusha olarak tanımıştır.Em 24 de março de 2009, o governo japonês reconheceu oficialmente Tsutomu Yamaguchi como um hibakusha duplo.
Albüm Take That'ın tanımıyla "90'lara geri dönüş, ama modern bir dönüş"tür.O álbum que Take That descrevem como "um retrocesso para os anos 90, mas com um toque moderno".
Bu tartışmadan itibaren olası değer kavramının tanımı yapılmıştır.A partir desta discussão, a noção de valor esperado foi introduzida.
İşkencenin tanımı.Em memória de tua tortura.
Sosyalizmin pek çok çeşidi vardır ve bunların tek bir tanımı yoktur.Há muitas variedades do socialismo e não há uma única definição abrangendo todos elas.
Burada kimse onu tanımıyordu.Ninguém o conhecia.
"Teori" kelimesinin bilimsel tanımı günlük dildeki anlamından farklıdır.A definição científica da palavra "teoria" é diferente da definição da palavra no uso da linguagem coloquial.
Marcel de onu tanımıştır.Eastman também o conheceu.
Daha sonra, model roketçilik tanımı gereği amatör roketçilikten ayrı ve farklı bir etkinlik oldu.Desde então, o misselmodelismo tornou-se uma atividade distinta do missilismo amador.
Sonsuzun bu tanımı Dedekind sonsuzu olarak bilinir.Essa noção de infinitude é denominada Infinito de Dedekind.
Bu sözü edilen nakdi kredi tanımıdır.O Que Deve Saber Sobre Crédito Consolidado
Ayrıca Moğol ittifakını güçlendirmek için uğraştı, babası I. Hetoum da 1247'de Moğol otoritesini tanımıştı.Ele também lutou para reforçar a aliança com os mongóis, a quem seu pai havia submetido o reino em 1247.
Her iki taraf da topyekûn imhaya karşı ortak zayıflıklarını tanımışlardır.Os dois estão cientes de um vínculo crescente entre eles, em seu luto.
Siyasi lezbiyen tanımımız, erkeklerle yatmayan, kendini kadın bakış açısından tanımlamış bir kadın.A nossa definição de uma política lésbica é uma mulher identificada mulher que não transa com homens.
Lineer interpolasyonun bir tanımı/açıklaması Ptolemy'in Almagest adlı eserinde (M.S. 200 civarı) yer alır.Uma descrição da interpolação linear pode ser encontrada no Almagest (200 anos DC) por Ptolemy.
ISO 31000 (2009) / ISO Kılavuzu 73: Riskin 2002 tanımı 'hedefler üzerinde belirsizlik etkisidir.O objetivo da ISO 31000: 2009 é estabelecer princípios e orientações genéricas sobre gestão de riscos.
Toplumsal hareketler, en genel tanımıyla, ortak amaç için bir araya gelen insanların kolektif eylemleridir.Parceria é o trabalho em conjunto que as pessoas fazem para alcançar um objetivo comum.