tanıklık ile cümle

tanıklık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Siz Yahyaya adamlar gönderdiniz, o da gerçeğe tanıklık etti.Vy ste boli poslali k Jánovi, a vydal pravde svedoctvo.
Siz Yahyaya adamlar gönderdiniz, o da gerçeğe tanıklık etti.Wyście słali do Jana, a on dał świadectwo prawdzie.
Siz Yahyaya adamlar gönderdiniz, o da gerçeğe tanıklık etti.Σεις απεστειλατε προς τον Ιωαννην, και εμαρτυρησεν εις την αληθειαν
Siz Yahyaya adamlar gönderdiniz, o da gerçeğe tanıklık etti.Ви посилали до Йоана, й сьвідкував правді.
Siz Yahyaya adamlar gönderdiniz, o da gerçeğe tanıklık etti.Вы посылали к Иоанну, и он засвидетельствовал об истине.
Siz Yahyaya adamlar gönderdiniz, o da gerçeğe tanıklık etti.(Обаче свидетелството, което Аз приемам, не е от човека; но казвам това за да се спасите вие).
Siz Yahyaya adamlar gönderdiniz, o da gerçeğe tanıklık etti.אתם שלחתם אל יוחנן והוא העיד על האמת׃
Siz Yahyaya adamlar gönderdiniz, o da gerçeğe tanıklık etti.انتم ارسلتم الى يوحنا فشهد للحق.
Siz Yahyaya adamlar gönderdiniz, o da gerçeğe tanıklık etti.你 們 曾 差 人 到 約 翰 那 裡 、 他 為 真 理 作 過 見 證
Siz Yahyaya adamlar gönderdiniz, o da gerçeğe tanıklık etti.你 們曾 差人 到 約翰 那 裡 、 他 為 真理 作 過見證
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Ada tiga saksi
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Albowiem trzej są, którzy świadczą na niebie: Ojciec, Słowo i Duch Święty, a ci trzej jedno są.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.ấy là Ðức Thánh Linh đã làm chứng, vì Ðức Thánh Linh tức là lẽ thật.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.ấy_là Ðức_Thánh_Linh đã làm_chứng , vì Ðức_Thánh_Linh tức_là lẽ thật .
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.(Căci trei sînt cari mărturisesc în cer: Tatăl, Cuvîntul şi Duhul Sfînt, şi aceşti trei una sînt.)
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Car il y en a trois qui rendent témoignage:
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Denn drei sind, die da zeugen: der Geist und das Wasser und das Blut;
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.E o Espírito é o que dá testemunho, porque o Espírito é a verdade.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Er zijn drie getuigen in de hemel: De Vader, Christus (A) en de Heilige Geest; samen zijn Zij één.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.For de er tre som vidner:
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.In Duh je, ki pričuje, ker Duh je resnica.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.증거하는 이는 성령이시니 성령은 진리니라
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Mert hárman vannak, a kik bizonyságot tesznek a mennyben, az Atya, az Íge és a Szent Lélek: és ez a három egy.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Nebo tři jsou, kteříž svědectví vydávají na nebi: Otec, Slovo, a Duch Svatý, a ti tři jedno jsou.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Poiché tre sono quelli che rendono testimonianza
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Porque tres son los que dan testimonio
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Pretože traja sú, ktorí svedčia na nebi: Otec, Slovo a Svätý Duch. A tí traja sú jedno.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Sillä kolme on, jotka todistavat:
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Thi tre ere de, som vidne:
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Ty tre äro de som vittna:
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Бо три їх, що сьвідкують на небі: Отець, Слово і сьвятий Дух, і сї три - одно.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Всяка неправда е грях; и има грях, който не е смъртен.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Ибо три свидетельствуют на небе: Отец, Слово и Святый Дух; и Сии три суть едино.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.כי שלשה המה המעידים בשמים האב הדבר ורוח הקדש ושלשתם אחד המה׃
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.فان الذين يشهدون في السماء هم ثلاثة الآب والكلمة والروح القدس وهؤلاء الثلاثة هم واحد.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.並 且 有 聖 靈 作 見 證 、 因 為 聖 靈 就 是 真 理
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.並且 有 聖靈 作 見證 、 因 為 聖靈 就是 真理
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Denne kom til et Vidnesbyrd, for at han skulde vidne om Lyset, for at alle skulde tro ved ham.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Dieser kam zum Zeugnis, daß er von dem Licht zeugte, auf daß sie alle durch ihn glaubten.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Egli venne come testimone per rendere testimonianza alla luce, perché tutti credessero per mezzo di lui
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.El a venit ca martor, ca să mărturisească despre Lumină, pentruca toţi să creadă prin el.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Él vino como testimonio, a fin de dar testimonio de la luz, para que todos creyesen por medio de él
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Este veio como testemunha, a fim de dar testemunho da luz, para que todos cressem por meio dele.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Ez jött tanúbizonyságul, hogy bizonyságot tegyen a világosságról, hogy mindenki higyjen õ általa.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Han kom såsom ett vittne, för att vittna om ljuset, på det att alla skulle komma till tro genom honom.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.han kom til vidnesbyrd, for å vidne om lyset, forat alle skulde komme til troen ved ham.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Hän tuli todistamaan, todistaaksensa valkeudesta, että kaikki uskoisivat hänen kauttansa.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Ia datang mewartakan tentang terang itu, supaya semua orang percaya
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Il vint pour servir de témoin, pour rendre témoignage à la lumière, afin que tous crussent par lui.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.저가 증거하러 왔으니 곧 빛에 대하여 증거하고 모든 사람으로 자기를 인하여 믿게 하려 함이라
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Người đến để làm chứng về sự sáng, hầu cho bởi người ai nấy đều tin.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Người đến để làm_chứng về sự sáng , hầu cho bởi người ai_nấy đều tin .
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Ta je prišel na pričevanje, da priča za Luč, da bi vsi verovali po njem.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Ten přišel na svědectví, aby svědčil o tom Světle, aby všickni uvěřili skrze něho.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Ten prišiel na svedoctvo, aby svedčil o tom svetle, aby všetci uverili skrze neho.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Ten przyszedł na świadectwo, aby świadczył o tej światłości, aby przezeó wszyscy uwierzyli.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.ουτος ηλθεν εις μαρτυριαν, δια να μαρτυρηση περι του φωτος, δια να πιστευσωσι παντες δι' αυτου.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Не беше той светлината, но дойде да свидетелствуо мене беше пръв.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Он пришел для свидетельства, чтобы свидетельствовать о Свете, дабы все уверовали чрез него.
Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi.Сей прийшов на сьвідкуванне, щоб сьвідкувати про сьвітло, щоб усї вірували через него.

İlgili Sayfalar