tanık ile cümle

tanık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim.Sillä voimiensa mukaan, sen minä todistan, jopa yli voimiensakin he antoivat omasta halustansa,
Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim.Thi efter Evne (det vidner jeg) gave de, ja, over Evne af egen Drift,
Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim.Ty de hava givit efter sin förmåga, ja, över sin förmåga, och det självmant; därom kan jag vittna.
Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim.Vă mărturisesc că au dat de bună voie, după puterea lor, şi chiar peste puterile lor.
Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim.Vì tôi làm chứng cho họ rằng họ đã tự ý quyên tiền theo sức mình, hoặc cũng quá sức nữa,
Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim.Vì tôi làm_chứng cho họ rằng họ đã tự_ý quyên tiền theo sức mình , hoặc cũng quá_sức nữa ,
Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim.διοτι υπηρξαν κατα δυναμιν, μαρτυρω τουτο, και υπερ δυναμιν αυτοπροαιρετοι,
Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim.Бо вони по силї - се я сьвідкую - і над силу доброхітні.
Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim.Ибо они доброхотны по силам и сверх сил – я свидетель:
Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim.כי מעיד אנכי אשר לפי כחם ויותר מכחם התנדבו׃
Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim.لانهم اعطوا حسب الطاقة انا اشهد وفوق الطاقة من تلقاء انفسهم
Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim.我 可 以 證 明 他 們 是 按 著 力 量 、 而 且 也 過 了 力 量 、 自 己 甘 心 樂 意 的 捐 助
Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim.我 可以 證明 他 們是 按 著 力量 、 而且 也 過 了 力量 、 自己 甘心 樂意 的 捐助
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!(49:7) „Слушай, народ Мой, Я буду говорить; Израиль! Я буду свидетельствовать против тебя: Я Бог, твой Бог.
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!«Ascolta, popolo mio, voglio parlare, testimonierò contro di te, Israele: Io sono Dio, il tuo Dio
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!Ascultă, poporul Meu, şi voi vorbi; ascultă, Israele, şi te voi înştiinţa. Eu sînt Dumnezeu, Dumnezeul tău.
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!Čuj, ljudstvo moje, in govoril bom, o Izrael, in zoper tebe bom pričal! Bog, tvoj Bog sem jaz.
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!"Dengarlah, umat-Ku, Aku mau berbicara, Israel, Aku mau bersaksi terhadap kamu; Aku ini Allah, Allahmu
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!Écoute, mon peuple! et je parlerai; Israël! et je t`avertirai. Je suis Dieu, ton Dieu.
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!"Escucha, oh pueblo mío, y hablaré; testificaré contra ti, oh Israel. Yo soy Dios, el Dios tuyo
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!Hallgass én népem, hadd szóljak! Te Izráel, hadd tegyek bizonyságot rólad; Isten vagyok én, a te Istened.
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!"Höre, mein Volk, laß mich reden; Israel, laß mich unter dir zeugen: Ich, Gott, bin dein Gott.
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!Hør, mit Folk, jeg vil tale, Israel, jeg vil vidne imod dig, Gud, din Gud er jeg!
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!Hör, mitt folk, jag vill tala; Israel, låt mig varna dig. Gud, din Gud, är jag.
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!Hør, mitt folk, jeg vil tale, Israel, jeg vil vidne for dig: Gud, din Gud, er jeg.
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!내 백성아 들을지어다 내가 말하리라 이스라엘아 내가 네게 증거하리라 나는 하나님 곧 네 하나님이로다
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!Luister, mijn volk! Israël, Ik zal nu spreken en tegen u getuigen. Ik ben God, uw God.
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!Ouve, povo meu, e eu falarei; ouve, ó Israel, e eu te protestarei: Eu sou Deus, o teu Deus.
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!Počuj, môj ľude, a budem hovoriť; pozoruj, Izraelu, a budem svedčiť proti tebe: Bohom, tvojím Bohom som ja!
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!Słuchaj, ludu mój! a będę mówił; słuchaj, Izraelu! a oświadczę się przed tobą: Jam Bóg, Bóg twój Jam jest.
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!Slyš, lide můj, a buduť mluviti, Izraeli, a buduť tebou osvědčovati. Já zajisté Bůh, Bůh tvůj jsem.
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!Ακουσον, λαε μου, και θελω λαλησει Ισραηλ, και θελω διαμαρτυρησει κατα σου Ο Θεος, ο Θεος σου ειμαι εγω.
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!Слушайте, люде Мои, и ще говоря, - Израилю, и ще заявя пред тебе: Бог, твоят Бог съм Аз.
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!שמעה עמי ואדברה ישראל ואעידה בך אלהים אלהיך אנכי׃
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!اسمع يا شعبي فاتكلم. يا اسرائيل فاشهد عليك. الله الهك انا‎.
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!我 的 民 哪 、 你 們 當 聽 我 的 話 . 以 色 列 阿 、 我 要 勸 戒 你 . 我 是 神 、 是 你 的 神
‹‹Ey halkım, dinle de konuşayım, Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim: Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!我的民 哪 、 你 們當聽 我的話 . 以色列 阿 、 我 要 勸戒 你 . 我 是 神 、 是 你 的 神
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.A farizeovia mu povedali: Ty svedčíš sám o sebe; tvoje svedoctvo nie je pravdivé.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler."Daar zegt U nogal wat", merkten de Farizeeërs op. "Er is geen enkel bewijs dat U de waarheid spreekt."
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Då sade fariséerna till honom: »Du vittnar om dig själv; ditt vittnesbörd gäller icke.»
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Da sagde Farisæerne til ham: "Du vidner om dig selv; dit Vidnesbyrd er ikke sandt."
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Da sprachen die Pharisäer zu ihm: Du zeugst von dir selbst; dein Zeugnis ist nicht wahr.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Disseram-lhe, pois, os fariseus: Tu dás testemunho de ti mesmo; o teu testemunho não é verdadeiro.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Entonces los fariseos le dijeron: --Tú das testimonio de ti mismo; tu testimonio no es verdadero
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Fariseerne sa da til ham: Du vidner om dig selv; ditt vidnesbyrd er ikke sant.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Gli dissero allora i farisei: «Tu dai testimonianza di te stesso; la tua testimonianza non è vera»
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.I řekli jemu farizeové: Ty sám o sobě svědectví vydáváš, svědectví tvé není pravé.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.I rzekli mu tedy Faryzeuszowie: Ty sam o sobie świadczysz, a świadectwo twoje nie jest prawdziwe.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.바리새인들이 가로되 네가 너를 위하여 증거하니 네 증거는 참되지 아니하도다
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Là-dessus, les pharisiens lui dirent: Tu rends témoignage de toi-même; ton témoignage n`est pas vrai.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Mondának azért néki a farizeusok: Te magadról teszel bizonyságot; a te bizonyságtételed nem igaz.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Người Pha-ri-si bèn nói rằng: Thầy tự làm chứng về mình, thì lời chứng thầy không đáng tin.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Người_Pha - ri-si bèn nói rằng : Thầy tự làm_chứng về mình , thì lời chứng thầy không đáng tin .
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Niin fariseukset sanoivat hänelle: "Sinä todistat itsestäsi; sinun todistuksesi ei ole pätevä".
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Reko mu pa farizeji: Ti sam zase pričuješ; pričevanje tvoje ni resnično.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Ειπον λοιπον προς αυτον οι Φαρισαιοι Συ περι σεαυτου μαρτυρεις η μαρτυρια σου δεν ειναι αληθης.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Казали тодї Йому Фарисеї: Ти про себе сьвідкуєш; сьвідченне Твоє неправдиве.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.Тогда фарисеи сказали Ему: Ты Сам о Себе свидетельствуешь, свидетельство Твое не истинно.
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.ויאמרו הפרושים על נשפך מעיד אתה עדותך איננה נאמנה׃
Ferisiler, ‹‹Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil›› dediler.فقال له الفريسيون انت تشهد لنفسك شهادتك ليست حقا.
İlgili Sayfalar