Partide beni onunla tanıştırdı.He introduced me to her at the party.
O sonunda Paris'te tanıştığı kızla evlenme kararını verdi.He finally made up his mind to marry the girl he had met in Paris.
O, daha önce babasıyla hiç tanışmamış gibi görünüyor.It seems like he had never met his father before.
Onunla Meksika'da kaldığım sırada tanıştım.I met her during my stay in Mexico.
O, bir rock şarkıcısı olarak tanınır.He is known as a rock singer.
O, ülkemizde iyi tanınmıştır.He is well known in our country.
O, bir doktor olarak tanındı.He became known as a doctor.
Birinci sınıf bir şarkıcı olarak tanınıyordu.He was recognized as a first-class singer.
O, İngiltere tarihi ile iyi tanınmıştır.He is well acquainted with the history of England.
Tanıştığı herkesle arkadaş olur.He makes friends with everybody he meets.
O, herkes tarafından tanınır.He is known to everybody.
O, birçok insan tanıyor.He knows a lot of people.
O erkek kardeşinin sizinle tanışması için endişeliydi.He was anxious for his brother to meet you.
Modern müzik ona tanıdıktır.Modern music is familiar to him.
O, şimdi en umut verici yazarlardan biri olarak tanınmaktadır.Now he is recognized as one of the most promising writers.
Dün eve giderken kızla tanıştı.He met the girl on his way home yesterday.
O cinayete tanıklık etti.He witnessed the murder.
O, belediye başkanı ile tanışıktır.He is acquainted with the mayor.
Onunla tanışan bendim.It was I who met him.
O, hiçbirimizi tanımaz.He knows neither of us.
O bizi çok iyi tanır.He knows us very well.
O bizi tanıyor gibi görünüyor.He seems to know us.
Bana babasını tanıyıp tanımadığını sordu.He asked me if I knew his father.
Bana bir tanıma tebessümü verdi.He gave me a smile of recognition.
O görev için eşit olan tanıdığım tek kişidir.He is the only person that I known who is equal to the task.
O beni Sue'ya tanıttı.He introduced me to Sue.
Beni tanımadığına inandırdı.He made believe not to know me.
O, beni ebeveynlerine tanıttı.He introduced me to his parents.
O, kendi deneyimini tanımladı.He described his own experience.
Tanıdığı herkesle tartışır.He quarrels with every person he knows.
Tanıştığı her kadınla flört eder.He flirts with every woman he meets.
O, tanıklık etmek için çağrıldı.He was called to give evidence.
O, ölümünden sonrasına kadar büyük bir yazar olarak tanınmadı.He wasn't recognized as a great writer until after his death.
O herkese tanıdıktır.He is known to everyone.
Kasabadaki herkesle tanışmıştı.He was acquainted with everybody in town.
O, Japonya'daki en tanınmış şarkıcılardan biridir.He is one of the most famous singers in Japan.
Geçen hafta onunla tanıştığını inkar etti.He denied having met her last week.
Onunla tanıştığını söyledi, bu bir yalandı.He said that he had met her, which was a lie.
O onu şahsen tanır.He knows her by sight.
O, ona onu tanıyıp tanımadığını sordu.He asked her if she knew him.
O beni güzel bir kızla tanıştırdı.He introduced me to a pretty girl.
Kızını bana tanıttı.He introduced his daughter to me.
O, seyahatleri sırasında çok sayıda etkileyici insanlarla tanıştı.He met many fascinating people in the course of his travels.
Sıradan işlerle tanıştılar.They became acquainted with the routine.
Kızı minyon tipli olarak tanımladılar.They described the girl as being small.
Boş yere tanığa rüşvet vermeye yeltendiler.They attempted in vain to bribe the witness.
Onlar bizi tanıyor.They know us.
Onu tanıyor muydunuz?Did you know him?
Onu Beatrice'e tanıtmayı planladım.I planned to introduce him to Beatrice.
Ona güvenmek için daha iyi tanımalıydın.You should have known better than to trust him.
Onu tanıyor muyum?Do I know him?
Onu tanıyan kim ona inanacak?Who that knows him will believe it?
Onu ne kadar çok tanırsam onu o kadar çok severim.The more I know him, the more I like him.
Benimle konuştuğunda onu tanıyamadım.I couldn't think who she was when she spoke to me.
O bir arkadaştan daha çok bir tanıdık.She is more an acquaintance than a friend.
Onunla evlendiğimde on yıldır onu tanıyordum.I had known her for ten years when I married her.
Onunla tanışık oldum.I struck up an acquaintance with her.
Onu tanımam tamamen tesadüftü.It was pure accident that I came to know her.
Onu ne kadar zamandır tanıyorsun?How long have you known her?
Onunla bir tanışıklığım var.I have an acquaintance with her.