Birçok tanıdığı vardı ama, hiç arkadaşı yoktu.She had plenty of acquaintances, but no friends.
Çok tanıdığı vardı ama hiç dostları yoktu.She had plenty of acquaintances, but no friends.
Beni onunla tanıştırır mısın?Will you introduce me to her?
Onunla tekrar tanışması aptalca.He is foolish to meet her again.
Onunla tanışma fırsatını kaçırdığım için üzgünüm.I regret missing the chance to meet her.
Kendimi ona tanıtmak için bir fırsatım olmadı.I didn't get a chance to introduce myself to her.
Onu hiç tanımam.I don't know her at all.
Onu tanıyorum ama onunla hiç tanışmadım.I know of her, but I have never met her.
Beni onunla tanıştırmanı istiyorum.I would like you to introduce me to her.
Onun kocasını sana tanıtacağım.I will introduce her husband to you.
O, bana erkek kardeşimi tanıdığını söyledi.She told me she knew my brother.
O, seninle tanışmak için istekli.She is anxious to meet you.
O hem Hindistan'da hem de Çin'de iyi tanınmaktadır.She is well known in both India and China.
O birkaç ay önce kaybettiği broşu tanıdı.She recognized the brooch as the one she had lost a few months before.
Olay yerini detaylı olarak tanımladı.She described the scene in detail.
O, suça tanık oldu.She witnessed the crime.
Partide beni arkadaşları ile tanıştırdı.She introduced me to her friends at the party.
O okulda güzel görünüşüyle tanınırdı.She was noted for her good looks at school.
O, anneni çok iyi tanır.She knows your mother very well.
O yaygın olarak tanınmaktadır.She is widely known.
O beni tanımış gibi görünmüyordu.She didn't appear to recognize me.
O, hanımefendiyi bana tanıttı.She introduced the lady to me.
O beni erkek kardeşi ile tanıştırdı.She introduced me to her brother.
Beni tanıyor.She knows me.
O onunla önceki gün tanıştığını söyledi.She said she had met him on the previous day.
O hem Japonya'da hem de Amerika'da iyi tanınmaktadır.She is well known both in Japan and in America.
O, onunla 3 yıl önce tanıştı.She met him three years ago.
O, onun aleyhine tanıklık etti.She testified against him.
O, onu yakışıklı olarak tanımladı.She described him as handsome.
Onu bir katil olarak tanımladı.She identified him as the murderer.
Onu bir dedektif olarak tanımladı.She described him as a detective.
Miwako, ben sizin Kenny ile tanışmanızı istiyorum.Miwako, I want you to meet Kenny.
Yukichi Fukuzawa Batı fikirlerini Japonya'ya tanıttı.Yukichi Fukuzawa introduced Western ideas into Japan.
Budizm 538 yılında Japonya'ya tanıtıldı.Buddhism was introduced into Japan in 538.
Tanıdığım herkes ondan iyi şekilde bahseder.Everyone I know speaks well of her.
Erkek kardeşim Masao'yu tanıyor musun ?Do you know my brother Masao?
Görür görmez Mary'yi tanıdım.I recognized Mary the moment I saw her.
Onu sadece ismen tanıyorum.I only know him by name.
İsmini bilmiyorum ama sima olarak tanıyorum.I don't know her name, but I do know her by sight.
İsmini bilmiyorum ama simaen tanıyorum.I don't know her name, but I do know her by sight.
Sen de Bay Kimura'yı çok iyi tanıyorsun.You also know Mr Kimura very well.
Kapıdaki yaşlı bayanı tanıyor musun?Do you know the old lady at the gate?
O, bir arkadaş değil ama bir tanıdıktır.He is not a friend, but an acquaintance.
Tanınmış diplomat komiteye kolayca katıldı.The noted diplomat readily participated in the committee.
Yuka yeni atanmış İngilizce öğretmeniyle tanıştırıldığı an âşık oldu.Yuka fell in love the moment she was introduced to the newly-appointed English teacher.
Onlar çok iyi tanımadıkları biriyle aynı fikirde olmamayı kabalık olarak düşünüyorlar.They consider it impolite to disagree with someone they don't know very well.
Sana ebeveynlerimi tanıştırayım.Let me introduce my parents to you.
Onu tanıyıncaya kadar kadar onun konuştuğunu duymadım.It wasn't until I heard him speak that I recognized him.
O şimdiye kadar dokuz insansı robot yapmıştı ama onların hepsi tanıtım modelleriydi.Up to now he had made nine humanoid robots but they were all demonstration models.
Tesadüf olarak, onu tanıyorum.Coincidentally enough, I know him.
Tansiyon ölçme aleti önemli bir tanı aracıdır.The sphygmomanometer is an important diagnostic instrument.
Kendimi tanıtmama izin verin.Let me introduce myself.
Bir yazar ile tanıştık.We met a writer.
Bir yazarla tanıştık.We met a writer.
Elbette, ortak insanlığımızı tanıma sadece bizim görevin başlangıcıdır.Of course, recognizing our common humanity is only the beginning of our task.
Onu tanımıyoruz.We don't know him.
O dilbilim uzmanı olarak tanınmaktadır.She is recognized to be an expert on linguistics.
Bunca yıldan sonra beni tanıyıp tanımayacağını merak ediyorum.I wonder if she'll recognize me after all these years.
O, adamı tanıdığını kanıtladı.She testified that she saw the man.
O, iyi tanınmış bir şarkıcıdır.She is a well-known singer.