tanışma ile cümle

tanışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ardından gerillalarıyla tanışmak için dağdaki eğitim kampına doğru yol alır.Später besucht er die Bergschule, um selbst Steiger zu werden.
Bu tanışma hem Uğur’un hem de Pınar'ın hayatında köklü değişikliklere neden olacaktır.Dieses Konzept soll jeweils die glücklichen bzw. turbulenten Jahre in Dianas Leben widerspiegeln.
Bu tanışma beni çok etkiledi.Das traf mich sehr.
Bu dergi genç şairlerle ve yazarlarla tanışmasını sağladı.Die Zeitschrift versammelt Texte arrivierter und junger Autoren.
Bu tanışma, onun sanatını ve düşüncelerini etkiledi.Dies beeinflusste sein Leben und seine Kunst.
Şarkı'nın klip çekimi Madonna'nın Sean Penn ile tanışmasına vesile olmuştur.Das Stück handelt von den Gefühlen Madonnas zu ihrem damaligen Ehemann Sean Penn.
Haziran 2017 itibariyle, iki oğul hiç tanışmadı.Im Februar 2017 hatten Unbekannte die Schrauben von zwei Geländergittern entfernt.
Gerçekten olgun bir bayanla tanışmak isterdim.Je voulais rencontrer une femme vraiment mature.
Ben henüz nazik bir beyefendiyle tanışmadımJe n'avais jamais rencontré un homme aussi gentil.
Bir yabancı, sadece sizin henüz tanışmadığınız bir arkadaştır.Un étranger est un ami que vous n'avez simplement pas encore rencontré.
Kızlarla tanışmak zordur.Rencontrer des filles est difficile.
Diğer yolcularla tanışmak amacıyla yolculuk yapıyor.Il voyage dans le but de rencontrer d'autres voyageurs.
Tom kütüphanede seninle tanışmak istedi.Tom voulait te rencontrer à la bibliothèque.
Grup resmi olarak 1981 yılının 28 Ekim'inde yani Hetfield ve Ulrich'in tanışmasından 5 ay sonra kuruldu.Le groupe se forme en octobre 1981, cinq mois après la première rencontre d'Ulrich avec Hetfield.
Onunla tanışmak isterim.Il veut la rencontrer.
Birçok ünlü meslektaşı ile tanışma fırsatı bulmuştur.Cela lui a permis de rencontrer de célèbres confrères.
Hikâyenin ilk bölümünde gelinle olan tanışmalarını anlatır.D'un coup, il se souvint de sa première fiancée.
Minkowski’ini evde yemeğe davet etti tanışmaları için.Cuddy vient voir House pour l’inviter à diner.
Bu tanışma Yamaguchi'nin Karateye bakışını tamamen değiştirdi.Cette rencontre a eu l’effet d’un profond bouleversement dans les convictions de Yamaguchi sur son karaté.
Popüler indie gruplarıyla asla tanışmadım, o da her ne demekse.Il n'a jamais rencontré aucun dignitaire de ce mouvement sectaire et ne s'en réclame pas.
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"Cela ne m'était encore jamais arrivé de ne pas atteindre mon pic de forme dans un grand rendez-vous ».
Kendi ifadesi ile bu karşılaşma "hayatını belirleyen tanışma" oldu.C'est, de son propre aveu, la « grande rencontre » de sa vie.
Daniel Rossen ile tanışmadan önce üçümüzün yaptıkları berbattı.Avec trois collages de Daniel Patin.
Eminem sayesinde Royce, Dr. Dre ve Game Recordings'in yapımcılarıyla da tanışma fırsatı buldu.Avec Eminem, Royce est présenté à Dr. Dre et signe au label Game Recordings.
İkinci albümü "Tanışma Bitti" daha profesyonel bir yapıya sahip.Le deuxième album était plus professionnel.
Tanışma, (1979) Yanımda Yoksun, (1989) Peki Ben Niye Öldüm, (1994) Aradan Uzun Zaman Geçti, (2005)Elle présente durant la saison 1994-1995 : Chérie, j'ai un truc à te dire (1994) et J'ai un problème (1995).
Jackson ve Langmaid'ın tanışma hikâyesi 2004 senesine uzanıyor.Jackson et Midnight jouent une session acoustique en 2004.
İnsanlar müzikle erken yaşlarda tanışmaktadırlar.Les enfants sont initiés très tôt à la musique.
Osmanlı'nın sinemayla tanışması ilk kez 1895 yılında gerçekleşmiştir.Le Chemin de fer au cinéma est apparu pour la première fois en 1895.
Müzikle tanışması ilk olarak 1977'de bağlama ile oldu.Sa première mise en musique, en 1977, fait date.
Miwako, ben sizin Kenny ile tanışmanızı istiyorum.Miwako, quiero presentarle a Kenny.
Onunla tanışmak istiyorum.Quiero conocerla.
Küçük erkek kardeşinle her zaman tanışmak istedim.Siempre he querido conocer a tu hermano menor.
Çikolata sevmeyen biriyle hiç tanışmadım.Jamás he conocido a alguien que no le guste el chocolate.
Erkek çocuklarla tanışmak zordur.Es difícil conocer chicos.
Her zaman Tom'la tanışmak istedim.Siempre quise conocer a Tom.
Tom'la tanışmak istediğini düşündüm.Pensé que querías conocer a Tom.
Kimseyle tanışmadım.No he conocido a nadie.
Onunla tanışmak istiyor musun?¿Quieres conocerla?
Neden Tom'la tanışmak istiyorsun?¿Por qué quieres conocer a Tom?
Sanırım Tom'la tanışmak istiyorum.Creo que quiero conocer a Tom.
Tanışmak için atılan ideal mesaj sence nasıl olmalı?¿Cuál crees que debería ser el mensaje ideal para conocer a alguien?
Oyunculuk yaşamı Vittorio De Sica ve Marcello Mastroianni ile 1954'te tanışmalarından sonra hızla parladı.La carrera de Sophia empezó a despegar cuando conoció, en 1954, a Vittorio De Sica y a Marcello Mastroianni.
Şaron daha sonra Yaser Arafat’la yüz yüze tanışmayı reddetti.Sharon se negó a reunirse en persona con Yaser Arafat.
Miles, Sawyer'a Charlotte Lewis (Rebecca Mader) ile bir tanışma randevusu ayarlar.Miles concertó una cita de Sawyer con Charlotte.
İzlemek değil tanışmak için".«Visitar para conocer.
Birincisi önümüzü açtı, yeni düşüncelerle tanışmamızı sağladı.Desde el día en que empezamos, nos hemos desafiado a nosotros mismos para crear algo nuevo.
Böylelikle daha önce varlıklarından bile haberdar olmadığı bir grup vampir avcısıyla tanışma imkânı bulur.Descubre el mundo de los vampiros que hasta ese momento desconocía.
Grubun tanışması ve beraber çalmaya başlaması Lancashire' daki St. Michael's lisesinde başlamıştır.Sus integrantes se conocieron y formaron el grupo en el St. Michael's CE High School en Chorley, Lancashire.
Kitlelerle tanışmasını ise Heroes adlı dizide oynadığı Claire Bennet karakteri sonrası yaptı.En Odessa, Claire Bennet es llevada al hospital tras el accidente de coche que provocó.
Onunla tanışmak isterim.Encantada de conocerte.
Ertesi hafta Bálor, yeni şeytanını tanıttı ve Sister Abigail'le tanışmaya can attığını söyledi.Él le dice a Patricia que quiere conocer a la Bestia la noche siguiente.
Jim onunla tanışır tanışmaz Mary'ye âşık oldu.Jim si è innamorato di Mary non appena l'ha conosciuta.
Tanışmak istediğim kişi sensin.Sei tu la persona che volevo incontrare.
Onunla tanışmaya can atıyorum.Sto morendo dalla voglia di incontrarla.
Aslında henüz onlarla tanışmadım.In realtà non li ho ancora incontrati.
Tom kütüphanede seninle tanışmak istedi.Tom voleva incontrarti in biblioteca.
Haziran 2017 itibariyle, iki oğul hiç tanışmadı.Al giugno 2017, i due figli non si sono mai incontrati di persona se non tramite videochiamate.
Aynı yıl İtalyan yazarı Alessandro Manzoni ile tanışması hayatını derinden etkiledi.In quegli anni nacque il profondo rapporto con Alessandro Manzoni, che mantenne per tutta la sua vita.
Onunla tanışmak isterim.Lo invita a conoscerlo.

İlgili Sayfalar