tanışma ile cümle
tanışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bir şekilde bir araya gelmiştik ve aslında birbirimizle tanışmayı ikimiz de istemiyorduk.We were pushed together, and neither one of us really wanted to meet the other.
Kendime "Disney'den bilgisayar dizaynı yapan bir adamla tanışmayı istiyor muyum?" diye sordum.I said, "Do I really want to meet a guy from Disney, who designed computers?"
Ve o da gerçekten başka bir doktorla daha tanışmam gerekli mi diyordu.And he was saying: Does he really want to meet another doctor?
Onunla tanışmadan önce, yetersiz birkaç aramadan geçtim.I went through some suboptimal search results.
Varsayalım. insanlarla tanışmak için seviyorum.Suppose to meet people they love. It just happened to us.
"Ben, eşim, Sayın Wooster tanışmak istiyorum."I want you to meet my husband, Mr. Wooster.
"Bu durumda ben arkadaşlarınızın tanışmak için memnun olacaktır.""In that case I shall be glad to make the acquaintance of your friends."
Doğrusu ben de sizinle tanışmak istiyordum.Actually, I wanted to meet with you, too.
Bu okuldan bir kızla tanışmanızı istiyorum.I want you to meet one of the girls in that school.
Belki de önce onunla tanışmalıyızMaybe we should meet him first
Jim Ellenberger gibi inanılmaz girişimcilerle tanışmama neden oldu.Jim Ellenberger from Ellenberger Services.
"İnsan, bir başkasının gözündeki kendi yansımasını görmedikçe, kendisiyle tanışmamaz.""One does not meet oneself until one catches the reflection from an eye other than human."
Yeryüzünden bizim arkadaşımız olan kişiler, sizinle tanışmak istiyor.Our friend on Earth would very much like to meet you.
En yaygın bazı fonksiyonların türevleriyle tanışmaya başlayalım.Let's get some exposure to the derivatives of some of the most common functions.
Sizinle tanışmak istiyorduk.He wants to meet with you
Ben bir eşkıya ile tanışmak istemiyorum.I don't want to befriend a bandit
Hep sizinle tanışmak istemişimdir.I've always wanted to meet you
Seninle daha iyi şartlarda tanışmak isterdim.There's a person you might want to meet
Hepsine sahip olabilirdik (Benimle asla tanışmamış olmayı dileyeceksin)We could have had it all... (you're gonna wish you, never had met me)...
Kalbimi ellerinin içine aldın (Benimle asla tanışmamış olmayı dileyeceksin)Your had my heart... (you're gonna wish you)... Inside of your hand (Never had met me)
Bunu bana ödeyeceksin ve ektiğini biçeceksin (Benimle asla tanışmamış olmayı dileyeceksin)And pay me back in kind- You reap just what you saw. (You're gonna wish you... Never had met me)
Hepsine sahip olabilirdik,(Benimle asla tanışmamış olmayı dileyeceksin)We could have had it all (you're gonna wish you, never had met me)
Sizinle tanışmak isteyen biri var.There is somebody who wants to meet you, President.
Tanışmamız çok tuhaftı ama sen bana hemen güvendinWe had hardly met and yet you let me drive
Atalarınla tanışma zamanı, Haji.Time to meet your ancestors, Haji.
Yeni bir kültürle tanışmak da bana karşılaştırmalı okuma alışkanlığını kazandırdı.Encountering a new culture also started my habit of comparative reading.
12 yaşındaki kızımı benimle birlikte götürdüm, çünkü gerçekten Gayla ile tanışmasını istiyordum.I took my 12-year-old daughter with me, because I really wanted her to meet Gayla.
Yeni evlilere sunulan bir diğer avantaj da, tenis süperstarı Novak Cokoviç ile tanışma olanağıydı.Another perk for newlyweds was that they got to rub elbows with tennis superstar Novak Djokovic.
Avrupa Güçleri'nin Makedonya ile TanışmasıIntroduction of Euro Forces in Macedonia
Belgrad'ın son filozoflarıyla tanışmak için bir taksi çevirinTo find Belgrade's last philosophers, hail a taxi
63 yaşındaki Vinka Jovanoviç Dr. Miliç ile tanışmadan önce bacak ağrılarından şikayetçiydi.Vinka Jovanovic, 63, had battled leg pain before she met Dr. Milic.
Alice'in daha önce tanışmadığı Yürek Kraliçesi geldiğinde yüzükoyun yere kapanırlar.They drop to the ground face down at the approach of the Queen of Hearts, whom Alice has never met.
Yine de, farkındayken tanışmak isteyeceğiniz en tatlı, en parlak gözlü adamdı.Yet, when he was cognizant, he was the sweetest, bright-eyed guy you'd ever want to meet.
Moskova'da hiç bu kadar zevkli insanlarla tanışmadım.I have not ever met people with such taste in Moscow.
Celia Imrie, Heather'la tanışmadan önce 1536'da Connor'ın sevgilisi Kate MacLeod olarak.Celia Imrie as Kate MacLeod, Connor's lover in 1536, before he met Heather.
Codron, Ağustos 1964'te meslektaşı Kenneth Williams ile tanışması için Orton'u ikna etti.Codron had manoeuvred Orton into meeting his colleague Kenneth Williams in August 1964.
Bu kısa hikaye, Price'ın onun tebriklerle gönderildiği Diarmuid Russell ile tanışmasına yol açtı.This short story led to her meeting Diarmuid Russell, to whom Price had sent it with kudos.
Başlangıçta onunla tanışmak istemiyordu ama 1997'de kabul etti.Initially, she was not willing to meet him, but in 1997 she agreed.
Banach'ın müstakbel eşi Łucja Braus ile tanışması da Steinhaus aracılığıyla oldu.It was also through Steinhaus that Banach met his future wife, Łucja Braus.
CD, Carolina Eyck'in Theremin ile tanışmasının yer aldığı bir video klibi de içeriyor.CD includes as extra a video clip with Carolina Eyck's introduction to Theremin.
Bu, batı sanatıyla ilk tanışmasıydı.This was his first major exposure to Western art.
Okçu'nun yoldaşı olan aşkla henüz tanışmamıştı.She was yet unacquainted with love, a comrade of the Archeress.
Ayrıca şarkının sonu, Sophie'nin babasıyla ne kadar tanışmak istediğini yansıtıyor.Also, the end of song reflects on how much Sophie wants to meet her father.
"Tanışma", "zayıf" bir bağ olarak görülebilir ve "arkadaşlık", güçlü bir bağ olarak temsil edilir.'Acquaintanceship' can be viewed as a 'weak' tie and 'friendship' is represented as a strong tie.
Aile, Evie'nin gelin ve damatla tanışmayı umduğu bir düğün öncesi prova yemeği düzenler.The family hosts a rehearsal dinner, where Evie expects to finally meet the bride and groom.
Wiedemann ile tanışmak için Kiel'e gitti, Kiel'de Heinrich Boie ile de tanıştı.He went on to Kiel to meet Wiedemann, He also met Heinrich Boie in Kiel.
Hep seninle tanışmak istemiştim.Ich wollte dich immer treffen.
Her zaman seninle tanışmak istemiştim.Ich wollte dich immer treffen.
Bir yabancı henüz tanışmadığın bir arkadaştır.Ein Fremder ist nur ein Freund, den du noch nicht kennenlerntest.
Bu kızla tanışmak için sabırsızlanıyorum.Ich kann es gar nicht erwarten, dieses Mädchen kennenzulernen.
Kızılderililer atlarla tanışmadan önce köpekleri çekim hayvanı olarak kullanırlardı.Dabei benutzten die Apache, vor der Einführung des Pferdes, Hunde als Packtiere.
X-Factor 2010'da onunla tanışma şansını yakalamıştım."Bekannt wurde sie durch ihre Teilnahme an X Factor im Jahr 2012.
Bunun üstüne Joachim Brahms'ı Düsseldorf'ta oturan besteci Robert Schumann'la tanışmasını önermişti.Daraufhin überredete Joachim ihn, den in Düsseldorf weilenden Komponisten Robert Schumann aufzusuchen.
Roma dünyasının Stoacılık'la tanışmasına yardımcı olmuştur.Er machte die römische Welt mit ihr vertraut.
Onunla tanışmak isterim.Ihnen möchte ich begegnen.
Futbolla tanışmaları ve Top soyadını alması şu şekilde oldu.Damit hatte der Verein seinen Namen und sein Fußballwappen gefunden.
Dizi, çiftin tanışmalarını, aşık olmalarını ve evlenmelerini takip etmektedir.Es erzählt die Geschichte, wie seine Eltern sich kennenlernten, sich verliebten und heirateten.
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"Warum soll man nicht auf bessere Zeiten hoffen.
Fakat ilk tanışmaları bu filmde olmamıştır.Dieses Erlebnis kommt im Film nicht vor.
Bu vaadi ile ülkede 1,7 milyondan fazla çocuğun okul ile tanışmasına vesile olmuştur.Das brachte 1,7 Millionen mehr Kinder in die Schulen.