Ana içeriğe geç
Sözlük

tamir ile cümle

tamir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Babası otomobil tamircisiydi.Otac joj je bio automehaničar.
Tamir için Wilhelmshaven'e gönderildi.Akiva Goldmsan je doveden kako bi ga prepravio.
Marangozluk ve ayakkabı tamirciliği gibi işlerde çalıştı.Radila je kao dizajnerica odjeće i obuće.
Kubbe en son 1888 yılında bir kez daha çöktü ve tamiratı 1903 yılına kadar devam etti.Kupola se srušila još jednom nakon potresa, 1888. godine, i obnova joj je potrajala sve do 1903. godine.
Antika saatlerin tamiri üzerine ustalaştı.To je predstavljalo značajan napredak nad grubom točnošću satova.
Sağlık evinin tamir edilmesi gerekmektedir.Popravili su kuću strave.
Özellikle 1782 yılında çıkan yangında harap hale gelmiş, ardından da tekrar tamir edilmiştir.Gotovo je potpuno uništena u požaru 1742. godine, a kasnije je obnovljena.
Tamir Feneri Hasarlı taşıtları onarır - bunu kullanabilmek için taşıttan çıkmalısınız.Obloge vijenaca tarenica troše se u pogonu, pa ih je potrebno zamjenjivati.
Danielle kırık bir müzik kutusunu Sayid'e gösterir ve Sayid de onu tamir edebileceğini söyler.Rousseau mu potom pokazuje razbijenu glazbenu kutiju, a on joj odgovara da bi je mogao popraviti.
Tamirde en az işi yapan odur ama her tamirde ilk o söz alır.On se sastoji prije svega od ženki, koje su međusobno sve u srodstvu.
Sovyet üretim tesisleri 6 hafta içinde tamir edildi.Sovietske výrobné zariadenia boli prestavané alebo opravené v priebehu šiestich týždňov.
Tamir etmeye çalıştıkları soba ara sıra sorun çıkarmaya devam eder.Pri svojich pokusoch napraviť čo spôsobil sa neustále dostáva do problémov.
Bu tamir ile ilgili komisyonun üyeliğinde şu zatlar bulunmuştur.Pri tejto rekonštrukcii hradu vznikli aj delostrelecké plošiny.
1960-1961 yıllarında da tamir görmüştür.Štartovali v rokoch 1960-1961.
Tamir için Wilhelmshaven'e gönderildi.Liptovská župa musela Schardonke vyplatiť náhradu.
Annesi bir belediye çalışanı ve babası bir caz davulcusu ve tamircisi idi.Jeho matka, Dorothy, bola komunálna zamestnankyňa, otec jazzovým bubeníkom a opravárom.
TJ: Araba tamircisi.Ellis - Pohodárský automechanik.
Bu yapılan hataların tamir edilmesini engeller.Bolo jasné, že sú nevyhnutné zásadné zmeny, ak majú byť chyby odstránené.
En son 1981–1984 yılları arasında geniş bir tamirattan ve restorasyondan geçmiştir.V rokoch 1981-1984 prešiel obnovou.
Doktor bunu duyunca gemiyi tamir eder ve hemen dünyaya döner.Po návrate na Nostromo sa posádke podarí opraviť loď a odštartovať na cestu domov.
El birliği ile kurtarma sandalını tamir ederek yardım aramaya çıkarlar.Orgány mesta sa za pomoci občianskeho združenia Vodný hrad, snažia o jeho obnovu.
1729 yılındaki bir taşkın sırasında köprü zarar gördü ve tamir edildi.V roku 1782 po veľkom zemetrasení bol opravený a spevnený.
Depremden sonra esaslı bir tamir gördü.Po potresu je bil skrbno obnovljen.
Hasar çok geniş kapsamlıdır, reaktörun tamir için ayrılması gerekir.Poškodba je zahtevala razstavljanje reaktorja za popravilo.
Ve kısmen tamir edildi.Danes so delno obnovljene.
Kubbe en son 1888 yılında bir kez daha çöktü ve tamiratı 1903 yılına kadar devam etti.Kupola se je zaradi potresa ponovno porušila leta 1888 in delo na kupoli se je nadaljevalo vsaj do leta 1903.
Bu yapılan hataların tamir edilmesini engeller.Izdali so posodobitev, ki popravi to napako.
MÖ 165'te çıkan yangında hasar görmüş ve tamir edilmiştir.Leta 1615 so jo Uskoki požgali in opustošili.
Çok yaratıcı olmakla beraber her şeyi tamir edebilirler.Ker so zelo prilagodljive, jih je lahko gojiti.
Binaların bazıları tamir için yıkılmıştır.Uničene dele stavbe so takoj popravili.
Uçağın iniş takımları hasarlıydı ve asla tamir edilemedi.Letalo je imel probleme s pristajalnim podvozjem in ni nikoli poletelo.
Ofisindeki bozuk bir saati tamir etmiştir.Zamenjali so leseno ohišje ure.
1938'de Topkapı Sarayı Müdürlüğüne bağlanan köşk daha sonra önemli bir tamirden geçti.Vojaško letališče v Cerkljah ob Krki je nastalo leta 1938, takrat še s travnato stezo.
Nerva bu saldırıdan zarar görmemişti ancak tamir etmeye çalıştığı otoritesi zarar görmüştür.Nerva nenukentėjo, bet jo autoritetas buvo sugriautas.
Savaşlarda harap olan kanalları ve çiftlikleri tamir etti.Jis atstatė kanalus ir aprūpino fermas, kurias sugriovė karas.
2007 yılından bu yana havaalanı tamir edildi ve genişletildi.Oro uostas nuo 2005 m. plečiamas, remontuojamas.
Tamir için Wilhelmshaven'e gönderildi.Jį remontuoti buvo pavesta L. Gucevičiui.
Bizans döneminde tamir görmüştür.Įkurta Bizantijos laikais.
Scott eskiden bir musluk tamircisiydi ve amatör bir şekilde bateri çalıyordu.Loris kažkada buvo geras lenktynininkas, tačiau dabar įjunkęs į alkoholį.
Tamirine izin verilmeyen kilise ve manastır bölümleri yıkılmaya terk edilmiştir.Nustatyta, kad aukšti valstybės ir bažnyčios postai negali būti parduodami.
Ama çok tamir görmüş mendirek hala bulunmaktadır.Säilinud on mõned tugevasti ümber ehitatud kõrvalhooned.
1997 - Uzay mekiği Discovery'nin astronotları, Hubble teleskopu'nu tamir etmeye başladılar.24. aprill – Kosmosesüstik Discovery startis koos Hubble'i kosmoseteleskoobiga.
1955’teki tamirat ile bugünkü görünümünü almıştır.1955. aastal sai vaatetorn oma praeguse väljanägemise.
Caminin tamir kitabesi üst kattaki mahfil kısmında bulunmaktadır.Eestikeelse kirjanduse kojulaenutus asub peahoone kolmandal korrusel.
1960-1961 yıllarında da tamir görmüştür.Aastatel 1960–1961 täiendas ennast Ameerika Ühendriikides.
Bu yapılan hataların tamir edilmesini engeller.Suuri vigu välja ei tulnud, väikesed parandati.
Sonraki yıllar yine birçok kez tamir ve bakım görmüştür.Aastate jooksul tehti veel ümber- ja juurdeehitusi.
"1000 dolarımı harcamalıyım, binalarımı tamir ettiririm." der. Böylece harcamalarda bir artış yaşanır.Szóval van ez a fajta növekedés tölti meg, így a mezőgazdasági termelő azt mondja, fogom tölteni
"1000 dolarımı harcamalıyım, binalarımı tamir ettiririm." der.그리고 천 달러를 집을 고치는데 쓰기로 하죠.
Aa, başardın! Nihayet tamir edildi.Por fin está arreglado.
Aa, başardın! Nihayet tamir edildi.Sinä sait sen korjattua.
Aa! Tamircini baştan çıkarttın yani, öyle mi?¿Así que has seducido a tu mecánica?
Aa! Tamircini baştan çıkarttın yani, öyle mi?Du har alltså förfört din mekaniker.
Aa! Tamircini baştan çıkarttın yani, öyle mi?Du har altså forført din mekaniker.
Aa! Tamircini baştan çıkarttın yani, öyle mi?Olet siis vietellyt mekaanikkosi.
Aa! Tamircini baştan çıkarttın yani, öyle mi?Seduziste a tua mecânica, foi?
Aa! Tamircini baştan çıkarttın yani, öyle mi?Więc uwiodłeś swojego mechanika?
Aa! Tamircini baştan çıkarttın yani, öyle mi?Ώστε αποπλάνησες τη μηχανικό σου;
Aa! Tamircini baştan çıkarttın yani, öyle mi?Значит, ты соблазнил своего механика?
Ama, Bakın! Sakın sabahın üçünde yazıcınızı tamir etmemi istemek için aramayın.아, 그래도 새벽 3시에 전화해서 프린터 고쳐달라고는 하지 마세요.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod