Bilgisayarımı tamir ettirmeliyim.I have to get my computer repaired.
Ben tamamen nefes nefese kaldım.I am completely out of breath.
O zaman tam evden çıkıyordum.I was just leaving home then.
Ben tamamen tehlikenin farkındaydım.I was fully alive to the danger.
Görevi tamamlayamadım.I was unable to complete the task.
Arabayı tamir ederek üç saat geçirdim.I spent three hours repairing the car.
Cumartesi öğleden sonrayı tamamen çok fazla TV izleyerek geçirdim.I spent Saturday afternoon watching entirely too much TV.
Kedi yavrusuna Tama adını verdim.I named the kitten Tama.
Ben hikayenin tamamını biliyorum.I know the whole of the story.
Bana tam uyuyor.That's just fine with me.
Onu tamamen unuttum.I completely forgot it.
Yazdan önce onu tamamlamalıydım.I should have completed it before summer.
Onu tamir ettirmeliyim.I must get it fixed.
Ben tamamen çalıştım.I studied it thoroughly.
Ben, tam olarak on mil yürüdüm.I completely walked ten miles.
Tam evi terkedecektim.I was just going to leave home.
Tam okuldan çıkarken ona rastladım.I met him just as he was coming out of school.
Yağmur yağmaya başladığında, tam dışarı çıkıyordum.I was just going out, when it began to rain.
Kişisel bilgisayarımı tamir ettirdim.I had my personal computer repaired.
Ben şimdi tamamen iyiyim.I am quite all right now.
Ben ders için tam zamanında geldim.I was just in time for class.
Ben tamamen bilmiyorum.I don't quite know.
Doktoruma tam bir inancım var.I have complete faith in my doctor.
Fikirden tamamen vazgeçmedim.I haven't completely given up the idea.
Haklı olduğuna tamamen ikna olmadım.I am not wholly convinced that you are right.
Onun nasıl olduğunu tam olarak bilmiyorum.I don't quite know how it happened.
Masumiyetinden tamamen eminim.I am fully convinced of your innocence.
Erkek kardeşime bisikletimi tamir ettirdim.I had my brother repair my bicycle.
Ev ödevimi bu gece tamamlayacağım.I will catch up on my homework tonight.
Dün bisikleti tamir ettim.I fixed the bike yesterday.
Dün arabayı tamir ettim.I fixed the car yesterday.
Dün bisikletimi tamir ettirdim.I had my bicycle fixed yesterday.
Dün gece bütün ev ödevimi tamamladım.I caught up on all my homework last night.
Saatimi John'a tamir ettireceğim.I am going to have my watch repaired by John.
Saatimi tamir ettirdim.I had my watch fixed.
Bisikletimi tamir ettirdim.I got my bicycle repaired.
Bisikletimi tamir ettirmeliyim.I must have my bicycle repaired.
Birkaç gün içinde arabanı tamir ettirmeliyim.I must have my car fixed in a few days.
Tam olarak doğduğum yeri bilmiyorum.I don't know the exact place I was born.
Bisikletimi erkek kardeşime tamir ettirdim.I had my bicycle fixed by my brother.
Görevimden tamamen memnun değilim.I'm not entirely satisfied with my position.
Arabamı tamir ettirmeliyim.I must have my car repaired.
Tam olarak düşündükten sonra teklifi kabul ettim.I accepted the offer after due consideration.
Ev ödevimin tamamını henüz bitirmedim.I haven't finished all my homework yet.
Seninle tamamen aynı fikirdeyim.I am wholly in agreement with you.
Ben tamamen sizinle aynı fikirde değilim.I don't wholly agree with you.
Ben büyük annemin yüzünü tam olarak hatırlamıyorum.I don't remember my grandmother's face accurately.
Oğluma kapıyı tamir ettirdim.I got my son to repair the door.
Tamamen reddediyorum.I refused absolutely.
Zirveye vardığımda, ben tamamen bitkindim.When I reached the summit, I was thoroughly worn out.
Mağazada saatimi tamir ettirdim.I had my watch repaired at the store.
Onun sözünü tutacağına inancım tam.I am confident he will keep his promise.
Onunla tamamen şans eseri tanıştım.I met him by pure chance.
Ona ayakkabılarımı tamir etmesini rica ettim.I asked him to mend my shoes.
Ona ayakkabılarımı tamir ettireceğim.I will have him mend my shoes.
Ben ona ayakkabılarımı tamir ettirdim.I got him to mend my shoes.
Ona bisikletimi tamir ettirdim.I got him to fix my bicycle.
Ona arabamı tamir ettirdim.I got him to repair my car.
Onun tam ifadesini tekrarladım.I repeated his exact statement.
Zarar görmüş itibarını tamir etmeye çalıştım.I tried to repair his damaged prestige.