Tom arabasını tamir etmesine kimin yardım edeceğini söyledi mi?Did Tom say who was going to help him fix his car?
Bir tuvaleti tamir edebilir misin?Can you fix a toilet?
Su tesisatımızı tamir etmemize yardım edecek adam sen misin?Are you the guy who's going to help us fix our plumbing?
Ofisin tam olarak nerede?Where exactly is your office?
Tom tam olarak nerede yaşıyor?Where exactly does Tom live?
Tam olarak nerede yaşıyorsun?Where exactly do you live?
Tam olarak nereye gittin?Where exactly did you go?
Onu tam olarak nerede buldun?Where exactly did you find that?
Tam olarak nereden geldin?Where exactly did you come from?
Tam olarak ne oldu?What happened exactly?
O tam olarak nedir?What exactly is that?
Tam olarak ne dedin?What exactly did you say?
Tam olarak ne yaptın?What did you do exactly?
Açıklığa kavuşturmak için, tam olarak ne yapmamı istiyorsun?Just to be clear, what exactly do you want me to do?
Bu tamam mı?Is this all right?
Arabamı tamir ettirmenin ne kadara mal olacağını bilmiyordum.I didn't know how much it would cost to get my car repaired.
Bunun ne anlama geldiğini tam olarak bilmiyorum.I don't know exactly what it means.
Tam bilmiyorum.I just don't know.
Ne zaman tamam diyeceğimi bilirim.I know when to say when.
Tamamen anlıyorum.I totally understand.
Tam da eve gitmek üzereydim.I was just about to go home.
Ben tam doğru zamanda doğru yerdeydim.I was just in the right place at the right time.
Ben de tam seni düşünüyordum.I was just thinking about you.
Şimdi tamamen yalnızım.I'm all alone now.
Ben tam sana benziyorum.I'm just like you.
Tamamen uyanığım.I'm wide awake.
Özür diledim, bu yüzden beni rahat bırak, tamam mı?I've apologized, so lay off, OK?
Sanırım bu tam olarak Tom'un yapmanı beklediği şeydir.I think that's exactly what Tom is expecting you do.
Tam buradayız.We're right here.
Projeyi zamanında tamamlamak için ne gerekirse yapacağız.We'll do whatever it takes to complete the project on time.
Bunu tamir edeceğiz.We will fix this.
Tam çıkmak üzereydik.We were just about to leave.
Tom'un Fransızcayı tam öğrenebileceğine inanmıyorum.We don't believe that Tom will be able to master French.
Sen tam bir yalancısın.You're quite the liar.
Sokakta tam penceremin önünde oynayan bir grup çocuk var.There are a bunch of kids playing on the street just outside my window.
İnsanlar sana tamamen doğru olmayan birçok şey söyleyebilir.People tell you a lot of things that aren't quite true.
Aklında tam olarak ne vardı?What exactly did you have in mind?
Aklında tam olarak ne var?What exactly do you have in mind?
Tom tam kapıyı açarken bir silah sesi duydu.Tom heard a gunshot just as he was opening the door.
Tam gece yarısı.It’s just midnight.
Tom tam bir pislik.Tom is full of shit.
Tamamen boka batmışsın.You're full of shit.
O tamamen uyanık.He's wide awake.
O tamamen uyanıktı.He was wide awake.
O, tamamen uyanıktı.She was wide awake.
Haber tamamen kötü olamaz.The news can't all be bad.
Tam yardımımıza ihtiyacı olduğunda Tom'u terk edemeyiz.We can't abandon Tom just when he needs our help.
Bu proje tamamlanana kadar hiç bir şey yapamam.I can't do anything until this project is done.
Bunu tek başına bitiremezsin ve hala zamanında tamamlayamazsın.You can't do this alone and still meet the deadline.
Bunu tamir edemem.I can't fix this.
Tom Mary'nin cuma gecesi gerçekten onunla çıktığına tamamen inanamıyor.Tom can't quite believe that Mary is really going on a date with him this Friday night.
Sorunun ne olduğunu tam olarak söyleyemem.I can't say exactly what the problem is.
Biraz yardım olmadan bunu birinin başarıyla tamamlamış olabileceğini anlayamıyorum.I can't see how anyone could have accomplished this without some help.
Ben sana bunun tamamı hakkında nasıl üzgün olduğumu anlatamam.I can't tell you how sad I am about all this.
Tamamen doğal.It's completely natural.
Ben onun tamamına sahip olduğumu düşündüm.I thought I got it all.
Tom'un tamamen doğru yaptığını düşünüyordum.I thought Tom did all right.
Ben Tom'un tamamen bir aptal olduğunu düşündüm.I thought Tom was a complete idiot.
Lavaboyu tamir edeceğini düşündüm.I thought you were going to fix the sink.
Tam yazmak istediğim gibi bir roman yazdım.I wrote a novel exactly as I wanted to write it.