tam ile cümle
tam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Bir dakika bekle, benim çamaşır tamam, çamaşırı asmaya gideceğim.Wait a minute. The wash is done. I'm going to hang out the laundry to dry.
Küçük siyah bir elbise olmadan bir kadının dolabı tam değildir.A woman's wardrobe isn't complete without a little black dress.
Dediğin şey tamamen saçmalıktır.What you said is absolute nonsense.
Bu köpek kulübesini tamamen tek başıma inşa ettim.I built this dog house all by myself.
Söylediğin tam bir saçma.What you said is complete nonsense.
Ben 3 ay önce sigarayı tamamen bıraktım.I stopped smoking completely 3 months ago.
Üniversite sürecini rahatlıkla tamamladım.I completed the university course comfortably.
Tom'un annesi Tom üniversiteden mezun olmadan tam bir hafta önce öldü.Tom's mother died just one week before Tom graduated from college.
Tom bütün gün çalıştı ve tamamen bitkin düştü.Tom worked all day and was completely worn out.
Tom'un tam Boston'un dışında bir sürü arsaya sahip.Tom owns a lot of land just outside of Boston.
Tom ayakkabı almalı. Onun eski ayakkabıları tamamen yıpranmış.Tom must buy a pair of shoes. His old ones are all worn out.
Tom kendini tam bir aptal yaptı.Tom made a complete fool of himself.
Tom az önce kalktı ve hâlâ tamamen uyanık değil.Tom just got up and still isn't quite awake.
Tom sorunun tamamen farkındadır.Tom is well aware of the problem.
Tom hâlâ tamamen eskisi kadar fakir.Tom is still just as poor as he used to be.
Tom hâlâ tamamen eskisi kadar yakışıklı.Tom is still just as handsome as he used to be.
Tom hâlâ tamamen eskisi kadar arkadaş canlısı.Tom is still just as friendly as he used to be.
Tom şu anki aylığından tamamen memnun.Tom is perfectly satisfied with his current salary.
Tom tam benim aradığım adam.Tom is just the man I've been looking for.
Tom tam bir çocuk.Tom is just a kid.
Tom tamamen problemin farkında.Tom is fully aware of the problem.
Tom iş için tamamen yanlıştır.Tom is completely wrong for the job.
Tom konuşacak kimsesi olmayan tamamen yalnız biri.Tom is all alone with no one to talk to.
Tom tam zamanlı stüdyo müzisyeni olmak için öğretmenlik mesleğini bıraktı.Tom gave up his teaching job to become a full-time studio musician.
Tom bir tamirci olarak bir iş buldu.Tom found a job as a mechanic.
Tom bozuk radyoyu tamir etti.Tom fixed the broken radio.
Tom, tam olarak ne olduğunu hatırlamıyor.Tom doesn't remember exactly what happened.
Tom tam olarak ona yapmasını söylediğim şeyi yaptı.Tom did exactly what I told him to do.
Tom onu tamamen anlayamadı.Tom couldn't quite understand it.
Tom tam akşam yemeğinden önce geldi.Tom came just before dinner.
Tom tam dokuz yarda aldı.Tom bought the whole nine yards.
Tom tam zamanında geldi.Tom arrived in the nick of time.
Tom tam doğru zamanda geldi.Tom arrived at just the right moment.
Tam sahneye gitmeden önce, Tom her zaman sinirlenir.Tom always gets nervous just before he goes on stage.
Tom'un odadan ayrıldığı tek zaman tam öğle yemeği yememizden önceydi.The only time that Tom left the room was just before we ate dinner.
Sanırım Tom tam onun söylediğini demek istiyor.I think Tom means just what he said.
Tom Mary tarafından tamamen aldatıldı.Tom was completely taken in by Mary.
Tom meseleyi tamamen Mary'e bıraktı.Tom left the matter entirely in Mary's hands.
Tom Mary'nin nasıl hissettiğini tam olarak bilir.Tom knows exactly how Mary feels.
Tom Mary'nin davranışından tamamen bıktı.Tom is totally disgusted with Mary's behavior.
Tom'un tam Mary'nin sahip olduğu gibi bir saati var.Tom has a clock just like the one Mary has.
Tom Mary ile tamamen aynı fikirde değil.Tom doesn't quite agree with Mary.
Tom Mary'nin nerede yaşadığını tam olarak bilmiyor.Tom doesn't know exactly where Mary lives.
Tom Mary'nin ne zaman eve varacağını tam olarak bilmiyor.Tom doesn't know exactly when Mary will get home.
Tom Mary'nin treninin istasyondan tam olarak saat kaçta hareket ettiğini bilmiyor.Tom doesn't know exactly what time Mary's train pulled out of the station.
Tom Mary'nin onun saatini tamir edebileceğini düşünmedi.Tom didn't think Mary could fix his watch.
Tom Mary'yi boğazlamak için tamamen hazır değildi.Tom couldn't quite bring himself to strangle Mary.
Tom ve Mary son tren için tam zamanında ordaydılar.Tom and Mary were just in time for the last train.
Tom ve Mary testte öğretmeni şüphelendiren tam olarak aynı cevapları verdiler.Tom and Mary gave exactly the same answers on the test which made the teacher suspicious.
Tom ve Mary herhangi bir zorluk olmadan görevlerini tamamladı.Tom and Mary accomplished their mission without any difficulty.
Tam bu sabah, Tom Mary'den ödünç aldığı parayı ona geri ödedi.Just this morning, Tom repaid Mary the money he owed her.
Tam benim yeni spor arabamın arkasında park edilmiş eski bir külüstür vardı.There was an old clunker parked just behind my new sports car.
Tom'un sorusu Mary'yi tamamen hazırlıksız yakaladı.Tom's question caught Mary completely off-guard.
Tom'un kamerası tam bıraktığı yerdeydi.Tom's camera was just where he'd left it.
Tom tam olarak on iki dakika geç kalmıştı.Tom was exactly twelve minutes late.
Tom Mary'nin ne demek istediğini tam olarak anladı.Tom understood exactly what Mary meant.
Tom tamamen çaresiz hissetti.Tom felt completely helpless.
Tom'un tam olarak kaçar yolu olmayan bir mazareti yok.Tom doesn't exactly have an airtight alibi.
Tom tam gece yarısından önce yatağa doğru gitti.Tom crawled into bed just before midnight.
Bozuk değilse tamir etme.If it ain't broke, don't fix it.