Ana içeriğe geç
Sözlük

tam ile cümle

tam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom sorunun tamamen farkındadır.Tom is well aware of the problem.
Tom hâlâ tamamen eskisi kadar fakir.Tom is still just as poor as he used to be.
Tom hâlâ tamamen eskisi kadar yakışıklı.Tom is still just as handsome as he used to be.
Tom hâlâ tamamen eskisi kadar arkadaş canlısı.Tom is still just as friendly as he used to be.
Tom şu anki aylığından tamamen memnun.Tom is perfectly satisfied with his current salary.
Tom tam benim aradığım adam.Tom is just the man I've been looking for.
Tom tam bir çocuk.Tom is just a kid.
Tom tamamen problemin farkında.Tom is fully aware of the problem.
Tom iş için tamamen yanlıştır.Tom is completely wrong for the job.
Tom konuşacak kimsesi olmayan tamamen yalnız biri.Tom is all alone with no one to talk to.
Tom tam zamanlı stüdyo müzisyeni olmak için öğretmenlik mesleğini bıraktı.Tom gave up his teaching job to become a full-time studio musician.
Tom bir tamirci olarak bir iş buldu.Tom found a job as a mechanic.
Tom bozuk radyoyu tamir etti.Tom fixed the broken radio.
Tom, tam olarak ne olduğunu hatırlamıyor.Tom doesn't remember exactly what happened.
Tom tam olarak ona yapmasını söylediğim şeyi yaptı.Tom did exactly what I told him to do.
Tom onu tamamen anlayamadı.Tom couldn't quite understand it.
Tom tam akşam yemeğinden önce geldi.Tom came just before dinner.
Tom tam dokuz yarda aldı.Tom bought the whole nine yards.
Tom tam zamanında geldi.Tom arrived in the nick of time.
Tom tam doğru zamanda geldi.Tom arrived at just the right moment.
Tam sahneye gitmeden önce, Tom her zaman sinirlenir.Tom always gets nervous just before he goes on stage.
Tom'un odadan ayrıldığı tek zaman tam öğle yemeği yememizden önceydi.The only time that Tom left the room was just before we ate dinner.
Sanırım Tom tam onun söylediğini demek istiyor.I think Tom means just what he said.
Tom Mary tarafından tamamen aldatıldı​​.Tom was completely taken in by Mary.
Tom meseleyi tamamen Mary'e bıraktı.Tom left the matter entirely in Mary's hands.
Tom Mary'nin nasıl hissettiğini tam olarak bilir.Tom knows exactly how Mary feels.
Tom Mary'nin davranışından tamamen bıktı.Tom is totally disgusted with Mary's behavior.
Tom'un tam Mary'nin sahip olduğu gibi bir saati var.Tom has a clock just like the one Mary has.
Tom Mary ile tamamen aynı fikirde değil.Tom doesn't quite agree with Mary.
Tom Mary'nin nerede yaşadığını tam olarak bilmiyor.Tom doesn't know exactly where Mary lives.
Tom Mary'nin ne zaman eve varacağını tam olarak bilmiyor.Tom doesn't know exactly when Mary will get home.
Tom Mary'nin treninin istasyondan tam olarak saat kaçta hareket ettiğini bilmiyor.Tom doesn't know exactly what time Mary's train pulled out of the station.
Tom Mary'nin onun saatini tamir edebileceğini düşünmedi.Tom didn't think Mary could fix his watch.
Tom Mary'yi boğazlamak için tamamen hazır değildi.Tom couldn't quite bring himself to strangle Mary.
Tom ve Mary son tren için tam zamanında ordaydılar.Tom and Mary were just in time for the last train.
Tom ve Mary testte öğretmeni şüphelendiren tam olarak aynı cevapları verdiler.Tom and Mary gave exactly the same answers on the test which made the teacher suspicious.
Tom ve Mary herhangi bir zorluk olmadan görevlerini tamamladı.Tom and Mary accomplished their mission without any difficulty.
Tam bu sabah, Tom Mary'den ödünç aldığı parayı ona geri ödedi.Just this morning, Tom repaid Mary the money he owed her.
Tam benim yeni spor arabamın arkasında park edilmiş eski bir külüstür vardı.There was an old clunker parked just behind my new sports car.
Tom'un sorusu Mary'yi tamamen hazırlıksız yakaladı.Tom's question caught Mary completely off-guard.
Tom'un kamerası tam bıraktığı yerdeydi.Tom's camera was just where he'd left it.
Tom tam olarak on iki dakika geç kalmıştı.Tom was exactly twelve minutes late.
Tom Mary'nin ne demek istediğini tam olarak anladı.Tom understood exactly what Mary meant.
Tom tamamen çaresiz hissetti.Tom felt completely helpless.
Tom'un tam olarak kaçar yolu olmayan bir mazareti yok.Tom doesn't exactly have an airtight alibi.
Tom tam gece yarısından önce yatağa doğru gitti.Tom crawled into bed just before midnight.
Bozuk değilse tamir etme.If it ain't broke, don't fix it.
Tam olarak ne yapmamı istiyorsun?Just exactly what do you want me to do?
Tam olarak ne yapmamı bekliyorsun?Just exactly what do you expect me to do?
Bu tamamıyla farklı bir konu.That's a horse of a different color.
Ayakkabımı tamir edebilir misin?Can you repair my shoes?
Ben senin yeteneklerine tamamen güveniyorum.I completely trust your abilities.
Eski Antlaşma'nın tamamını bir yılda okudu.He read the entire Old Testament in one year.
O tamamen siyahtı ve bu nedenle Tango the Black Cat deniliyordu.He was completely black and was therefore called Tango the Black Cat.
Tom tamamen yiyeceklere saplantılı. Mary'nin onu terkettiğine şaşmamalı.Tom is utterly obsessed with food. No wonder Mary dumped him!
O tam olarak babasına benziyor.He is exactly like his father.
Tom Mary'ye kırık sandelyeyi tamir etmesini ne zaman söyledi?When did Tom tell Mary to fix the broken chair?
Tom'un evi caddenin tam aşağısında.Tom's house is just down the street.
Tom'un evi buradan caddenin tam aşağısında.Tom's house is just down the street from here.
Tom'un arabası tamponunda büyük bir göçük olduğu için kolaylıkla tanınabilir.Tom's car is easily recognizable since there is a big dent in the front bumper.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
tam ile cümle - Sayfa 18 - tam kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App