Sağanak yağmur nedeniyle tamamen ıslandım. Arabanla gelip beni alır mısın?I'm completely wet because of the heavy rain. Will you come and pick me up with your car?
Onun söylediği tamamen anlamsızdı.What she said was completely meaningless.
Her gün 300 mekik mi? Bu tamamen imkansız!300 sit-ups every day? That's completely impossible!
Bence bu reçeteyi tekrar doldurmamın tam zamanı.I think it's time for me to refill this prescription.
Dün o kırık radyoyu tamir etmeye çalışarak iki saat harcadım.I spent two hours yesterday trying to fix that broken radio.
Lütfen onu tamir et.Please fix that.
Ben tamamen size katılıyorum.I agree with you completely.
Ben tamamen sizinle aynı fikirdeyim.I agree with you completely.
Tonlama çok önemlidir. Anlamı tamamen değiştirebilir.Intonation is very important. It can completely change the meaning.
Odanı tam olarak temizledin mi? Burada hala toz var.Did you clean your room properly? There's still dust over here.
Yarın için hazırlıklarını tamamladın mı?Have you completed your preparations for tomorrow?
Yağmura yakalandım ve tamamen ıslandım.I got caught in the rain and got all wet.
Ben tamamen iyileştim.I've completely recovered.
Modernizasyon planı, ülkenin karakterini tamamen değiştirdi.The modernisation plan has completely changed the character of the country.
Sadece tam olarak ne söylemeye çalışıyorsun?Just what exactly are you trying to say?
Obuamı tamir ettirmem gerekiyor.I need to get my oboe repaired.
Muhtemelen tamam.It's probably OK.
Hastalığımı tamamen atlattım.I've completely recovered from my illness.
Nedense, tamamen uyanığım ve uykuya dalamıyorum.For some reason, I'm wide awake and can't fall asleep.
O tamamen ona abayı yakmış.He is completely besotted with her.
Hijenik ped mi yoksa tampon mu kullanmayı tercih edersiniz?Do you prefer using sanitary napkins or tampons?
Geç gelme, tamam mı?Don't come late, okay?
Onlar tamamen zıt görüşteler.They are entirely contrasting opinions.
O bana bir kravat verdi, zevkimle tamamen eşleşiyordu.She gave me a necktie, which entirely matched my taste.
Tam olarak kimsin?Who are you all?
Onlara arabamı tamir etmelerini rica ettim.I asked them to fix my car.
Ne kadar süreceğini sana tam olarak söyleyemem.I can't tell you exactly how long it will take.
Yememiz için bir şey yapmağı tamamen unuttum.I completely forgot to make something for us to eat.
Yemek için tamam olmadığını söylemedim.I didn't say it wasn't OK to eat.
Tam bir vücut araştırması için seçileceğimi bir an bile asla hayal etmedim.I never for a moment imagined that I'd be singled out for a full body search.
Keşke bu tamamen bitse.I wish this was all over.
Tamamen ve tam anlamıyla sana âşığım.I'm totally and completely in love with you.
Tam evden ayrılırken yağmur yağmaya başladı.It started raining just as I was leaving home.
Tam burada kalmak daha güvenlidir.It's safer to stay right here.
Annem ebeveynliğe tamamen hazır olmak için yapabileceğimiz bir şey olmadığını söyledi.My mother said there was nothing I could do to completely prepare for parenthood.
Sporcuların yedikleri yiyecek tam olarak ne tür egzersizleri yaptıkları kadar önemlidir.The food athletes eat is just as important as what kind of exercises they do.
Bu saat tamir edilmeli.This watch needs to be repaired.
Bu saatin tamir edilmesi gerekiyor. O günde 20 dakika ileri gidiyor.This watch needs to be repaired. It gains 20 minutes a day.
Sanırım yarın tamamen kel olacağım.I guess that tomorrow I'll be completely bald.
Mektubu açmak zorunda değildim. Ne söylediğini tamamen biliyordum.I didn't have to open the letter. I knew exactly what it said.
Çok fazla içme, tamam mı?Don't drink too much, okay?
Senin hipotezin tamamen gerçek dışıdır.Your hypothesis is completely unrealistic.
Bu araba tamamen dolu.This car is fully loaded.
Bu araba tamamen yüklü.This car is fully loaded.
Okula tam zamanında geldi.He arrived at school exactly on time.
Söylediğini tam olarak anlamıyorum.I don't quite understand what you are saying.
Tam olarak değil.Not really.
Bir dakika bekle, benim çamaşır tamam, çamaşırı asmaya gideceğim.Wait a minute. The wash is done. I'm going to hang out the laundry to dry.
Küçük siyah bir elbise olmadan bir kadının dolabı tam değildir.A woman's wardrobe isn't complete without a little black dress.
Dediğin şey tamamen saçmalıktır.What you said is absolute nonsense.
Bu köpek kulübesini tamamen tek başıma inşa ettim.I built this dog house all by myself.
Söylediğin tam bir saçma.What you said is complete nonsense.
Ben 3 ay önce sigarayı tamamen bıraktım.I stopped smoking completely 3 months ago.
Üniversite sürecini rahatlıkla tamamladım.I completed the university course comfortably.
Tom'un annesi Tom üniversiteden mezun olmadan tam bir hafta önce öldü.Tom's mother died just one week before Tom graduated from college.
Tom bütün gün çalıştı ve tamamen bitkin düştü.Tom worked all day and was completely worn out.
Tom'un tam Boston'un dışında bir sürü arsaya sahip.Tom owns a lot of land just outside of Boston.
Tom ayakkabı almalı. Onun eski ayakkabıları tamamen yıpranmış.Tom must buy a pair of shoes. His old ones are all worn out.
Tom kendini tam bir aptal yaptı.Tom made a complete fool of himself.
Tom az önce kalktı ve hâlâ tamamen uyanık değil.Tom just got up and still isn't quite awake.