Sanatçılık onun için tam anlamıyla bir idealdi.אומנות הקסם הייתה הדבר היחיד החשוב לו באמת.
Bununla birlikte, sevkiyat tam anlamıyla bir fiyasko oldu.עם זאת, הספירה הייתה שגרתית לחלוטין.
1920'de kurulmuş, 1921'de ise tam anlamıyla yarı askerî bir nitelik kazanmıştı.הוא בעצמו הודה בתחילת 1969 שאיבד כחצי מיליון חיילים.
Bu tür kümeler genelde HPC’de paralelliği tam anlamıyla sağlayan müşteri programlarını çalıştırırlar.אשכולות כאלה מריצים בדרך כלל תוכנות שנכתבו במיוחד לסביבה מקבילית הקיימת ב- HPC.
Uygarlık, tam anlamıyla sönmüştür.הוא שולל את התרבות הקיימת מעיקרה.
Ancak görevini tam anlamıyla yerine getirmez.P אינו מצליח לבצע את המשימה כהלכה.
Ancak Voldemort kendisine tam anlamıyla güvenmemektedir.קרונאוור עצמו לא בטוח אם ברצונו לחזור.
Barış çok uzun sürmedi ve 58 yılında savaş tam anlamıyla başladı.Мирът не продължава дълго и през 58 г. отново избухва война.
Ancak görevini tam anlamıyla yerine getirmez.Без това тя не би могла пълноценно да изпълнява своите функции.
Uygarlık, tam anlamıyla sönmüştür.Хр. тази цивилизация се намира в упадък.
Sevinç içinde bulunduğu durumdan tam anlamıyla hoşnut olma duygusudur.На мен лично ми харесва да получавам радостите, докато съм жив.
Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir.Панорамата, която се разкрива е поразителна.
Tam anlamıyla bir ileri bir geri koşturuyordum.Smatram kako smo opet učinili jedan korak naprijed.
Sanatçılık onun için tam anlamıyla bir idealdi.Čistoća je bio njegova značajna vrlina.
Bu hanedanlığın tarihselliği, çağdaş tarih bilimince, henüz tam anlamıyla tanımlanamamıştır.O podrijetlu tog imena povijesna znanost još nije rekla svoju konačnu riječ.
İşte şarkı benim için tam anlamıyla bu.Pjesma zapravo govori upravo o tome.
Okçular ve mızrakçılar da tam anlamıyla tarihe karışmıştır.Pojedinačne iglice i čuperci spiralno su poredani.
Şarkının anlamıyla ilgili olarak şunları söyledi: Bunun tam anlamıyla önemsenmesi gerektiğini düşünmüyorum.Potom je objasnila značenje pjesme: "Mislim da se pjesma ne treba shvatiti doslovno.
Aslında, bu tip yönetim hiçbir zaman tam anlamıyla uygulanamadı.Táto forma vlády nebola v úplnosti nikdy uvedená do praxe.
Bu nedenledir ki, bu işlem tam anlamıyla temiz değildir.Práve preto je tento spôsob veľmi neefektívny.
Bu orman son derece geniş olup tam anlamıyla doğal kendiliğinden oluşan bir ormandır.Sú to lesy s veľmi vysokou stabilitou a prebieha tu prirodzený autoregulačný proces.
Buradaki temel sorun, son dört faktörün tam anlamıyla bilinmiyor oluşudur.Štvrté pole zaplňujú tri neznáme postavy.
Kentleşmenin getirdiği yeni teknoloji henüz tam anlamıyla köy yaşantısına aksetmemiştir.Prírodná pamiatka nebola dosiaľ príliš dotknutá ľudskou činnosťou.
Bu, Modernizmi tam anlamıyla içeren bir kitaptı.Je neústupným modernistom.
Bu nedenle tam anlamıyla film yapacak büyük miktarda para bulmak mümkün değildi.Ne moreš namreč dokazati, kako uspešen bi film lahko bil.
Böylece YouTube'a erişim tam anlamıyla engellenmiş oldu.To kaže, da YouTube še vedno prevladuje.
Savaş tam anlamıyla 1209 yılında başladı.Vojna se je začela leta 1189.
Çalışma takvimi tam anlamıyla felaket, bazı sahneler sıkıcı.Upodobitve prostora so blizu resničnosti, prizori so razkošni in zasanjani.
İsmine rağmen nadiren tam anlamıyla çölde yaşar.Kljub svojemu imenu bolj redko zaide na močvirja.
Fakat Malatesta tam anlamıyla bir haindi.K nepotizmu pa je bil Kalist res močno nagnjen.
Hasbara (הסברה), tam anlamıyla "açıklama" anlamına gelen İbranice kelime.Iz sanskrtske besede, ki dobesedno pomeni »levi« .
Bu orman son derece geniş olup tam anlamıyla doğal kendiliğinden oluşan bir ormandır.Gozd se tukaj pomlajuje skoraj povsem naravno.
Tam zamanlı modelliğe 2005'te başlamış, 2006'dan sonra ise tam anlamıyla bir eşyıldız olmuştur.V današnjem času bi bil Simon zelo nazadnjaški telefon, leta 1993 pa je veljal za zelo naprednega.
Ancak bu hipotezlerin hiçbiri, bu resim setinin asıl temasını tam anlamıyla ortaya koymamaktadır.Kita vertus, paveikslas galbūt visai neturi jokios konkrečios temos.
Kaçış ağı tam anlamıyla yeraltı ya da demiryolu değildi.Metro – ne priemiestinis traukinys ir ne požeminis tramvajus.
Tam anlamıyla hacker değillerdir.Tačiau jie nėra leopardai.
Yapılan tam anlamıyla bir terapidir ve başarıya da ulaşır.Jos gali būti išpildytos tik tam tikru mastu, nuo kurio ir priklauso terapijos efektyvumas ir sėkmė.
İsmine rağmen nadiren tam anlamıyla çölde yaşar.Yra šalies šiaurės vakaruose, retai gyvenamos dykumose.
Bu nedenledir ki, bu işlem tam anlamıyla temiz değildir.Dėl to ta esybė nėra visagalė.
Savaş tam anlamıyla 1209 yılında başladı.Sõjategevus algas 1208. aastal.
Sevinç içinde bulunduğu durumdan tam anlamıyla hoşnut olma duygusudur.Nagu mind näed, oled kohe rõõmus.
Saray yetkilisi bebeği "Ufak ama tam anlamıyla sağlıklı bir arşidüşes" diye tarif etti.Õukondlased nimetasid Mariat väikeseks, kuid terveks printsessiks.
Tam anlamıyla bir ileri bir geri koşturuyordum.Poisid sammusid jõudsalt mööda teed edasi.
İsmine rağmen nadiren tam anlamıyla çölde yaşar.Füüsilist lähedust esineb kõrbesebrade juures väga harva.
Ancak, tam anlamıyla başarılı olamadı.Selles ei olnud ta piisavalt edukas.
8 ay sonra, bunu hatırlıyor olabilirsiniz. tam anlamiyla bir kaos ortaya çıktı.8달 후, 기억하실지 모르겠지만 이것은 정말, 완전 혼돈 그 자체였습니다.
8 ay sonra, bunu hatırlıyor olabilirsiniz. tam anlamiyla bir kaos ortaya çıktı.8 luni mai tarziu -- poate vă amintiți, era haos total.
8 ay sonra, bunu hatırlıyor olabilirsiniz. tam anlamiyla bir kaos ortaya çıktı.8 Monater später -- wissen Sie noch? -- herrschte absolutes Chaos.
8 ay sonra, bunu hatırlıyor olabilirsiniz. tam anlamiyla bir kaos ortaya çıktı.8 месяцев спустя, вы можете это помнить, был полнейший хаос.
8 ay sonra, bunu hatırlıyor olabilirsiniz. tam anlamiyla bir kaos ortaya çıktı.Huit mois plus tard -- vous vous rappelez peut-être de ceci, c'était un chaos total.
8 ay sonra, bunu hatırlıyor olabilirsiniz. tam anlamiyla bir kaos ortaya çıktı.Osiem miesięcy później, może pamiętacie to. To był... Istny chaos.
8 ay sonra, bunu hatırlıyor olabilirsiniz. tam anlamiyla bir kaos ortaya çıktı.Otto mesi dopo-- forse ve lo ricorderete, fu il caos più totale.
8 ay sonra, bunu hatırlıyor olabilirsiniz. tam anlamiyla bir kaos ortaya çıktı.Y ocho meses después -- quizás recuerden esto, fue un caos total, total, total.
8 ay sonra, bunu hatırlıyor olabilirsiniz. tam anlamiyla bir kaos ortaya çıktı.Осем месеца по-късно -- може би помните, това беше пълен, пълен, пълен хаос.
8 ay sonra, bunu hatırlıyor olabilirsiniz. tam anlamiyla bir kaos ortaya çıktı.אחרי שמונה חודשים -- אולי אתם זוכרים את זה, זה היה - בלגן מושלם, מושלם.
8 ay sonra, bunu hatırlıyor olabilirsiniz. tam anlamiyla bir kaos ortaya çıktı.و بعد ثمانية أشهر -- ربما تتذكرون كانت فوضى!
8 ay sonra, bunu hatırlıyor olabilirsiniz. tam anlamiyla bir kaos ortaya çıktı.まったくのカオスでした しばらくは月200万個 ファービーを製造し
Açlıktan ölmeyeceğiz, ama babam işleri tam anlamıyla batırmış.A né že bychom museli hladovět, ale můj otec byl zničený.
Açlıktan ölmeyeceğiz, ama babam işleri tam anlamıyla batırmış.A nieže by sme mali hladovať, ale môj otec bol zničený.
Açlıktan ölmeyeceğiz, ama babam işleri tam anlamıyla batırmış.E non stavamo morendo di fame, ma mio padre aveva incasinato tutto.