Ana içeriğe geç
Sözlük

tam anlamıyla ile cümle

tam anlamıyla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
13
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Fakat İran tam anlamıylada İslamlaşmadı.Irak nie pozostawał dłużny Iranowi.
Bu yolculuk aslında tam anlamıyla geçmişe yolculuk olmamasına rağmen, en sondaki sonuç aynıdır.Choć tym razem deklaracja ta nie miała uroczystej formy ekskluzywy, faktycznie odniosła taki sam skutek.
Tam anlamıyla kuşatılmış durumdadırlar.Są gęsto ulistnione (skrętolegle).
Bununla birlikte, sevkiyat tam anlamıyla bir fiyasko oldu.Bardzo szybko jednak ofensywa zamieniła się w całkowitą klęskę.
Buna karşılık baş gösteren ciddi konut sıkıntısı tam anlamıyla giderilemedi.Życie na ziemi pełne niepokoju wydaje się dla niej nie mieć żadnego sensu.
Barış çok uzun sürmedi ve 58 yılında savaş tam anlamıyla başladı.Freden varade dock inte, och fullskaligt krig bröt ut år 58.
Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir.Den syn som möter honom är fruktansvärd.
Bu nedenle tam anlamıyla film yapacak büyük miktarda para bulmak mümkün değildi.Det var mycket svårt att få fram pengar för att göra film.
O tarihlerde adada oynanan futbol tam anlamıyla amatörce idi.Fotbollsturneringen vid OS var som sagt bara öppen för amatörer.
1965 yılında O’Neill tam anlamıyla bir profesör olarak çalışmalarına devam etmiştir.Som femtonåring började O'Neill som fotomodell.
Uyku tam anlamıyla şuursuzluk olarak nitelendirilemez.Är alltså medvetande utan självmedvetande över huvud taget möjligt?
Fakat Malatesta tam anlamıyla bir haindi.Men är Viveka verkligen en mördare?
Ancak Voldemort kendisine tam anlamıyla güvenmemektedir.Martinsson har allt svårare att lita på honom.
Kendi başına tam anlamıyla bir bariyer adası değildir.Ön är inte direkt någon turistö.
Bununla birlikte, sevkiyat tam anlamıyla bir fiyasko oldu.I övrigt blev uppsättningen ett fiasko.
Peru mutfağı tam anlamıyla çok yönlü olarak kabul edilir.Terrängen runt Phou Kèoxam är huvudsakligen kuperad.
Böylece YouTube'a erişim tam anlamıyla engellenmiş oldu.Згодом YouTube заблокував його.
İşte şarkı benim için tam anlamıyla bu.Це справжній сенс моєї пісні.
Tam anlamıyla bir ileri bir geri koşturuyordum.Він пішов по зовсім новому шляху.
Ancak görevini tam anlamıyla yerine getirmez.Втім, він навряд чи збирався серйозно дотримуватися своєї обіцянки.
Bu tarihten sonra da birkaç filmde oynamış ama tam anlamıyla sinemaya dönmemiştir.Потім він повернувся, але виступав вже не лише в мюзиклах, але й у серйозних фільмах.
Kelimenin tam anlamıyla sinemaya mutfağından başladı.У буквальному значенні слово вийшло з ужитку.
Bu tam anlamıyla Rihanna gibi.'Ось я йду як Равана.
Polikistik over sendromu meydana getiren neden tam anlamıyla tespit edilmiş değildir.Причина що викликає синдром BIID незрозуміла.
Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir.Але ситуація, з якою вони зіштовхнулися, була просто жахлива.
Haldun Dormen'e göre "Tam anlamıyla bir fiyasko" olmuştu ve birkaç defa sahnelendikten sonra kaldırılmıştı.[1]За словами постановника, Халдуна Дормена, "Це було буквально фіаско" і її майже відразу зняли з показу. [один]
Bu sakatlıktan sonra henüz tam anlamıyla eski formuna dönemedi.Po tomto zranění se však již nedokázal dostat do dřívější formy.
Dulkadirliler, tam anlamıyla padişahı koruyup tahtı güvene aldılar.Všichni se pak shodují, že šperky, jak imitace tak ty pravé, ukradl hrabě.
Evrim için ilk organizma sorunu henüz tam anlamıyla çözülememiştir.Počáteční fázi expanze se dosud nepodařilo uspokojivě popsat.
Bu tüfek tam anlamıyla bir efsane olmuştur ve bunu kesinlikle hak etmiştir.Raketa byla až moc pyšná a myslela jen na sebe.
Ne var ki, 1190'lı yılların hayaletleri hâlâ tam anlamıyla istirahate çekilmemişlerdi.Ani na počátku devadesátých let 19. století prostory stanice nevyhovovaly.
Fakat bu sınıflandırmanın kapsamı tam anlamıyla yeterli değildir.Tuto část výcviku rozhodně není dobré uspěchat.
Leandro Fernandez de Moratín, kelimenin tam anlamıyla bir tiyatro adamıydı.Jeho syn Leandro Fernandez de Moratín byl také velmi významným dramatikem.
Bu yüzden bu tarama türüne tam anlamıyla bir port taraması demek mümkün değildir.Zasílání stránek s tímto MIME typem tedy rozhodně nevytváříme přístupné stránky.
Bu tam anlamıyla ayrımcı olmama durumu evlilik ve evlat edinme haklarını da kapsamaktadır.Jeho novým cílem se stalo zrovnoprávnění v podobě manželství a adopcí.
Bu nedenle tam anlamıyla film yapacak büyük miktarda para bulmak mümkün değildi.Pro tvůrce nebylo snadné sehnat dostatek financí pro natáčení.
Uygarlık, tam anlamıyla sönmüştür.Lidstvo se téměř samo zničilo.
Buna göre tam anlamıyla hareket ve sabit duruş söz konusu değildir.Podívej se, nic se nedá dělat, než čekat, zcela klidně.
Günümüz bilgisayarlarında tam anlamıyla kullanıldığı söylenilemez.V moderních počítačích se nepoužívá.
Bu orman son derece geniş olup tam anlamıyla doğal kendiliğinden oluşan bir ormandır.Jsou to lesy s velmi vysokou stabilitou a probíhá zde přirozený autoregulační proces.
Ancak bu hipotezlerin hiçbiri, bu resim setinin asıl temasını tam anlamıyla ortaya koymamaktadır.Nicméně to všechno nemůže nikterak zmenšit význam jeho nejlepších portrétů.
X-1 tam anlamıyla bir uçak değildir.R1 nu este un inel complet.
Ancak görevini tam anlamıyla yerine getirmez.Din păcate, nu izbutit să o realizeze complet.
Bu düşüşten uzun bir zaman sonra, kulüp hiçbir zaman tam anlamıyla düzlüğe çıkamadı.De ani buni clubul ăsta nu merge în nici o direcție.
Şarkı aylarında tam anlamıyla bir yaz hiti oldu.Canada a suferit un frig extrem în timpul verii.
Uyku tam anlamıyla şuursuzluk olarak nitelendirilemez.Az alvás nem tévesztendő össze az eszméletlen állapottal.
Dolayısıyla, Esperantido kelimenin tam anlamıyla "Esperanto soyundan gelenler" anlamına gelir.Az Esperantujo szó nyelvtanilag az Esperanto (eszperantó) szó -uj utóképzős változata.
Bu yaşam tam anlamıyla özgür değildi.A színházi élet nem volt azonban teljesen szabad.
Bu tam anlamıyla ayrımcı olmama durumu evlilik ve evlat edinme haklarını da kapsamaktadır.Ennek leggyakoribb formája a házassági jogok, illetve a gyermekvállalás korlátozása.
Ama Blobel ailesi savaştan tam anlamıyla kaçamamıştır.A Borbás testvérek nem élték túl a háborút.
Bunlardan bazıları tam bir bilimsel eser niteliği taşıyordu ve hepsi tam anlamıyla mükemmeldiler.És ez csak egy szám azok közül, melyek erős vizualitást igényelnek, ráadásul teljesen rám bízott mindent.
Aslında, bu tip yönetim hiçbir zaman tam anlamıyla uygulanamadı.Nem is csoda, hogy ezeknek az intézkedéseknek valójában sohasem sikerült érvényt szereznie.
Tam anlamıyla bir ileri bir geri koşturuyordum.Eközben egészen Avariszig nyomult előre.
Bu ilişkisi sırasında kendini tam anlamıyla keşfeder.A folyamat során önmagát lényegíti át.
Gauss, bu ölümlerden dolayı girdiği depresyondan asla tam anlamıyla kurtulamadı.Gauss depresszióba zuhant, amelyből sosem épült fel teljesen.
Espri anlayışı tam anlamıyla berbattır ve ördeklere karşı bir fobisi vardır.Vitsi on mauton, jos se loukkaa kohderyhmäänsä.
Bununla birlikte, sevkiyat tam anlamıyla bir fiyasko oldu.Mutta Lapatossu ehti juuri parahiksi hätiin.
Buna karşılık baş gösteren ciddi konut sıkıntısı tam anlamıyla giderilemedi.Näytti siltä, että kovilla otteilla suoritettu kurinpalautus ei itsestään selvästi onnistuisi.
Böylece YouTube'a erişim tam anlamıyla engellenmiş oldu.Sittemmin YouTube on lopettanut sen käytön.
Evrim için ilk organizma sorunu henüz tam anlamıyla çözülememiştir.Lajin asema ihmisen evoluutiossa ei ole vielä täysin selvinnyt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod