Okyanusun bu parçası tam anlamıyla bir kıyamet yerine benziyor.Las partes del océano ahí parecen simplemente absolutamente apocalípticas
Okyanusun bu parçası tam anlamıyla bir kıyamet yerine benziyor.Některé tamější části oceánu vypadají naprosto apokalypticky.
Okyanusun bu parçası tam anlamıyla bir kıyamet yerine benziyor.Niektoré časti oceánu vyzerajú úplne apokalypticky.
Okyanusun bu parçası tam anlamıyla bir kıyamet yerine benziyor.Paikoitellen meri näyttää suorastaan apokalyptiselta.
Okyanusun bu parçası tam anlamıyla bir kıyamet yerine benziyor.Stukken oceaan daar zien er gewoon apocalyptisch uit.
Okyanusun bu parçası tam anlamıyla bir kıyamet yerine benziyor.Teile des Ozeans sehen dort einfach weltuntergangsmaessig aus.
Okyanusun bu parçası tam anlamıyla bir kıyamet yerine benziyor.W niektórych miejscach ocean wygląda jak po apokalipsie.
Okyanusun bu parçası tam anlamıyla bir kıyamet yerine benziyor.Местами океан выглядит абсолютно апокалиптически.
Okyanusun bu parçası tam anlamıyla bir kıyamet yerine benziyor.Част от океана там прилича на апокалипсис.
Okyanusun bu parçası tam anlamıyla bir kıyamet yerine benziyor.יש שם חלקים מהאוקינוס שנראים כמו באחרית הימים.
Okyanusun bu parçası tam anlamıyla bir kıyamet yerine benziyor.بعض المناطق في المحيط تبدو مخيفة بشكل رهيب
Okyanusun bu parçası tam anlamıyla bir kıyamet yerine benziyor.嗰度有啲海面 望落同世界末日一模一樣
Okyanusun bu parçası tam anlamıyla bir kıyamet yerine benziyor.岸沿いを進んでいると そこら中に原油が見られ
Onca yapı görmemesine rağmen tam anlamıyla fonksiyon görmektedirler.그들로 인해 우리 몸 전체가 기능하게 됩니다.
Onca yapı görmemesine rağmen tam anlamıyla fonksiyon görmektedirler.יישויות ענקיות שהם לעולם לא יראו-- לתפקד כיאות.
Onca yapı görmemesine rağmen tam anlamıyla fonksiyon görmektedirler.وحدات ضخمة لا يمكن رؤيتها-- تعمل بطريقة سليمة.
Onca yapı görmemesine rağmen tam anlamıyla fonksiyon görmektedirler.ありがとうございました 楽しんでください
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Hun politieke systeem is transparant en het volgt democratie in zijn ware vorm."
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Ihr politisches System ist transparent und folgt den wahren demokratischen Idealen."
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Il loro sistema politico è trasparente e segue la democrazia nel vero senso della parola".
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Jejich politický systém je transparetní a navazuje na demokracii v pravém slova smyslu."
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk.민주주의를 따르고 있다 "라고 대답했죠.
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Leur système politique est transparent et s'inspire de la démocratie au vrai sens du terme. "
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."O sistema político deles é transparente e segue verdadeiramente o conceito de democracia".
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Sistemul lor politic e transparent şi urmăreşte democraţia în sensul ei real."
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Su sistema político es transparente y sigue a la democracia en su verdadero sentido".
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Zachodni system polityczny jest przejrzysty i naprawdę podąża drogą demokracji".
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Їхня політична система прозора і служить демократії у її первинному розумінні".
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."Тяхната политическа система е прозрачна, и те следват демокрацията в истинския и смисъл. "
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk."У них прозрачная политическая система, которая следует настоящим по духу демократическим принципам".
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk.ונוהגת באופן דמוקרטי במובן האמיתי שלה
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk.ويتبع الديمقراطية في معناها الصحيح"
"Onların siyasi sistemleri açık ve demokrasiyi tam anlamıyla yürütüyorlar." olduğunu duyduk.あるいは "自由と正義 他人に寛容なこと"
Onu bile tam anlamıyla yapmıyor.E anche in questo caso non fa un'analisi completa.
Onu bile tam anlamıyla yapmıyor.E incluso eso no lo hace del todo.
Onu bile tam anlamıyla yapmıyor.E, mesmo assim, não é completa.
Onu bile tam anlamıyla yapmıyor.En zelfs dat is niet volledig.
Onu bile tam anlamıyla yapmıyor.És még az sem komplett.
Onu bile tam anlamıyla yapmıyor.Et même là, ce n'est pas complet.
Onu bile tam anlamıyla yapmıyor.I nawet wtedy, to nie wszystko.
Onu bile tam anlamıyla yapmıyor.그리고 그것마저도 완전하진 않습니다.
Onu bile tam anlamıyla yapmıyor.Şi chiar şi atunci, nu este complet.
Onu bile tam anlamıyla yapmıyor.Und selbst dann nicht vollständig.
Onu bile tam anlamıyla yapmıyor.И дори тогава не е пълно.
Onu bile tam anlamıyla yapmıyor.Но даже в этом случае, не полностью.
Onu bile tam anlamıyla yapmıyor.וגם אז, זה לא מושלם.
Onu bile tam anlamıyla yapmıyor.و حتى في تلك الحالة، لن يكون كاملا.
Onu bile tam anlamıyla yapmıyor.運動するとこの装置が検知します
Orası tam anlamıyla zenginlerin okulu.Det är bokstavligen en skola för de rika...
Orası tam anlamıyla zenginlerin okulu.Es ist einfach eine Schule für Reiche.
Orası tam anlamıyla zenginlerin okulu.Het is letterlijk een school voor de rijken.
Orası tam anlamıyla zenginlerin okulu.Je to doslova škola pro zbohatlíky.
Orası tam anlamıyla zenginlerin okulu.Je to vyslovene škola pre bohatých!
Orası tam anlamıyla zenginlerin okulu.Powiedzmy sobie szczerze, to jest szkoła dla bogaczy...
Orası tam anlamıyla zenginlerin okulu.Se on kirjaimellisesti vain koulu rikkaille.
Orası tam anlamıyla zenginlerin okulu.А е литературно шш....
O yüzden tam anlamıyla 600 kaptan ve 600 gemi vardı.즉, 말 그대로 600척의 배에 600명의 선장들만 남은 것이었지요.
O yüzden tam anlamıyla 600 kaptan ve 600 gemi vardı.Ainsi il y avait littéralement 600 capitaines et 600 navires.
O yüzden tam anlamıyla 600 kaptan ve 600 gemi vardı.C'erano letteralmente 600 capitani e 600 imbarcazioni.
O yüzden tam anlamıyla 600 kaptan ve 600 gemi vardı.Deci, acolo erau efectiv 600 de căpitani şi 600 de nave.