Talihsiz olaylar sonucu Crassus evini terk etmiştir.Tappion jälkeen Crassus menetti toimintakykynsä.
Şu talihsizliğimize bakınız ki Küçük Asya'da çıktı.Sitä tavataan myös Vähässä-Aasiassa.
O komisyonda imzamın olması büyük bir talihsizlik.Η προσήλωσή του στον Λιστ είναι εξαιρετική.
Locke'ın geçmişinde yaşadığı talihsiz olayları göstermektedir.Αυτό δεν σημαίνει ότι ο Locke ήταν στραμμένος προς το παρελθόν.
Hua ilçemizde çeşitli talihsizlikler meydana geldi.I vores Hua amt skete der forskellige ulykker.
Bütün gemiler gibi Viking Sally, Viking Line servisinde bazı talihsizliklere katlanıyordu.Lige som andre skibet har MS Amorella også haft små problemer i løbet af sin service periode for Viking Line.
Bu bilim için bir talihsizlikti.Det er uheldigt for vores planet.
O komisyonda imzamın olması büyük bir talihsizlik.Immaterialretten er ligeledes vanskelig at placere i denne kategorisering.
Brawn için bu talihsiz oldu çünkü takımın 2009'da yarış kazanabilecek bir otomobile sahip olduğuna inanıyordu.Dette var uheldig for Brawn ettersom han trodde at teamet hadde en «løpsvinnende bil» for 2009.
(Yahudiler bizim talihsizliğimiz!) mottosu yer alıyordu.Drivende for denne linje var teologen lic.]]
Şu talihsizliğimize bakınız ki Küçük Asya'da çıktı.Namun korban yang jatuh tidak setinggi yang di Malaysia.
"Atlantis adası talihsiz tek bir gecede denizin sularına gömülerek kayboldu."Setelah gagal menyerang Yunani, Atlantis tenggelam ke dalam samudra "hanya dalam waktu satu hari satu malam".
Bu talihsizliklerden sonra, Kuveyt’e yerleşir.Setelah kekecewaannya ini, ia pergi ke Weimar.
Talihsiz İkarus, ufak bir figür olarak, sağ alt köşedeki balıkçının üst tarafında görülmektedir.Okurigana ditulis sebagai aksara kanji berukuran kecil di sudut kanan bawah karakter.
Ancak aslında ilk yılı birçok talihsizlikle sonuçlanmıştı.Thật ra từ năm ngoái, cơ thể mình đã có nhiều điều không ổn.
Futbol hayatı, bu iki talihsizlikle başladı.Niềm đam mê bóng đá của hai anh em Tiến Dũng bắt nguồn từ đấy.
Bu bir fırsatken ve aynı zamanda talihsizliktir." demiştir.それも時代の流れと、運不運」だと答えている。
Şu talihsizliğimize bakınız ki Küçük Asya'da çıktı.のちに小アジアの故郷へ戻りその地で没した。
Ancak talihsiz yarbayın zamanlaması çok kötüdür.いまは戦隊長が足りないときだ。
"Atlantis adası talihsiz tek bir gecede denizin sularına gömülerek kayboldu."災害によって、一夜にして海の底に沈んでしまった。
Hua ilçemizde çeşitli talihsizlikler meydana geldi.Mainにはいくつかの警告がある。
Şu talihsizliğimize bakınız ki Küçük Asya'da çıktı.不過,與此同時他則擺脫了在小波蘭的戰爭。
Ne var ki talihsizlik ve yokluk, burada da peşini bırakmaz.窮其理然後足以致之,不窮則不能致也。
Locke'ın geçmişinde yaşadığı talihsiz olayları göstermektedir.타사키가 잃은 과거에 깊게 관련되는 인물이다.
Bu bilim için bir talihsizlikti.역사는 과학으로서의 가치가 있어야 한다.
Polise göre ise yapılan soruşturmada bu olay bir intihar değil talihsizlikti.הערכת השב"כ והמשטרה הייתה שמדובר בניסיון התאבדות ולא בפיגוע.
Bir talihsizlik sonucu bir hastalık yüzünden ikisi de, çocuklarıda ölmüşler.האמת היא ששניהם נפטרו ממחלות בהיותם עדיין בכלא.
İyi yürekli, yardımsever ama talihsiz adam.בבסיסו הוא אדם טוב אך חסר מזל וכושל.
Gallu demonları, talihsiz mağduları yeraltına çekmektedir.Демоните Галлу отвежда жертвите от злополуки в подземния свят.
Bu bilim için bir talihsizlikti.Тази статия е за науката.
Marcelle adını verdikleri bu talihsiz kız çocuğu 2 yaşında menenjitten öldü.Дъщеря им Марсел умира от менингит на 2 години.
Artık çare Hamburgercide çalışmaktadır ancak talihsizliğin kendisini burada da takip edeceğinden habersizdir.To je aj dôvod, prečo odchádza z Juhu, ale šťastie aj tak nenájde.
Talihsiz olaylar sonucu Crassus evini terk etmiştir.Pod vplyvom sporov Claudelová opustila rodinný dom.
Bir talihsizlik sonucu bir hastalık yüzünden ikisi de, çocuklarıda ölmüşler.Po nekaj čudnih dogodkih obe umreta.
Şu talihsizliğimize bakınız ki Küçük Asya'da çıktı.Tačiau didžiausia nelaimė kilo Mažojoje Azijoje.
Bu bilim için bir talihsizlikti.Šis straipsnis yra apie mokslą.
Alice koruması için koştu talihsiz bahçıvanlar, arkasında çalıştırmak için.뒤에 보호를 위해 앨리스는 실행에 최악의 정원사를 실행합니다.
Alice koruması için koştu talihsiz bahçıvanlar, arkasında çalıştırmak için.Za provést nešťastné zahradníky, který běžel na Alici pro ochranu.
Alice koruması için koştu talihsiz bahçıvanlar, arkasında çalıştırmak için.Za vykonať nešťastnej záhradníkov, ktorý bežal na ochranu Alice.
Alice koruması için koştu talihsiz bahçıvanlar, arkasında çalıştırmak için.מאחורי לבצע את גננים מצערת, שניהל לאליס להגנה.
Alice koruması için koştu talihsiz bahçıvanlar, arkasında çalıştırmak için.وراء لتنفيذ الحدائق المؤسف ، الذي ركض إلى أليس للحماية.
Alice koruması için koştu talihsiz bahçıvanlar, arkasında çalıştırmak için.'あなたは斬首されないもの!"アリスは言った、彼女は大輪の花ポットにそれらを張るように
Ama bu şöyle talihsiz bir durum oluşturur;수단과 도구가 없어서 이룰 수 없었던 목표들은
Ama bu şöyle talihsiz bir durum oluşturur;Nhưng nó cũng tạo ra tình trạng đáng buồn
Ama bu şöyle talihsiz bir durum oluşturur;אבל זה בעצם יוצר את המצב המצער
Ama bu şöyle talihsiz bir durum oluşturur;ولكنها تخلق موقفا مؤسفا
Ama bu şöyle talihsiz bir durum oluşturur;そういう探求に実際に参加したり
Ama dikkatli ol. Çünkü biri yerine diğerinden bahsettiğin talihsiz bir zıtlık hali de istemezsin.Porque não devem querer uma justaposição infeliz, quando se está a falar de uma coisa em vez da outra.
Ama dikkatli ol. Çünkü biri yerine diğerinden bahsettiğin talihsiz bir zıtlık hali de istemezsin.Αλλά πρόσεχε, επειδή δεν θέλεις να έχεις ατυχή παράθεση όπου μιλάς για το ένα αντί για το άλλο.
'Ama, köpekler için atılacak çok ilginç ya da çok talihsiz hatta Chester."Aber er war zu interessant oder zu schade, um die Hunde geworfen werden, oder sogar zu Chester.
'Ama, köpekler için atılacak çok ilginç ya da çok talihsiz hatta Chester."Ale był zbyt interesujące lub zbyt nieszczęśliwy być wrzuconym do psów, lub nawet do Chester.
'Ama, köpekler için atılacak çok ilginç ya da çok talihsiz hatta Chester."Ale on bol príliš zaujímavé alebo príliš nešťastné byť hodená ku psom, alebo dokonca aj Chester.
'Ama, köpekler için atılacak çok ilginç ya da çok talihsiz hatta Chester."Ale on byl příliš zajímavé nebo příliš nešťastné být hozen ke psům, nebo dokonce i Chester.
'Ama, köpekler için atılacak çok ilginç ya da çok talihsiz hatta Chester."Ampak on je bil preveč zanimiv ali preveč žalostno da se vrgli na pse, ali celo do Chester.
'Ama, köpekler için atılacak çok ilginç ya da çok talihsiz hatta Chester."Dar el era prea interesant sau prea nefericit care urmează să fie aruncat la câini, sau chiar la Chester.
'Ama, köpekler için atılacak çok ilginç ya da çok talihsiz hatta Chester."De nem volt túl érdekes, vagy túl szerencsés, hogy dobott a kutyáknak, vagy még Chester.
'Ama, köpekler için atılacak çok ilginç ya da çok talihsiz hatta Chester.'그러나 그는 또는 개 던져질 너무 흥미 또는 너무 불행한 일이 었소 체스터도 있습니다.
'Ama, köpekler için atılacak çok ilginç ya da çok talihsiz hatta Chester.'Maar hij was te interessant of te ongelukkige geworpen te worden om de honden, of zelfs naar Chester.
'Ama, köpekler için atılacak çok ilginç ya da çok talihsiz hatta Chester.'Ma era troppo interessante o troppo sfortunato per essere gettato ai cani, o anche a Chester.
'Ama, köpekler için atılacak çok ilginç ya da çok talihsiz hatta Chester."Mais il était trop intéressant ou trop malheureux d'être jetés aux chiens, ou même à Chester.