Tom'a ayrıntılı talimatlar verdim.I gave Tom detailed instructions.
Tom'a işi nasıl yapacağına dair detaylı talimatlar verdim.I gave Tom detailed instructions on how to do that.
Tom'a ayrıntılı talimatları vermeme rağmen o onu doğru şekilde yapamadı.Even though I gave Tom detailed instructions, he wasn't able to do it correctly.
Ikea talimatları her zaman mükemmel değil.Ikea instructions are not always perfect.
Tüm talimatları dikkatlice okuyun.Read all the instructions carefully.
O çok talihsiz olurdu.That would be very unfortunate.
Bu talimatları okuyamıyorum.I can't read these instructions.
Bir bilgisayar programı bilgisayara ne yapacağını söyleyen bir talimatlar listesidir.A computer program is a list of instructions that tell the computer what to do.
O talihsiz bir seçimdi.It was an unfortunate choice.
Talimatlar size verilecektir.Instructions will be given to you.
Bu talihsiz bir hataydı.It was an unfortunate mistake.
Bu talihsiz bir olaydı.It was an unfortunate incident.
Bu talihsiz bir durum.This is an unfortunate situation.
Ben talimatlara uymadım.I didn't follow instructions.
O sadece tali hasar.That's only collateral damage.
Bu sadece tali hasar.It's only collateral damage.
"Tali hasar "sermayeyi korumak için masum insanları öldürmek için bir örtmecedir."Collateral damage" is a euphemism for killing innocent people to protect capital.
Oraya git ve daha fazla talimat bekle.Go over there, and await further instructions.
Talimatlar paket üzerinde bulunmaktadır.The instructions are on the package.
Talimatlar ambalaj üzerindedir.The instructions are on the package.
Tom en kötü talihe sahipti.Tom has had the toughest luck.
Talihsizlik durumunda kutlamalar en iyisidir.In the event of misfortune, celebrations are the best.
O halde talipleriniz var.Then you have suitors.
Talimatlar genellikle çok ayrıntılı değildir.The instructions aren't usually so detailed.
Daha fazla talimat için bekleyin.Stand by for further instructions.
Tom sahne talimatlarını takip etmedi.Tom didn't follow stage directions.
Kimse bana talimat bırakmadı.Nobody left me instructions.
Zamanlama talihsizdir.The timing is unfortunate.
Tom hiç talimat bırakmadı.Tom left no instructions.
Talimatlar verildi.Stipulations were made.
Büyük talihsizlik.It's a crying shame.
Tom bebek arabası koltuğunun nasıl uygun biçimde kurulacağı konusundaki talimatları okudu.Tom read the instructions on how to properly install an infant car seat.
Talimatlarını izlediğimi sanıyordum.I thought I was following your instructions.
"Nasılsın?" "İyi değil." "Bu talihsizlik.""How are you?" "Not well." "That's unfortunate."
Neden sadece talimatları okumuyorsun?Why don't you just read the instructions?
Tom, Mary'ye bunu nasıl yapacağına dair ayrıntılı talimatlar verdi.Tom gave Mary detailed instructions on how to do that.
Tom talimatları okumamıştı.Tom didn't read the instructions.
Sami'nin talihi varmış ki Müslüman oldu.Sami was fortunate to convert to Islam.
Ne talihsizlik olursa olsun, sadece intihar etmeyin.Whatever misfortunes you may have, just don't commit suicide.
Talimatlar anlamam için çok karmaşıktı.The instructions were too complicated for me to figure out.
Talimatlar çok karışıktı.The instructions were very complicated.
Sami, Leyla'ya talimatlar verdi.Sami gave Layla directions.
Sami, Leyla'nın talimatlarını izledi.Sami followed Layla's instructions.
Sami bir piyango talihlisiydi.Sami was a lottery winner.
Sami, Leyla'ya insanlara Ferit'in hala hayatta olduğunu söylemesi için talimat verdi.Sami instructed Layla to tell people that Farid was still alive.
Bunun olması talihsizlik.It's unfortunate that that happened.
Talihsiz bir kaza yaşadı.He met with an unfortunate accident.
Onlar sadece verilen talimatları yerine getirirler.They only do what they are instructed to do.
Tom'un yaşam destek ünitesine bağlanmak istemediğine dair talimatı var.Tom has a DNR order.
Üzgünüm, ama aldığımız talimat bu.Sorry, but we have orders.
"'Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Hatay'a değil Afrin'e iniyoruz' deyince...""'Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Hatay'a değil Afrin'e iniyoruz' deyince..."
G3, G4 ve AltiVec talimatlarını çevirir; Ancak, G5 talimatlarını tercüme etmez.It translates G3, G4, and AltiVec instructions; however, it does not translate G5 instructions.
Hamid Talibanlar tarafından yeniden hızlı bir şekilde tutuklanır.Hamid is promptly arrested again by the Taliban.
Rikhye, Genel Sekreter'e talimatlar için rapor vereceğini söyledi.Rikhye said he would report to the Secretary-General for instructions.
Parvana, Taliban kontrolündeki Afganistan'da yaşayan bir kız çocuğudur.Parvana is an 11-year-old girl living in Kabul, Afghanistan, under the control of the Taliban.
NATO 'ya göre, Taliban'dan 8 kişi öldü, bir Afgan ve bir koalisyon üyesi yaralandı.According to NATO, there were eight Taliban deaths and one Afghan and one coalition member injured.
Ancak bu sadece teknik olarak böyledir, ajanlar sıklıkla HQ’ dan talimatlar almaktadırlar.This is only a technicality however, as agents frequently receive instructions from HQ.
Bunun Kandahar'daki potansiyel Taliban saldırılarını durduracağı söylendi.This was said to have stopped a potential Taliban offensive on Kandahar.
Bu talimatlardan dolayı birliklerimiz Sina’da doğu sınırlarımızda zaten hazır.Due to these instructions our troops are already concentrated in Sinai on our eastern border.
Bazıları ise Yahudileri bu talihsizlik ve genel olarak Suriye'nin kaybından sorumlu tuttu.Some blamed the Jews for this misfortune and for the loss of Syria in general.