Ben senin talimatlarına uydum.I followed your instructions.
Tom'a açık talimatlar verdim.I gave Tom explicit instructions.
Sadece senin talimatlarını izledim.I just followed your instructions.
Talihsizlik asla tek başına gelmez.Misfortune never comes singly.
Belediye başkanımızın Toronto'ya şöhret ve utanç getirmesi talihsizliktir.It is unfortunate that our mayor has brought fame and shame to Toronto.
Talimatlarına uyacağım.I'll follow your instructions.
Herkesin bir beyni vardır, ancak birçoğu, talimatları anlamadı.Everybody has a brain, but many haven't understood the instructions.
Tom'un talimatlarımı beklemesini söyledim.I told Tom to wait for my instructions.
Ben şimdi size talimatlarınızı vereceğim.I'll now give you your instructions.
Ben talimatlara uysam da, iyi gitmedi.Even though I followed the instructions, it didn't go well.
Tom talimatları takip etti.Tom followed the instructions.
Bunlar senin talimatların.These are your instructions.
İşte talimatlarınız.Here are your instructions.
Tom talimat verildiği gibi belirtildi.Tom did as instructed.
Bu talimatları tam olarak uyguladığınızdan emin olun.Be sure to follow these instructions exactly.
Hayatını kendi tarzına göre yaşa, diğerlerinin talimatlarına göre değil.Live your life your way, not according to the instructions of others.
Talih yüzüne gülsün.May fortune smile on you.
Burada o, talihsizliğini ayrıntılı olarak anlatmaya başladı.Here he began to recount his misfortune in detail.
Yaşlı adam talihsizliğine tahammül edemezdi.The old man could not bear his misfortune.
Montaj talimatlarını dikkatlice okuyun.Read the assembly instructions carefully.
Talimatları dikkatlice okuyun.Read the instructions carefully.
Lütfen talimatları dikkatli okuyun.Please read the instructions carefully.
Lütfen talimatları okuyun.Please read the instructions.
Hiç biri olmazsa talimatları okuyun.If all else fails, read the instructions.
Sizin talimatlarınızın sonucuna güveniyorum.I tried to follow your instructions.
Talimatları okumadığında olan budur.That's what happens when you don't read the instructions.
Tom herhangi başka talimatlar verdi mi?Did Tom give any other instructions?
Birisi Tom'a yanlış talimat verdi.Someone gave Tom the wrong directions.
Tom'un talihsiz olduğunu düşünüyorum.I think Tom is unlucky.
Yaşlıya karşı konuksever olmamak talihsiz bir şey.Inhospitality against the elderly is an unfortunate thing.
Benim talimatlarımı dikkatli dinlerseniz, size biraz zaman kazandırır.If you listen carefully to my instructions, it'll save you some time.
Dikkatli bir şekilde talimatları izlemek zorundasın.It's imperative that you follow the instructions carefully.
Aşağıdaki talimatlarda çok iyi değilim.I'm not so great at following directions.
Talimatları okudun mu?Did you read the instructions?
Umarım Tom talimatlarınızı izler.I hope Tom follows your instructions.
Talihsiz bir adam Tom.Tom is an unlucky guy.
Kullanmadan önce talimatları okuyun.Read instructions before use.
Talimatları okumalıydım.I should have read the instructions.
Tom’un da içinde olduğu talihsiz bir olaya hepimiz tanık olduk.We are all witnessed the unlucky incident included Tom.
Başka bir talimata kadar sessiz kalacaksın.You will remain silent until further instructed.
Biraz atış talimi yaparım diye düşünmüştüm.I thought I'd get in some target practice.
Talimatlar için beklemede kalın.Stand by for instructions.
Talimatlar için hazır bekleyin.Stand by for instructions.
Talimatlar için hazır olun.Stand by for instructions.
Tom'un talimatlarını izlemeliydin.You should've followed Tom's orders.
Onların talimatlarına uymak zorundayız.We have to follow their instructions.
Onların talimatlarına uymalıyız.We must follow their instructions.
Talimatlara ihtiyacın var mı?Do you need instructions?
Sizin talimatlar uygulanıyor.Your instructions are being carried out.
Benim talimatlarım açıktı.My instructions were clear.
Talimatlarınızı bekliyoruz.We've been waiting for your instructions.
Dan bile talimatları okumadı.Dan didn't even read the instructions.
Talih işte, kader benden yanaydı.As luck would have it, Providence was on my side.
Senin için talimatları yazdım.Let me write down the directions for you.
Son çare olarak talimatları okuyun.As a last resort, read the instructions.
Tom'un talihi yüzüne güldü.Tom got a lucky break.
O neden talihsiz?Why is that unfortunate?
Ben talimatlara uymaya çalıştım.I tried to follow the instructions.
Talimatlar sağlanacaktır.Instructions will be provided.
Ona detaylı talimatlar verdim.I gave him detailed instructions.