Talimatlara uymayı öğrenmelisin.You must learn to obey instructions.
Bütün cevaplar talimatlara göre yazılmalıdır.All answers must be written according to the instructions.
Doktor diyet yapmam için talimat verdi.The doctor instructed me to go on a diet.
O, Avrupa'dayken birtakım talihsizliklerle karşılaştığını duydum.I hear he met with some kind of misfortune while he was in Europe.
O zamandan beri bir dizi talihsizlikler yaşadım.I have had a series of misfortunes since then.
Onu talimatlarınıza göre yapacağım.I'll do it according to your instructions.
Problem sadece benim talimatlarımı izlememenizden ortaya çıktı.The problem has arisen simply because you didn't follow my instructions.
O stajyerlere talimatları verdi fakat onlar talimatlarla ilgili karar veremediler.He gave instructions to the trainees, but they couldn't make heads or tails of them.
Talih yüzüne güldü.Fortune smiled on him.
Dün yağmu yağması talihsizlik oldu.It was unfortunate that it rained yesterday.
Dün yağmur yağması talihsizdi.It was unfortunate that it rained yesterday.
Talimatları dikkatle okursanız, yanlış yapmazsınız.You can't go wrong if you read the instructions carefully.
Bana seni havaalanına götürme talimatı verildi.I have been instructed to take you to the airport.
Ben sana hiçbir şeye dokunmaman için açık talimatlar vermiştim.I gave you explicit instructions not to touch anything.
Talihsizliklerin asla tek başına gelmediklerini unutmuyorum.I bear in mind that misfortunes never come singly.
Başkalarının talihsizliğini nakletmek istemiyorum.I wouldn't like to cash in on other people's misfortunes.
Yanan binadan kurtarılacak kadar iyi bir talihe sahipti.He had the good fortune to be rescued from the burning building.
Talihsizlikleri hakkında uzun uzadıya düşündü.He ruminated over his misfortunes.
Onların eve dönme talimatları var.They have orders to return home.
Onun taliplerinin hepsi onun parasının peşindeydi.Her suitors were all after her money.
O, talihsizliğine gülümsemek zorunda kaldı.She had to smile at her misfortune.
Pasaportunu kaybetmesi talihsizlikti.It was unfortunate that he lost his passport.
O, bir talihsizlik yaşadı.A misfortune befell him.
Talihsizlikler nadiren birer birer gelirler.Misfortunes seldom come singly.
İlaç içerken şişe üzerindeki talimatlara dikkatlice uyun.When taking drugs, follow the directions on the bottle carefully.
Benim talimatlarımı dikkate almadan geldi.He came regardless of my instructions.
Keşke o zaman onun talimatlarını takip etseydim.I wish I had followed his instructions at that time.
Bu talihsiz bir durumdur.This is unfortunate.
Jessie, Alex'e iyi davranılması talimatını verdi.Jessie gave orders that Alex was to be treated well.
Sadece talimatlara uymak zorundasın.You only have to follow the instructions.
Doktor, hasta için tam bir fizik muayene talimatı verdi.The doctor ordered a full physical examination for the patient.
Yoğun trafikten kaçınmak için tali yoldan gitti.He took a detour to avoid the heavy traffic.
Onun diğer talibinin olduğunu öğrendiğinde, ciddi olarak ona kur yapmaya başladı.He began courting her in earnest when he found out that she had another suitor.
Talihsizlik at sırtında gelir ama yürüyerek yola devam eder.Misfortune arrives on horseback but departs on foot.
Ben o talihsiz olaydan sonra burada tekrar bulunmadım.I haven't been back here since that unfortunate incident.
Tom talihsiz bir kaza ile karşılaştı.Tom met with an unfortunate accident.
Tom Mary'nin talimatlarını izledi.Tom followed Mary's instructions.
Tom talimat vermek için toplantı düzenledi.Tom called the meeting to order.
Bu bir talim değildir.This is not a drill.
Doktorun talimatlarına uyman gerekiyor.You should follow the doctor's orders.
Eğitimci öğleden sonraları talimatlar verdi.The trainer gave instructions in the afternoons.
Lütfen talimatları ayrıntılı olarak okuyun.Please read the instructions in detail.
Bu talimatları okuyun.Read these instructions.
Tom ofise gitmeden önce küçük bir atış talimine girmek istedi.Tom wanted to get in a little target practice before he went into the office.
Kötü talih!Tough luck!
Talimatlara ihtiyacımız var.We need instructions.
Onların talimatlara ihtiyacı var.They need instructions.
Talimatlara uyarım.I obey instructions.
O talihsizdi.That was unfortunate.
Onun talihsizlikleri onda büyük karamsarlığa neden oldu.His misfortunes caused him great bitterness.
Senin talimatlarına göre yaptım.I did it according to your instructions.
Sizin talimatlarınıza göre yaptım.I did it according to your instructions.
Askerler sabahleyin atış talimi yaptı.The soldiers had target practice in the morning.
Onu senin talimatlarına göre yaptım.We did it according to your instructions.
O talihsiz bir kazaydı.It was an unfortunate accident.
Para talih kuşu gibi geldi.The money came like manna from heaven.
Kavganın talihsiz sonuçları oldu.The quarrel had unfortunate consequences.
Bunu kullanmak için bu talimatları izleyin.To use this, follow these instructions.
Talimatlara her zaman uymuyorum.I don't always follow instructions.
Ben önce talimatları okumadan bu aleti kullanamam.I can't use this tool without reading the instructions first.