Taktik zaferler fiziki olgulardır; ama stratejik zafer manevi bir olgudur.La crisi per i sovietici fu una vittoria tattica, ma una sconfitta strategica.
Bu görev ona sağlam stratejik ve taktik savaş bilgisi sağladı.Questo in parte spiega la loro strategia offensiva e tattica.
Bu taktik işe yaramadı.La tragedia non fu inutile.
İttifak, birbiriyle oynama taktiklerini paylaşan oyunculardan oluşan bir gruptur.Le alleanze sono gruppi di giocatori che condividono le loro strategie sul gioco.
M151A1D – Taktiksel nükleer modeli.Fi 156 A-1: modello di produzione iniziale.
Onun ekibi fiziksel olarak avantajlıdır ve Mr. Widmore'un da yardımıyla taktiksel olarak da avantajlıdırlar.Его команда имеет физическое преимущество и с помощью мистера Уидмора, они имеют тактическое преимущество.
Bu da taktiksel bir sorun ortaya çıkartıyordu.Также это приводило к тактическим неудобствам.
Bu, taktikle başarılabilir.Можно что-то тактично сказать.
Fakat bu taktikler her iki tarafa da kesin bir zafer getirmedi.Битва не принесла однозначной победы ни одной из сторон.
General Heinrici, Alman silahlı kuvvetlerindeki en iyi savunma taktik ustalarından biri olarak görülüyordu.Хейнрици был одним из лучших защитных тактиков в немецкой армии.
Persler'in önemli taktik üstünlükleri vardır.Высоты дают тактическое преимущество.
Bu görev ona sağlam stratejik ve taktik savaş bilgisi sağladı.Её задачи выполняет стратегическая и тактическая разведка.
Worms, İngiliz şirketi Team17 tarafından geliştirilmiş top atışı taktiksel bilgisayar oyunları serisidir.Worms — серия компьютерных аркадных игр английской компании «Team17».
Taktik zaferler fiziki olgulardır; ama stratejik zafer manevi bir olgudur.Разум — психологическая способность, тогда как рациональность — стратегия оптимизации.
Bu dönemde asıl sınıfı piyade olmasına rağmen süvari taktikleri üzerine çalıştı.С началом Великой Отечественной войны — в действующей армии, служил в пехотной роте.
MacGyver-vari taktiklerinin yardımıyla Jim için silah bulmayı başarmıştır.Найти добычу желтокианцам помог тостер Джимми.
Eski Roma ordusu taktik bakımından sınırlıydı ve bu dönemdeki varlığı esas olarak savunmaya yönelikti.وكان الجيش الروماني الأول محدودا تكتيكيا وموقفه من خلال هذه الفترة كان موقفا دفاعيا في الأساس.
General Heinrici, Alman silahlı kuvvetlerindeki en iyi savunma taktik ustalarından biri olarak görülüyordu.وكان هاينريكي واحدًا من أفضل المخططين الدفاعيين في الجيش الألماني.
Filo'larda Taktik Av pilotluğu yaptı.تم تدريب توسكيجي الطيارين في القاعدة.
Taktik anlamda zafer kazanan Fransız ordusu, binlerce asker ve 49 yüksek rütbeli subay kaybetti.وعلى الرغم من تحقيق فرنسا النصر بالمعركة إلا أن ثمنه كان غاليا بوفاة الألاف من الجنود و 49 ضابطا.
Bu taktikler ise birçok problemin çözümünde kullanılabilir."مع هذه العمليات الثلاث، يمكن حل العديد من مشاكل التقسيم العملية.)
Bu taktiksel yenilik Osmanlı tarzı savaş biçiminin 18. yüzyıla değin temelini oluşturur.أصبحت هذه الفكرة التكتيكية حجر الأساس في الخطط العثمانية الحربية حتى القرن الثامن عشر.
LGBT ile AIDS eylemci grupları 1990'lar ve ötesinde zape benzer taktikler kullanmayı devam ettiler.Os grupos de ativistas LGBT e do SIDA continuaram a usar táticas tipo zap até à década de 1990.
Prusya'nın güçlü-silahlı taktiklerine diğer sosyal ve politik gruplarda da muhalefet oluştu.A oposição às fortes tácticas armadas da Prússia, estendia-se a outros grupos sociais e políticos.
Bu yüksek baskılı ortamda piyade silah ve taktikleri hızla gelişti.Neste ambiente de alta pressão, os braços de infantaria e as táticas desenvolveram-se rapidamente.
Strateji video oyunları, stratejik, taktiksel ve bazen lojistik zorlukları ve keşifleri vurgular.Os jogos enfatizam a estratégia, tática e algumas vezes desafios lógísticos.
Bombacı taktiklerinden birisi "Tedder Halısı" olarak bilinirdi.Uma de suas táticas de bombardeio ficou conhecida como "Tapete de Tedder".
Koşullara bağlı olarak bir dizi farklılık ile diğer taktik ve karşı taktikler mevcuttu.Eram usadas uma série de variantes e outras táticas e contra-táticas, dependendo das circunstâncias.
Vasa deniz savaşı taktiklerinin değişmekte olduğu bir dönemde inşa edilmiştir.O Vasa foi construído em uma época de transição das táticas militares.
Stratejik bombardımana ek olarak taktik görevler için de kullanılabilmektedir.Os bombardeiros estratégicos podem em alguns casos ser usados para missões táticas.
Vurgu, taktik baskın ve tersine düşman tarafından hazırlıksız yakalanmamak üzerine kurulmuştu.Era dado ênfase a lograr surpresa tática e, reciprocamente, a evitar ser apanhado de surpresa pelo inimigo.
Savaş hattı, deniz savaşlarında, bir deniz filosu gemisinin uçtan uca bir çizgi oluşturduğu bir taktiktir.Em guerra naval, a linha de batalha é uma tática em que os navios da frota formam uma linha do início ao fim.
Bu zamana kadar Roma deniz taktikleri de gelişme göstermişti.Naquele então, as táticas navais da República Romana melhoraram muito.
Sezar'a karşı üç kez yenilmiş olan Vercingetorix taktik değiştirmeye karar vermişti.Vercingetórix, ciente de que já havia sido derrotado por três vezes, decidiu mudar de estratégia.
Bu taktik Scipio’nun o yıl içinde sonuç alıcı bir savaş yapma planını bozar.Esta estratégia foi frustrada com a estratégia de Cipião de forçar uma batalha decisiva desse mesmo ano.
Fakat üçkağıtçılık başlayınca, gizem derinleşir ve taktikler daha fena hale gelir.Mas quando ele se mata, as coisas se complicam, e as manobras se tornam mais desesperadas.
Fakat bu şekildeki saldırı engelleme amaçlı savunma taktikleri Finlerin karşısında pek başarılı olamadı.Porém, eles foram capazes de defender com sucesso o título no No Way Out.
Taktik zaferler fiziki olgulardır; ama stratejik zafer manevi bir olgudur.A meta biológica é a sobrevivência, e a meta psicológica é a segurança.
Bombacı taktiklerinden birisi "Tedder Halısı" olarak bilinirdi.Een van zijn bommentactieken stond bekend als de “Tedder Carpet”.
Tezat olarak, Batıda, böylesine bir taktik olasılığı hiçbir zaman düşünülmeyecekti.In het Westen werd dat gezien als tactisch niet handig.
Terk edilmiş plaj tabanlı çevre savunma taktikleri ve pervasız Banzai Saldırıları terk edildi.Het team rekende af met de verdediging op de stranden en de roekeloze banzai-aanvallen.
Onu bilenler onun çok kolayca taktikler bulup hiç zorluk çekmeden bunları uygulandığını belirtmişlerdir.Zij die hem kenden en van hem hielden zullen hem missen."
General Heinrici, Alman silahlı kuvvetlerindeki en iyi savunma taktik ustalarından biri olarak görülüyordu.Heinrici was een van beste verdedigers in het Duitse leger.
Bu taktik işe yaramadı.Deze tactiek mislukte.
Burada (Romanya) birliğin uyguladığı taktikler gelecekte NATO'nun Askeri Komisyonlarınca etüt edilecektir.Samen met troepen van NAVO-bondgenoten werden mariniers voortaan ingezet op de "flanken" van de NAVO.
Bu taktik tamamıyla Berohan Yasaları ile bütünleşmişti.Dit strenge optreden heeft alles te maken met het aangescherpte asielbeleid.
Ayrıca oyuncuların gol atmak için yeni taktiklere ihtiyaç duyacağı açıklandı.Tevens moet de speler gebruikmaken van tactieken om levels uit te kunnen spelen.
Nadiren de olsa bu taktik işe yaramaktadır.Reguliere legers gebruiken deze tactiek zelden.
Taktikleri, çoğu son birkaç adımda kazanılan ya da kaybedilen bu yarışlarda önemli rol oynar.In deze ronde kunnen veel punten worden gewonnen of verloren.
Taktik anlamda son derece başarılıdır.Zij slaagt daarin op een bijzonder bewonderenswaardige wijze.
Görevi navigasyon, taktiktir.Odpowiada za nawigację i taktykę.
Strateji video oyunları, stratejik, taktiksel ve bazen lojistik zorlukları ve keşifleri vurgular.Gry strategiczne akcentują wyzwania o charakterze strategicznym, taktycznym, a czasami także logistycznym.
Zayiatın nedeni, yapılan taktiksel hatalardır.Z uwagi na pośpiech, popełniano błędy taktyczne.
Worms, İngiliz şirketi Team17 tarafından geliştirilmiş top atışı taktiksel bilgisayar oyunları serisidir.Worms – seria gier strategicznych wyprodukowana przez brytyjską firmę Team17.
Fakat bu taktikler her iki tarafa da kesin bir zafer getirmedi.Taktycznie bitwa nie przyniosła zwycięstwa żadnej ze stron.
Zayıf Taliban taktikleri saldırının etkilerini artırdı.Pogorszyło to zdolność operacyjną talibów.
Ianuarii ise bir müddet ters yöne gittikten sonra taktik sıraya geri döndürüldü.Pomyłka została szybko naprawiona, gdy Tom wróciła na plan.
Savaş taktikleri açısından, Heruliler kalkan ve kalın bir ceketten başka bir koruyucu zırh taşımazlardı.Przy ubiorze polowym żołnierze obrony narodowej nosili nie usztywnioną i bez ozdób czapkę rogatywkę ON.
Askerî taktikler de değiştirildi.Zmianom uległy również zadania batalionu.
Burada uygulanan taktiklerden biri, mendili kapıyormuş gibi yapıp almamaktır.Okazuje się, że futerał do którego nie pozwalał jej zajrzeć, służy jako walizka.