Bunlara kelime-haritaları adını taktık.Voláme ich slovné krajinky.
Bunlara kelime-haritaları adını taktık.Τα αποκαλούμε λεξοτοπία.
Bunlara kelime-haritaları adını taktık.Мы называем это словесными ландшафтами.
Bunlara kelime-haritaları adını taktık.Ние ги наричаме словесни пейзажи.
Bunlara kelime-haritaları adını taktık.Це словесні ландшафти.
Bunlara kelime-haritaları adını taktık.אנו קוראים לזה תוואי-מילים.
Bunlara kelime-haritaları adını taktık.نسمي هذه مسطحات لغوية.
Bunlara kelime-haritaları adını taktık.ウォーターの場合
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.A já říkám: "Víš," a u toho jsem se tvářila jak Margaret Mead. [v 60. letech populární antropoložka]
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.Allora mi misi il mio cappello da Margareth Mead:
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.Da machte ich auf Margaret Mead und sagte:
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.Dan saya memakai topi Margaret Mead.
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.E eu então pus o meu chapéu de Margaret Mead:
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.Felöltöttem a Margaret Mead kalapomat.
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.Ik zette m'n Margaret Mead-pet op.
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.La care eu m-am transformat în călugăriţă.
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.저는 마가렛 미드(Margaret Mead) 행세를 하기 시작했습니다(미국의 문화인류학자로 미개민족의 청소년기 아이들의 성과 문제들을 다룬 것으로 유명)
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.Thế là tôi phải đội cái mũ Margaret Mead vào. (Ý nói trở thành chuyên gia về khoa học tình dục)
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.Tu założyłam w wyobraźni kapelusz Margaret Mead.
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.Y fue ahí cuando me puse mi sombrero de educadora sexual.
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.Τότε έγινα λίγο Μάργκαρετ Μιντ.
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.И след това си слагам шапката на Маргарет Мийд.
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.І я така: "Ну," і ввійшла в роль Маргарет Мід.
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.Я делаю серьезное выражение лица:
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.אז אני חובשת את כובע המרגרט מיד שלי.
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.حينها وضعت قبعة مارغريت ميت.
Bu noktada Margaret Mead şapkamı taktım.「人間の男女は」
Bunun bir kez fişini taktığını söylediler.Ale włączyłeś go?
Bunun bir kez fişini taktığını söylediler.Dozvedel som sa, že raz si ho aj zapojil.
Bunun bir kez fişini taktığını söylediler.Ik heb gehoord dat je hem ook hebt ingeplugd.
Bunun bir kez fişini taktığını söylediler.Katanya Anda menghidupkannya sekali.
Bunun bir kez fişini taktığını söylediler.Me contaron que la enchufaste una vez.
Bunun bir kez fişini taktığını söylediler.Mi dicono che hai inserito la presa una volta.
Bunun bir kez fişini taktığını söylediler.Minulle kerrottiin, että kokeilit sitä kerran.
Bunun bir kez fişini taktığını söylediler.Mir wurde gesagt, du hast ihn einmal eingesteckt.
Bunun bir kez fişini taktığını söylediler.Mi s-a spus că l-ai şi băgat în priză o dată.
Bunun bir kez fişini taktığını söylediler.On m'a dit que vous l'avez branché une fois.
Bunun bir kez fişini taktığını söylediler.Pokud vím, zkoušel jste ho jednou zapnout.
Bunun bir kez fişini taktığını söylediler.Tôi được cho biết là anh có cắm điện vào một lần.
Bunun bir kez fişini taktığını söylediler.Úgy hallottam egyszer be is kapcsoltad.
Bunun bir kez fişini taktığını söylediler.Казаха ми, че сте го включили веднъж.
Bunun bir kez fişini taktığını söylediler.Я радив вам ввімкнути його раз в мережу.
Bunun bir kez fişini taktığını söylediler.Я советовал Вам включить его разок в сеть.
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››C`est pourquoi il est dit: Étant monté en haut, il a emmené des captifs, Et il a fait des dons aux hommes.
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Därför heter det: »Han for upp i höjden, han tog fångar, han gav människorna gåvor.»
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››De aceea este zis: ,,S'a suit sus, a luat robia roabă, şi a dat daruri oamenilor.``
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Derfor hedder det: "Da han opfor til det høje, bortførte han Fanger og gav Menneskene Gaver."
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Derfor sier Skriften: Han fór op i det høie og bortførte fanger, han gav menneskene gaver.
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Dlatego Pismo mówi: Wstąpiwszy na wysokość, wiódł pojmanych więźni i dał dary ludziom.
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››그러므로 이르기를 그가 위로 올라가실 때에 사로잡힌 자를 사로잡고 사람들에게 선물을 주셨다 하였도다
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››okáért mondja az [Írás:] Fölmenvén a magasságba foglyokat vitt fogva, és adott ajándékokat az embereknek.
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Per questo sta scritto: ha distribuito doni agli uomini
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Por esto dice: Subiendo a lo alto, llevó cautiva la cautividad y dio dones a los hombres
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Por isso foi dito: Subindo ao alto, levou cativo o cativeiro, e deu dons aos homens.
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Preto hovorí: Vystúpiac na výsosť zajal zajatie a dal ľuďom dary.
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Protož dí Písmo: Vstoupiv na výsost, jaté vedl vězně, a dal dary lidem.
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Sentähden on sanottu: "Hän astui ylös korkeuteen, hän otti vankeja saaliikseen, hän antoi lahjoja ihmisille".
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Vậy nên có chép rằng : Ngài đã lên nơi cao , dẫn muôn_vàn kẻ phu tù , Và ban các ơn cho loài_người .
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Vậy nên có chép rằng: Ngài đã lên nơi cao, dẫn muôn vàn kẻ phu tù, Và ban các ơn cho loài người.
Bunun için Kutsal Yazı şöyle der: ‹‹Yükseğe çıktı ve tutsakları peşine taktı, İnsanlara armağanlar verdi.››Zato pravi: „Šel je v višavo, ujete pripeljal jetnike, dal je dari ljudem“.