Taktik işe yaradı.La tactique a fonctionné.
O bir silindir şapka ve bir tek gözlük taktı.Il portait un chapeau haut-de-forme et un monocle.
Wehrmacht'ın en iyi savunma taktiklerinin ismi olmuştur.Il est considéré comme le meilleur tacticien défensif de la Wehrmacht.
Askerî taktikler de değiştirildi.La tactique militaire est modifiée.
Harekatta Almanya Zeplini LZ92 (taktik ismi: L.43) ile Avustralya hafif kruvazörü , HMAS Sydney çarpışmıştır.Il a lieu entre le zeppelin allemand LZ92 (nom tactique : L.43) et le croiseur léger australien HMAS Sydney.
Aynı anda Waffen-SS birlikleri, Budapeşte'nin batısından taktik bir üstünlük elde etmek için saldırdı.Simultanément, des forces Waffen-SS frappent à l'ouest de Budapest tentant d'obtenir un avantage tactique.
Prusya'nın güçlü-silahlı taktiklerine diğer sosyal ve politik gruplarda da muhalefet oluştu.L'opposition à la politique armée de la Prusse apparut dans les autres groupes sociaux et politiques.
Neden ona başörtüsü taktırmıyorsun?Pourquoi ne l'obligez-vous pas à le porter ?
Prohorovka mevzileri birincil taktik hedefti.La gare de Prokhorovka était le premier objectif tactique à atteindre.
Alınan bir bilgiye göre Crowe, Krieger'le birlikte adada taktik nükleer silahları varmış.D'après les informations que ce dernier portait sur lui, Krieger posséderait une bombe nucléaire sur l'île.
Gerilla taktikleri uyguladılar, Alman milislerini ve işgalci birlikleri bezdirmeye çalıştılar.Ils recourent à des techniques de guérilla pour s'attaquer à la Milice et aux troupes d'occupation allemande.
Termopylae Geçidi, taktik açıdan Grek savaş tarzı yönünden ideal bir durum sunmaktadır.D'un point de vue tactique, le défilé constitue un terrain idéal pour les techniques de combat grecques.
Nadiren de olsa bu taktik işe yaramaktadır.Cette tactique s’est souvent révélée efficace.
Taktikleri oldukça basitti.La tactique est simple.
İyi bir taktikle Almanlar İngilizlere kuracakları baskıyla bir adım öne geçebilirler.Contre les chiffres allemands, les Britanniques ont une avance confortable.
Bu taktik tamamıyla Berohan Yasaları ile bütünleşmişti.Ces règles générales pouvaient être complétées de mesures catégorielles.
Hush'ın taktiklerinde bir de Jason'ın ölümden geri döndüğüne Batman'i inandırmaktır.Ce dernier essaie de tromper Batman en lui faisant croire que Jason Todd est revenu à la vie.
Bu taktik Scipio’nun o yıl içinde sonuç alıcı bir savaş yapma planını bozar.Cette année-là, le programme Apollo dans son ensemble doit faire face à une décrue budgétaire programmée.
Ancak taktiksel bakımdan ne kadar başarılı oldukları tartışılmaktadır.Ses qualités de tacticiens sont très appréciées.
Daha sonra korkusuz taktiklerinden dolayı Oni no Hanzo (鬼の半蔵 Şeytan Hanzo) olarak tanınacaktır.Sa férocité au combat lui valut d'être surnommé Oni Hanzō (鬼半蔵?, Hanzō le Démon).
İttifak, birbiriyle oynama taktiklerini paylaşan oyunculardan oluşan bir gruptur.Les alliances représentent un groupe de joueurs qui partagent les mêmes stratégies de jeu.
Yanında sürekli koluna taktığı klasik müteahhit çantasını taşır.Il leur donna la serviette qu'il transportait tout le temps.
Taktik için ise; "Taktik açıdan devrim yapacak değilim.Et selon le dicton : « on ne change pas une tactique qui gagne ».
Vurkaç taktikleri Lich King'in işini gereğinden fazla zorlaştırıyordu.La recherche d'un roi approprié devint plus que problématique pour les Cortes.
Askeri strateji ve taktikler, beklenenin tersine doğrusal bir gelişme göstermiş değildir.Tactiquement et stratégiquement, ces opérations semblent n'avoir aucun sens,.
Zuko, bu adamı Aang'in peşine taktı.Zuko quant à lui s'infiltre discrètement pour capturer Aang.
Bu katil kurbanlarının derilerini yüzerek bir maske yapmış ve o maskeyi taktığı zaman cinayet işlemiştir.Le tueur avait étranglé sa victime avant de faire son simulacre de pendaison ; il portait des gants.
Portekiz medyası kendisine "O Quinto Beatle" ("Beşinci Beatle") lakabını taktı.White avait un autocollant sur sa voiture sur lequel était écrit « 5TH BEATLE » 5ième Beatle.
Bu da taktiksel bir sorun ortaya çıkartıyordu.Mais il se présentait un problème théologique.
Taktik, İngilizler tarafından İrlanda’nın işgalinde kullanılmıştır.Ils ont été créés par les Britanniques après la conquête de l'Irlande.
Taktik işe yaradı.La táctica funcionó.
Gözlüğünü taktı ve okumaya başladı.Se puso sus lentes y comenzó a leer.
Mary sahte kirpikler taktı.María traía pestañas postizas.
Tom gözlüğünü buldu ve onu taktı.Tom encontró sus gafas y se las puso.
Bu taktiğe karşı hazırlıklıyız.Estamos preparados contra esta táctica.
Daniel, yaşananlardan ötürü evin içine güvenlik kameraları taktırır.Daniel instala cámaras de seguridad alrededor de la casa.
Ayrıca o "fiziksel ve taktiksel özellikleriyle" övülmektedir.También ha sido elogiado por su "cualidades físicas y tácticas".
Askerî taktikler de değiştirildi.Las tácticas militares también cambiaron.
M151A1D – Taktiksel nükleer modeli.M151A1D - Variante nuclear táctica.
Savaş sanatı, Sun Tzu tarafından yazılmış askeri taktikler ve savaş üzerine bir çalışma.El arte de la guerra, obra sobre estrategia militar escrita por Sun Tzu.
The Taktika of Leo VI (Metin, çeviri ve yorum: George T. Dennis) (2010).La Taktika de Leo VI (Texto, traducción y comentario de George T. Dennis) (2010).
Stratejik bombardımana ek olarak taktik görevler için de kullanılabilmektedir.Los bombarderos estratégicos pueden, en algunos casos, ser usados para misiones tácticas.
Canlı bir biçimde silahlar, taktikler ve muharebeleri tasvir eder.Describe vívidamente el armamento, las tácticas y las batallas.
Neden ona başörtüsü taktırmıyorsun?¿Por qué no verlo en primera?
Bu taktikte 1920 model eski Polikarpov Po-2 uçakları da yer almıştır.Durante ese tiempo la flota disponía de viejos aviones Po-2.
Taktik açıdan harekat çok başarılı oldu.Como un guerrillero, su táctica se demostró muy acertada.
Bu taktiklerden bazıları şöyle açıklanır: Kendilerini iyi, güzel, erdemli, bilgin gibi göstermeye çalışırlar.Las virtudes inferiores a la prudencia son: el deliberar bien, el juzgar bien, y el discernimiento.
Bu zamana kadar Roma deniz taktikleri de gelişme göstermişti.Para entonces, las tácticas navales de la República romana habían mejorado mucho.
Brienne and Arcis sur Aube savaşlarında taktiksel olarak başarılar elde etmiştir.Con su táctica ganó grandes elogios en las batallas de Brienne y Arcis sur Aube.
Gerilla taktikleri uyguladılar, Alman milislerini ve işgalci birlikleri bezdirmeye çalıştılar.Se apoyaron en tácticas guerrilleras para hostigar a la milicia y a las tropas de ocupación alemanas.
Eğer cezâlar uygun şekilde taktîr edilmezse insanlar nasıl hareket edeceklerini bilmezler.Si los castigos no se corresponden con la falta cometida, el pueblo no sabrá a qué atenerse.
Kahn o maçta kaptanlık pazubandını taktı.Chu le disputa el puesto de Capitán.
An-26 "Curl-A" : Çift motorlu taktik ulaştırma uçağıdır.An-26 "Curl-A": versión estándar de transporte táctico.
"Göğüslerine silikon taktırdı".«En su mano cogió una chirimía»...
Batak, taktiğe dayalı bir iskambil oyunudur.Disgaea es un juego de rol táctico.
Babür on mislinden fazla karşı kuvveti üstün ateşli silahlar ve taktik gücü ile yenilgiye uğratmıştı.Eduardo resultó victorioso a causa del uso de unas tácticas y armamento superiores.
Bombacı taktiklerinden birisi "Tedder Halısı" olarak bilinirdi.Sus tácticas de bombardeo se conocieron como la «Alfombra Tedder».
Arabuluculuk Yoluyla Uyuşmazlık Çözümünde Temel Aşamalar ve Taktikler.Aquí están las batallas y acciones en orden cronológico.
Taktik okumakta çok ustadır.Es muy disciplinada a la hora de grabar.
Taktiksel bilgisi ve becerikli pasları onu oyunun en muhteşem oyuncularından biri yaptı.Su elevada vitalidad y estadísticas le convierten en uno de los jefes más duros del juego.