Ana içeriğe geç
Sözlük

takmak ile cümle

takmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bana çelme takmak her zaman hoşuna gidiyor, değil mi?You always like to trip me up, don't you?
Gözlük takmak görüşünüzü düzeltmeli.Wearing glasses should correct your vision.
Soğuk Moskova kışlarında kendi başına şapka takmak en iyisidir.It's best to wear a cap on your head during the cold Moscow winters.
Artık gözlük takmak zorunda değilim.I don't have to wear glasses any more.
Partide takmak için bir kolye aldım.I bought a pendant to wear to the party.
İşimden dolayı her zaman kravat takmak zorundayım.I always have to wear a tie because of my job.
O yaz sıcağı sırasında bir kravat takmaktan nefret eder.He hates wearing a tie during the summer heat.
Elbiseyle takmak için bir eşarp seçti.She chose a scarf to wear with the dress.
Peruk takan herhangi biri rüzgarlı bir günde peruk takmaktan korkar.Any man wearing a toupee fears a windy day.
Gözlük takmak senin daha entelektüel görünmeni sağlar.Wearing glasses makes you look more intellectual.
Tom saat takmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like to wear a watch.
Neden kravat takmak istemiyorsun?Why don't you want to wear a tie?
Neden kravat takmak istemiyorsunuz?Why don't you want to wear a tie?
Tom çalışmak için takım elbise giymek ve kravat takmak zorunda değil.Tom doesn't have to wear a suit and tie to work.
Kolumu kırdım, bu nedenle bütün hafta boyunca bandaj takmak zorundayım.I've broken my arm, so I have to wear a bandage for the whole week.
Bu aptalca kravatı takmak istemiyorum.I don't want to wear this stupid tie.
Gözlük takmak zorundayım.I have to wear glasses.
Bu gece ziyafette takmak için bir kolye ödünç aldım.I borrowed a necklace to wear to the banquet tonight.
Kaza geçirme ihtimaline karşın biz her zaman bir emniyet kemeri takmak zorundaydık.We always had to put on a safety belt in case we had an accident.
Neden küpe takmak tamam da burun halkası takmak değil?Why is it okay to wear earrings, but not nose rings?
Peruk takmak istemiyorum.I don't want to wear a wig.
Çalışmak için kravat takmak zorunda değil misiniz?Don't you have to wear a tie to work?
Tom, kefaletle çıktığı sırada ayak bileği monitör bileziği takmak zorundadır.Tom has to wear an ankle monitor bracelet while he's out on bail.
Tom kravat takmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like to wear ties.
Kravat takmaktan hoşlanmam.I don't like to wear ties.
Neden bu kadar şapka takmaktan hoşlanıyorsun?Why do you like wearing hats so much?
Ofiste kravat takmak zorundayım.In the office, I have to wear a tie.
İş yerinde kravat takmak zorundayım.In the office, I have to wear a tie.
Arkadaşlarını taşa çevirmemek için güneş gözlüğü takmak zorundadır.He wears sunglasses to not turn his friends into stone.
Gençler bu saatlerin ikisi veya üçünü aynı kollarına takmaktaydılar.Young people would often wear two or three of these watches on the same arm.
Takmaklı´nın dünya gemi koleksiyonuna ait dört kitabı vardır.Takmakli has 4 series of books named World Ship Collection.
Cihazın depolama kapasitesi 200 GB'a kadar bir microSD hafıza kartı takmak suretiyle arttırılabilir.The device's storage capacity can be increased by installing a microSD memory card of up to 200 GB.
Metal bir maske takmaktadır.Takuto wears a mask.
Korunmak için mutlaka koruyucu elbise ve koruyucu maske takmak gerekir.They should wear a high-protection sunscreen and protective clothing.
Yahudi oldukları için sarı yıldız takmak zorundaydı.The Jews were forced to wear the yellow badge.
(Sarah lise yıllarında diş teli de takmaktadır.)(She also enjoys wearing garter belts.)
İşin kötü tarafı, inek öğrenci gibi bir kulaklık takmak zorundasınız.The downside is that you have to wear a headset like a nerd.
Yani teleskoba hoş bir gözlük takmak gibi.So, it's kind of like very fancy eyeglasses for your telescope.
Zehirli dumanlar yüzünden gaz maskesi takmak zorunda kaldım.I had to wear a gas mask because of the toxic fumes --
Delta Oakleys takmak isterse kendisi bilir. Ben bunu taktığınızı bir daha görmeyeyim.When we get on a five-yard line, you're going to need my Rangers.
Böylece bu hantal cihazları takmak yerine, küçük bir bant yapıştırabileceğiz.So instead of wearing these kludgy devices, we can put on a simple patch.
Ayak pedalları açmak, kordon gevşeyin. ve çıkarılabilir kapak arkasında kablosunu takmakUnwrap the Foot Pedals, unwind the Cord and attach the cord behind the Removable Cover
Telefon taşıyan insanlara aynı şeyleri takmak işi cidden abartmak olur.It's hardly a stretch to imagine putting the same thing on a phone carried by a person.
Ve yaptıkları şey... ...bu çitlerdeki her kancaya bir işaret takmak.And what they've done is they put a warning sign on every single barb on this fence.
Sadece bu yıla özel,... ...hepimizin takmak istediği... yüzlerce Kony 2012 bilekliğimiz var.We have thousands of Kony 2012 bracelets that we want everyone to wear this year only.
Panbanisha'nın dışarı çıkmak istediği zaman takmak zorunda olduğu tasmaya işaret ediyor.It indicates the collar that Panbanisha must wear when she goes out.
Simdi, batida biz ust duzeyde egitilmis teknisyenlere guveniyoruz bu isitme aletlerini takmak icin.Now, in the West we rely on highly trained technicians to fit these hearing aids.
Uçan kanatlarda verimli bir dikey stabilize veya kanatçık takmak için bir dikey kuyruk bulunmaz.Flying wings lack anywhere to attach an efficient vertical stabilizer or fin.
Everett altı boncuğunu Gilwell Kamp Şefi tarafından bir görev rozeti olarak takmak üzere bağışladı.Everett endowed his six beads to be worn by the Camp Chief of Gilwell as a badge of office.
Soğuk Moskova kışlarında kendi başına şapka takmak en iyisidir.In den kalten Moskauer Wintern ist es am besten, eine Schapka auf dem Kopf zu haben.
Yahudi oldukları için sarı yıldız takmak zorundaydı.Unter anderem machte er es zur Pflicht, dass Juden einen Gelben Fleck tragen mussten.
Arkadaşlarını taşa çevirmemek için güneş gözlüğü takmak zorundadır.Er trägt Sonnengläser, um zu verhindern, dass sich andere in Stein verwandeln, wenn er sie ansieht.
Sarık takmak zorunlu değildir ancak sarık uzun saçı toplamak için çok kullanışlıdır.Die Haare des Rückenfells sind nicht lockig und überdecken die stachelartigen Haare kaum.
1998 yılında siyah C4 maskesi takmaktaydı.2004 wurde die F90-Garnitur außer Dienst gestellt.
Tet'in yokolmasıyla maskeler takmaksızın rahatça dış dünyaya çıkabilmişlerdir.Die Katzen ließen sich bei Ebbe ausnahmslos totschießen.
Gözlük takmak zorundayım.Je dois porter des lunettes.
Yahudi oldukları için sarı yıldız takmak zorundaydı.Il porta l'étoile jaune par solidarité envers les Juifs.
Bir Padaung kadını hayatı boyunca ortalama 20 halka takmaktadır.En moyenne, un pneu subit près de vingt millions de transformations tout au long de sa vie.
Erkeklerin ise geneli başına şapka takmaktadır.Pour les hommes, le port du chapeau est obligatoire.
Till Lindemann ise klipte, yakın çekimde şarkısını sert bir şekilde söyler, sualtı gözlüğü takmaktadır.Till Lindemann porte sur quelques plans une grande paire de lunettes lui donnant un air menaçant.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod