I. Theodosius, Batı'da Honorius ve Doğu'da Arcadius adlı oğulları tarafından takip edilmiştir.Alla morte di Teodosio I gli succedettero i figli: Onorio in Occidente e Arcadio in Oriente.
20'den fazla test uçuşu takip eden dokuz ay içinde yapılmıştır.Raggruppava più di venti prove, disputate nell'arco di dieci mesi.
Erkekler dahi modayı sıkça takip eder olmuştur.I dirigenti poi visitavano spesso lo stabilimento.
Takip eden yazda Demokrat aday George McGovern için başarısız olacak bir kampanya yürütmüşlerdir.Avrebbe tuttavia dovuto inchinarsi davanti al progressista George McGovern.
Muzaffer Parlamento birlikleri York yönüne kaçan Prens Rupert'i takip etmek için yeniden toparlandı.I fuggitivi dall'esercito del principe Rupert si aprirono la strada verso York.
Bunu 1998’in sonu ve 1999’un başında bir uluslararası tur takip etti.Il gruppo partecipò a un tour anche a fine 1998 e inizio 1999.
Genç yaşta ölümü kanalın takipçilerini yasa boğmuştur.Il suo feretro fu portato a spalla dai giocatori della Juventus.
Biz de çok mutlu olduk çünkü Yunanistan'ın müziğini de yıllardır takip ediyoruz hepimiz.Ebbe grande successo e venne ascoltata da molte radio asiatiche per tutta la fine degli anni '80.
Ayrıca, takip için tanısal test yapılabilir.Restava da mettere alla prova il meccanismo della successione.
Bu yapılırken ortaya bu dinlerin takipçileri açısından büyük bir sıkıntı çıkacaktır.Intanto queste prove misero in imbarazzo i Congressmen.
Hareketsiz kalarak pusuya yatar ve yavaşça avını takip eder.L'uomo si alza e si sfila lentamente il cappotto.
Orada Fatih hoca bizzat takip etti.La lezione del fascismo parlava da sola.
Ayrıca parti Hollanda gizli servisi tarafından sürekli takip altında tutulmaktaydı.Era costantemente sotto la vigilanza polizia segreta.
Ayrıca radyo ve internetten de takip edilebilir.Oltre alla stampa e al web è solito monitorare anche radio e tv.
Takip eden yıllarda muhalif kültürün temel yapıtlarından biri haline dönüştü.Nei suoi ultimi anni divenne un punto fermo della controcultura.
Tutuklanmalarından sonra bunu, bir grubun açlık grevi takip etti.Lui, allora, comincia uno sciopero della fame.
Doktor, askerlerden kaçarak Ben'i takip eder.L'uomo, Ben, scappa attraverso i tunnel.
Jack bunu bildiğini ve onu yine de takip edeceğini söyler.Alex la vede uscire fuori e la segue per sapere che le capita.
Bir cinayet davasında ipucuları takip etmek ve tecavüz kurbanının intikamını almak için çalışır.Assistono a un incidente stradale e cercano di salvare le vittime.
Böylece amansız bir takip başlar.Inizia così una caccia spietata.
Göz kamaştırıcı ve güven dolu yeni bir gün doğuyor Adaletsizliğin ve utancın takip etmediği.Smagliante e fiero, il giorno sublime arriva, Scacciando per sempre l'ingiustizia e la vergogna.
Bunu ikinci sırada Avrupa Birliği ülkeleri takip etmektedir.La finale fu la seconda di seguito tra nazionali europee.
Haçlıların Göksu Irmağı vadisini takip edip Akdeniz'e inmeleri planlanmıştı.Egli preferì scendere per il versante amazzonico delle Ande e recarsi a La Plata.
Onu takip çabaları sonrası adanın diğer sakinleri ile karşılaşılır.Dalla città partono sentieri che la collegano con altri centri dell'isola.
Hüseyin, fikren babası Ali'yi takip etti.Pertanto, Pascal stava parlando del padre di Aiden...
Dizi, çiftin tanışmalarını, aşık olmalarını ve evlenmelerini takip etmektedir.Dopo la datazione, ammettono di essere innamorati e vogliono sposarsi.
Takip edilmesi kolaydır.È molto facile catturarlo.
Onları takip eden Jack, müthiş bir gizemi keşfeder.Da qui Jack avrà a che fare con una serie di avvenimenti misteriosi.
Grup, takımın tüm profesyonel ve amatör maçlarını takip etmektedir.La società viene radiata da tutti i campionati calcistici professionisti e dilettantistici.
Yatırılan paranın geri dönüşü kesin olarak takip edilebilir.L'interesse in capitalizzazione continua può essere giustificato come segue.
Onun örneğini takip etmeliyiz.Мы должны последовать его примеру.
Mevzuyu son derece hassas bir biçimde takip etmeyi sürdüreceğiz.Мы ещё очень внимательно понаблюдаем за ситуацией.
Katya sağlıklı beslenme ile ilgili bir yayını takip ediyor.Катя читает журнал о здоровом питании.
Beni takip et!Следуй за мной!
Tom Mary'nin takip etmesi için el ile işaret etti.Фома подал знак рукой Маше, чтобы она следовала за ним.
Tom'u takip et.Следи за Томом.
Bizi takip et.Следуй за нами.
Bizi takip edin.Следуйте за нами.
Tom onu takip etmemi işaret etti.Фома сделал мне знак следовать за ним.
Beni takip et.Следуй за мной.
Posta takip numarasını ona sorabilir misin?Ты можешь спросить у него номер отслеживания почтового отправления?
Onu takip edelim.Давайте последуем за ним.
Baptistler Büyük Felaket'tan önce İsa'nın dünyaya inip takipçilerini cennete götüreceğine inanırlar.Баптисты верят в восхищение Церкви до начала Великой Скорби.
İnananların çoğu peşini bıraktı, ufak bir grup onu takip ederek Müslüman oldu.Многие верующие последовали их примеру, и община в короткое время значительно возросла.
Onun örneğini takip edeceğim".Я последую его примеру».
Hikâye temel olarak "Silahlı Dedektiflik Bürosu" üyelerini ve günlük yaşamlarını takip etmektedir.Сюжет в основном повествует о членах «Боевого Детективного Агентства» и их повседневной жизни.
Vali onu takip eder.Губернатор за ней.
Bunu konuşmalar, dualar, müzik ve her iki ulusun millî marşları takip etmiştir.Затем последовали речи, молитвы, музыка и национальные гимны обеих стран.
Segâh makamı ise, kararını segâh perdesinden alan, çıkıcı seyir takip eden bir makamdır.Yacatecuhtli) — бог-покровитель путешественников. тламатини, тламатиниме Несауалькойотль (аст.
"Neredeyse gündüz ve gece beni takip ediyorlar."Днём и ночью я думаю только о них».
Sundaland ile Wallacea arasındaki sınır Wallace Hattını takip eder.Границей между Сундаландом и Уоллесией служит линия Уоллеса.
Onu ikişer ödülle 30 Seconds to Mars, Bruno Mars ve Justin Bieber takip etti.По две награды за вечер забрали Thirty Seconds to Mars, Бруно Марс и Джастин Бибер.
21 milyondan fazla takipçileri vardır.Более 21 миллиона транзисторов.
Takip eden yıl ürettikleri ikinci planör ise çok daha kötü sonuç vermişti.Их второй планёр, построенный в следующем году, оказался ещё менее удачным.
Bu nedenle emniyet kontrol sistemlerinin, PLC dünyası örneğini takip etmeleri şaşırtıcı değildir.Поэтому неудивительно, что на развитие защитных систем управления оказывает влияние мир ПЛК.
Beni birçok kulüp takip ediyordu.Выступал во множестве клубов.
Yoga uygulayan veya yoga felsefesini takip eden kişiye yogi ya da yogini adı verilir.Того, кто изучает и практикует йогу, именуют йогом или йогином.
Güneş sistemindeki gezegenlerin dönüş oranı ilk olarak görsel takip cihazlarıyla ölçülmüştür.Скорость вращения планет Солнечной системы была впервые измерена путём визуального наблюдения.
Sovyetler birliği Buran’ ı takip etme yoluna girmişti.«Я всегда знал, что уеду из Советского Союза».
İblis tarafından ele geçirilmiş olan Janice, Annabelle'in odasına saklanan Linda'yı takip etmeye devam eder.Бесноватая Дженис продолжает преследовать Линду, которая прячется в комнате Аннабель (Би).