GPS kişisel takip cihazları yaşlı ile savunmasız bakımında kullanılır.Die GPS-Klassifikationsmethode gilt als objektiv und benutzerunabhängig.
Bunu takip eden yıllarda şehir önemini kaybetmeye başladı.Seit dieser Zeit verlor die Stadt ihre Bedeutung.
Hertz, 1888 yılında elektromanyetik radyasyonun üretilebileceğini ve takip edilebileceğini kanıtlamıştır.Hertz gelang es 1886 als Erstem, freie elektromagnetische Wellen experimentell zu erzeugen und nachzuweisen.
Takip eden günlerde civardaki çok sayıda köy ele geçirildi.In den folgenden Jahren wurden zahlreiche Dörfer der Umgebung eingemeindet.
Sonra hocasının izini takip ederek bir yıl Henry Moore'un asistanlığını üstlenmiştir.Er arbeitete ein Jahr als Assistent bei Henry Moore und folgte damit dem Beispiel seines Lehrers Caro.
Takip eden ilk olimpiyatlar 1992 Olimpiyat Oyunları'ydı.Es war als eine weitere große Veranstaltung nach den Olympischen Spielen 1992 gedacht.
Beni takip ederseniz, size hastane yolunu göstereceğim.Si vous me suivez, je vous montrerai le chemin pour l'hôpital.
Köpek kuyruğunu sallayarak sahibini takip ediyordu.Le chien suivait son maître en remuant la queue.
Benimle dalga mı geçiyorsun yoksa ne? Senin konuşmayı kesmeni ve dersi takip etmeni üç kere istedim.Tu te moques de moi ou quoi ? Ça fait trois fois que je te demande d'arrêter de parler et de suivre le cours.
Doktorun tavsiyelerini takip etmediğim için pişmanım.Je regrette de n'avoir pas suivi le conseil de mon médecin.
Beni takip et! Başka bir odaya geçelim.Suis-moi ! Passons dans l'autre pièce.
Beni takip ediyor musunuz?Vous me suivez ?
Böylece takip eden her gece(ya da gündüz)ile ileride olacaktır.Ensuite ils passent la nuit entière à défier Allah.
1926 yılında, diğer kardeşi Horst'u takip etti ve Scout hareketine katıldı.En 1926, il rejoint son autre frère, Horst, dans le mouvement scout.
Takip eden dört yıl boyunca düzenli olarak Port-Royal ile Paris arasında yolculuk etmiştir.Pendant les quatre années suivantes, il fit régulièrement le voyage entre Paris et Port-Royal des Champs.
28 Mayıs akşamına kadar tekil Rus gemileri Japonlar tarafından takip edilerek batırılır.Jusqu'au soir du 28 mai, les navires russes isolés furent poursuivis par les Japonais.
Tanrı'nın adı ile ilk ben saldıracağım ve siz cesaretle beni takip edeceksiniz.Je vais attaquer le premier avec l’aide de Dieu ; suivez-moi avec bravoure.
Antalas'ın adamları onların önünden kaçtı, Artabanes onları takip etmeyip, geri döndü.Les hommes d'Antalas s'enfuient devant lui, Artabanès de se lance pas à leur poursuite mais fait demi-tour.
Bu arada yeni modern elektronik müzik teknolojileri merak sardı ve video kurslarını takip etti.Il s'intéresse aux nouvelles technologies de musique électronique et prend des cours de vidéo.
Ancak Palladio'nun dünyadaki en etkili takipçisi, İngiliz Inigo Jones oldu.Le disciple anglais de Palladio le plus influent était Inigo Jones.
Lincoln diğer mahkûm Turk'ü takip eder, çünkü O'na Michael'ın yerini bildiğini söylemiştir.Lincoln est guidé par un autre prisonnier, Turk, qui croit savoir où se trouve Michael.
Bunu konuşmalar, dualar, müzik ve her iki ulusun millî marşları takip etmiştir.Suivirent des discours, prières, concerts, et les hymnes nationaux des deux pays.
Bunu "Discours du docteur O'Grady" adlı romanıyla takip etti.Cet ouvrage sera suivi des Discours du docteur O'Grady.
Pothos ve Leo'nun her ikisi askeri kariyeri takip edip, yüksek rütbelere ulaştılar.Pothos et Léon ont tous les deux des carrières militaires et atteignent des postes importants.
Takip eden yıllar, onun ne kadar yetenekli olduğunu kanıtladı.Les années suivantes, il confirme son grand talent.
Markham'ın yaşamı ve işinin daha titiz değerlendirmeleri takip etmek içindi.Des évaluations plus critiques de la vie et de l'œuvre de Markham suivront.
Yaklaşık 500.000 kişi caddelerde tabutun geçişini takip etti.Près de 500 000 personnes sont alignées dans les rues pour voir passer le cercueil.
Ertesi yılın ağustosunda Linux Platformu için bir sürümü takip ettiler.Au mois d’août de l’année suivante, ils ont continué avec une version pour la plate-forme Linux.
Takip eden haftalarda, İspanyol teklifi Avrupa'da gündem haline geldi.Au cours des semaines suivantes, l’offre espagnole déchaîna les passions en Europe.
Bath'ta kanal nehirden ayrılmakta fakat izleyebildiği kadar vadisi olan Avon'daki Bradford'u takip eder.À Bath, le canal se sépare de la rivière, mais suit sa vallée jusqu’à Bradford on Avon.
Onu 2009'da devam filmi OSS 117: Lost in Rio takip etti.Il possède une suite sortie en 2009, OSS 117 : Rio ne répond plus.
Bizanslılar, 14 gemilik bir filoyu Rusların dağınık monoxyla filosunu takip için yollamışlardır.Les Byzantins lancent un escadron de 14 navires à la poursuite des monoxyles dispersés des Rus'.
Onu iki yıl sonra üçüncü albümü The Trouble with Being Myself takip etti.Puis, en 2003, elle réalise son troisième album, The Trouble With Being Myself.
Bunu takip eden yıllarda şehir önemini kaybetmeye başladı.Dans les années suivantes la ville perdit de son importance.
İlke 10 Şirketinizin felsefesini takip eden olağanüstü insanlar ve ekipler geliştirin.Faire apparaître des employés et des équipes exceptionnelles qui suivent la philosophie de sa société.
Takip eden müzakerelerin ardından Maximus'a Britanya krallığı verildi ve Octavius emekliye ayrıldı.Après négociations, Maxime devint roi de Bretagne et Octavius se retira.
Onun örneğini takip edeceğim".Souhaitons-lui de suivre sa trace »,.
Takip eden yıllarda Temyiz Mahkemesi Başkanı oldu.Dans les années qui suivent, il est fait contrôleur de gestion de la Cour.
Çünkü onların yük takip kapasiteleri sınırlıdır.Ses capacités au combat sont très limitées.
Beni birçok kulüp takip ediyordu.Il était suivi par de nombreux clubs européens.
Devlerin izlerini takip eder ve nihayet yerlerini keşfeder..Il suit les traces des Ogres, et finit par découvrir leur repaire.
Macrinus 8 Haziran 218'de Antakya'da bozguna uğradığında, Diadumenian babasının ölümünü takip etmiştir.Lorsque Macrin fut vaincu et capturé le 8 juin 218, à Antioche, la mort du fils précéda de peu celle du père.
Sırayla oyuncular aynı işlemi yapar ve böyle sıra takip eder.L'ordinateur joue à son tour et ainsi de suite.
Ancak düzenli olarak tıbbi takip gerekmektedir.Un suivi médical régulier est nécessaire.
Bunu başka cinayetler de takip eder.D’autres crimes suivront.
Onu on dört defa seçilmiş olan Karl Malone takip etmektedir.Karl Malone l'a réalisé 12 fois dont 11 fois consécutivement.
1759 - Jacob Frank'in takipçileri Polonya szlachta sınıfına katıldılar.1759 : Les adeptes de Jacob Frank rejoignent les rangs des szlachtas d'origine juive.
Aynı şekilde Anne'nin rakipleri de Anne'yi takip etmesini ister.Il demande également à Gabriel de surveiller Anne.
Fotoğrafçı bir süre maçı takip ettikten sonra tenis maçının gerçekliğine girer.Elle a découvert le tennis par hasard.
Lyell ise Darwin'in fikirlerini ilgiyle takip ediyor, ama sonuçlarını göremiyordu.Lyell est lui intrigué par les spéculations de Darwin sans se rendre vraiment compte de leur portée.
Bunu bir yıl sonra onları daha 'synthpop' tarzında olan Licht takip etti.Il est suivi un an plus tard de Licht, qui amène le groupe dans un style plus synthpop.
Tacitus'un anlattıklarına göre evlilikleri boyunca kocasını "sonu gelmeyen suçlamalarla takip etmişti".Tacite indique que pendant leur mariage « elle ne cessa de poursuivre son mari de ses accusations ».
Yansıtıcı, gün boyunca güneşi takip mekanizmaları ile takip eder.Les miroirs suivent automatiquement le soleil toute la journée.
Araç takip aracın yerini harita üzerinde gösterme işlemidir.Il présente également un radar montrant le lieu dans lequel se trouve la voiture par rapport à la carte.
Korkunç bir takip başlamıştır.Une impitoyable traque a débuté.
Meraklı genç varlığı takip eder, onu bir ağacın yanında görür.Son fils a tendance à le voir à la place d'un arbre.
Ancak askerler onları takip etti ve saklandıkları yerde kuşattı.Mais les observateurs ont retrouvé leurs traces et les encerclent.
Takip eden 4 yılda Zaragoza sezon sonlarında hep puan durumunun alt sıralarında kaldı.Depuis quatre générations, les Yelnats se trouvent toujours au mauvais endroit au mauvais moment.
Patronumu takip ederim.Voir aussi patron.
Bunu parlamento tarafından çıkarılan çeşitli yasalar takip etti.Il promulgue les lois adoptées par l'Assemblée.