İngiliz destroyerleri de takip etmekteydi.De fortsatte efter de flygtende englændere.
Bunda, Jänichen, 1849'da John Mitchell Kemble'nin İngiltere'deki Saxonların Tarihi önerisini takip etmektedir.Denne teori blev først fremsat i 1849 af John Mitchell Kemble i History of the Saxons in England (p. 419).
Günümüz tarihçilerinin çoğu da onun bu yorumunu takip etmektedir.Mange af hans undersåtter følger hans eksempel.
Aylaklar da onu takip etmektedir.Fremdeles er mongolene etter han.
Ve kendisini takip etmek için sabahları Det.Hun er innom på morgenene for å mate dem og se etter dem.
Onu 211 kişiyle Bekirli takip etmektedir.Etaten stod da igjen med 224 tjenestesteder.
Avrupa Birliği yaz saati uygulamasını takip etmektedir.Denne ordningen følger europeisk sommertid fastsatt av Den europeiske union.
Her türlü kaçakçılığı men ve takip etmek.Avstå fra utroskap og alle former for seksuelt misbruk og utnyttelser.
Birisi Sara'yı takip etmektedir.Hun etterfølger Kristian Seltun.
Tek görevi Harry'yi Slughorn'un ofisine kadar takip etmektir.Harry segera membawanya ke kantor Slughorn.
Antipas'ın çözümünün bir parçası, kurucu olarak babasının bir ayak izlerini takip etmekti.Bagian dari solusi Antipas adalah mengikuti jejak ayahandanya sebagai pembangun.
Bununla birlikte, kullanıcılar takip etmek isteyebileceği diğer konumları da ekleyebilir.Selain itu, pengguna juga bisa memblokir pengguna lain yang telah mengikuti mereka.
Hikâye temel olarak "Silahlı Dedektiflik Bürosu" üyelerini ve günlük yaşamlarını takip etmektedir.Câu chuyện chủ yếu tập trung vào các thành viên của "Cơ quan thám tử vũ trang" và cuộc sống hằng ngày của họ.
Beth daha sonra kendi başına ormana gider ve Daryl ise onu arkasından takip etmektedir.Cô liền đi vào trong rừng và Daryl bước theo cô.
Birisi Sara'yı takip etmektedir.Về sau anh phục vụ cho Sara.
Tabi iblis çetesi de onu takip etmektedir.続いてソ連の探査機もそれを追認する。
Ian arkadan takip etmektedir.エレンを陰で攻撃している。
Kevin ile birlikte yemek yemeye giderler ama ölüm onları takip etmektedir.ケヴィンと親交を持つようになるが、後に謀殺される。
Aylaklar da onu takip etmektedir.義経らもこれに続く。
Ve kendisini takip etmek için sabahları Det.朝夕に分服する。
Fakat Kundakçılar Kulübü'nün şefinin emir verdiği adamlar, onları takip etmektedirler. {Alıntıdır]司令 組織の長で、カヲルたち監視者に指示を出している。
Antipas'ın çözümünün bir parçası, kurucu olarak babasının bir ayak izlerini takip etmekti.父の敵であるシンセミアを追うことも参加した理由の一つであった。
Avrupa Merkez Bankası, euro banknotları ve madeni paralarının dolaşımını yakından takip etmektedir.欧洲中央银行会密切监控欧元纸币和硬币的库存及流通。
Rusya'yı 59 milyarder ile Almanya takip etmektedir.俄羅斯共有87位,德國共有59位。
Pek çok cihaz, düzenlemeler için E.161 standardını takip etmektedir.수많은 장치들은 배열을 위해 E.161 표준을 따른다.
Uygun görüş: Hükümet hem görüş istemek hem de o görüşü takip etmek zorundadır.그럼에도 정부는 이의를 제기하겠다는 말만 되풀이하며 저자세를 보이고만 있다.
Şarkı Do minör–Do minör/Do minör–Mi bemol/Sol minör akor dizisini takip etmektedir.노래기·왕노래기·공노래기·민달팽이노래기·붉은반점노래기 등이 이에 속한다.
Birisi Sara'yı takip etmektedir.ואחד מאלה שעוקבים אחרי פילוני.
Geronio da karısını takip etmektedir.במקביל, פרנצ'סקו בוגד גם באשתו.
Aylaklar da onu takip etmektedir.במקביל, צוקו מחפש אותם גם הוא.
İsveç'in en popüler televizyon gösterisi olup her yıl 4 milyon civarında İsveçli yarışmayı takip etmektedir.זאת אחת מתוכניות הטלוויזיה הנצפות ביותר בשוודיה, וההערכה היא שצופים בה למעלה מארבעה מיליון איש מדי שנה.
2007 senesinde bir kadın kendisini takip etmekten şüpheli bulunduğu için tutuklanmıştır.בשנת 2007 נפתחה חקירה נגד בשארה בחשד שריגל לטובת חזבאללה.
Ve kendisini takip etmek için sabahları Det.Въпреки всичко на сутринта продължава сам.
Onu on dört defa seçilmiş olan Karl Malone takip etmektedir.U idućem napadu loptu je primio Karl Malone.
Ian arkadan takip etmektedir.Hanna ga slijedi iz blizine.
Amerika’yı %10 ile Çin, %6,4 ile Brezilya takip etmektedir.Za nimi nasledujú Kanada so 6% a USA s 5%.
Avrupa Merkez Bankası, euro banknotları ve madeni paralarının dolaşımını yakından takip etmektedir.Europos Centrinis bankas atidžiai stebi euro monetų ir kupiūrų apyvartą ir kiekį.
Antipas'ın çözümünün bir parçası, kurucu olarak babasının bir ayak izlerini takip etmekti.Į statybų sritį Gediminas Kazlauskas patraukė sekdamas tėvo pėdomis.
Onu 211 kişiyle Bekirli takip etmektedir.Liidul on 211 liiget.
2007 senesinde bir kadın kendisini takip etmekten şüpheli bulunduğu için tutuklanmıştır.2007. aastal viibis ta vahi all süüdistatuna õigusmõistmise takistamises.
Rusya, 12'si altın toplam 22 madalya ile ABD'yi takip etmektedir.USA-l oli kuldmedaleid 40, Nõukogude Liidul vaid 22.
İrfan Galip bu söylentileri gazeteler aracılığıyla takip etmektedir.Au ja rikkus sellele kes avaldab selle tõe ajalehtedes.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.Men det han gör är så enkelt att följa.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.Aber was er macht, dem ist so einfach zu folgen.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.Ale to, co robi, łatwo naśladować.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.Dar ceea ce face este atât de ușor de urmat.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.De amit csinál, azt nagyon könnyű követni.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.Este é o primeiro seguidor, com um papel crucial.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.Jeho príkladu je však ľahko nasledovať.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.그렇지만 저 남자가 하고 있는 건 따라하기 아주 쉽죠.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.Maar wat hij doet is zo makkelijk te volgen.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.Mais ce qu'il fait est si facile à suivre.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.Men det han gør, er så let at efterligne.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.Mutta mitä hän tekee on niin helppoa seurata.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.Nhưng những gì anh ta làm thì dễ để làm theo.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.Pero lo que él hace es fácil de seguir.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.Tapi apa yang ia lakukan sangat mudah diikuti.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.Vendar temu, kar počne, je tako preprosto slediti.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.Αλλά αυτό που κάνει είναι τόσο εύκολο να βρει μιμητές.
Ama onun bu yaptığını şeyi takip etmek çok kolay.Але дуже легко за ним послідувати.